Bu ülkede; akıllarınca istediklerinde operasyon, istediklerinde 15 TEMMUZ darbe hareketi, istediklerinde suikast, istediklerinde kumpas ve istediklerinde provokasyon yapmak isteyenler, akıllarını başlarına alsınlar. Bu ülkeyi FETO ile ılımlı İslam anlayışında de beleyip, şükürcü toplum yapmak isteyenler, sanıyorlar ki burası; Suriye, Irak, Mısır ya da Ortadoğu’nun bir ülkesidir. Hayır beyler öyle değil. Bu ülke devlettir ve bu ülkenin Atatürk devrim ve ilkelerinden beslenmiş bir Cumhuriyetçi toplumu, İslamiyet’i Laiklik ile korumuş ve beslemiş bir inanç yapısı var. Hatta yetmez bu ülkenin demokrasinin betonları var. Bu günlerde Türkiye’de geçte olsa anlaşılmış bir gerçek yaşanıyor. Neredeyse iflas etmek üzere olan NATO karşısında Rusya’nın önderliğinde oluşan, “Yeni dünya blok yapısı.” Türkiye bu blok içerisinde mutlak yerini almalıdır. Bu gelişmeyi önceden sezen ABD Türkiye Cumhuriyet’in hükümetine yaptırıla bilinecek en büyük hatayı yaptırmıştır. “Türkiye’nin Rus uçağını düşürmek” işte bu ABD’nin FETO aracılığı ile ne yazık ki hükümetin de paçasını bulaştırarak yaptığı bu talihsiz eylem; geciken ve yara alan Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkileri doğurmuştur. Şimdi neler olacak? Rus büyükelçisinin; dışarıda binlercesi olan FETO’nun militanlarına yaptırdığı acımasız ve zalimce yapılan suikastın, kimler tarafından ve niçin yapıldığının perdesini aralamıştır. Ne Türkiye, nede Rusya bu oyuna gelmeyecektir, gelmemelidir. Çünkü Rusya ve Türkiye birlikteliği, ABD’nin ve AB’nin Ortadoğu üzerinde ki hayal ve projelerini alt üst edecektir. Yenidünyanın patronlarından biri de Türkiye olacaktır. AB’de Türkiye’nin , içinde olmadığı bir süreci yaşamanın acısını çekçektir Çünkü Türkiye yeni gelişen dünyanın diğer yüzünü geçte olsa anlamıştır. Türkiye Rusya ile olan ilişkilerini ancak bir İran savaşıyla boza bilir. Bugün Türkiye de bir iç savaş tellallığı yapan ABD bunun hevesini kursağında değil başka yerinde hissedecektir. ABD katildir ve yok edicidir. Türkiye bu gerçeği kavramalıdır. Rus büyük elçisinin de ve diğer tüm terör olaylarında tek temsilcisi ve yapanı vardır ABD’dir. FETO bu olayların taşeronudur. Unutmasın, ABD’nin işi bittiğinde ilk dışarıya bırakacakları adam FETO’dur. Türkiye; Suriye ve birçok ülkenin mültecilerini barındıra bilir. Ama Hak esirgeye Türkiye’nin mültecilerini kimse sahiplenmeyecektir. Bu anlamda bu yazıda yazdığım her şey Türkiye için kumpastır ve ABD bunu yapmak için her yolu deneyecektir. Unutmamak lazım içimizde on binlerce ABD ajanı dolaşıyor Daha bir çok ülkenin ajanları ve provokatörleri dolaşıyor. Halkımız bu oyunları bozacak bilinç yapısına sahiptir Her siyasi liderin ve devletin başının dilinden düşmemesi gereken cümleler şu olmalıdır. “Türkiye kardeşleriyle mutludur.” Birlikte yaşadığımız kardeşlerimizle aramızda sorun yaratmak, kardeşlerimiz dahil; geleceğin kararması ve bir iç savaş senaryosunun kendisidir. Bizim Ortadoğu’dan farkımız; -Bir liderimiz ce dünyaya tescillediğimiz dünya liderimiz var. Işıklar içinde yatsın. -BU devlet büyüğümüzün bizlere bıraktığı devrim ve ilkeleri var. -İslamiyet’i Ehlibeyti üzerinden bilir ve gerçeklerine, emrettiklerine uyan aydınlık bir toplum yapımız var. -Biz Avrupalıyız ve medeniyet bizim beşiğimizdir. -Vatan ve millet sevgimiz asıldır. Özgürlükler bizim vazgeçilmezimizdir. Biz dünyalıyız, çağdaşız ve medeniyetin beşiğindeyiz. Tankların önüne demokrasi için yatarız ama ABD’nin uşaklığını asla yapmayız. Biz bir bütünüz ve kardeşiz. Bizi kimse kendine benzetemez. Bir milletin ülküsü vardır, o da bizde fazlasıyla vardır.
Bir yandan dört bir yanımızı kuşatan işgalci devletler, bir yandan ayağında çarığıyla yarı aç savaşan yurt severler, diğer taraftan masa başında ülkeyi parçalamak için sinsilikleri bir türlü bitmeyen emperyalist kuşatmalar. Hesaplar işgalci devletlerin; Osmanlı’nın son dönemlerinden arta kalan Anadolu topraklarını paylaşmak, koskoca bir tarih geçmişi olan milletimizi esaret altına alıp asimilasyona uğratmaktı.
İşte Çanakkale destanı bu yüzden yazıldı.
Cumhuriyeti için büyük önem taşımaktadır. Dünya tarihine geçen bu savaşta İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını geçemeyerek askerlerini tahliye etmek zorunda kalmıştı. Her siperde ayrı bir destan yazan Türk askerleri, düşman askerine karşı mücadele vererek, emperyalizme karşı dünya literatürüne geçen destansı bir savaş vermişti. İşte;
ÇANAKKALE ZAFERİ ANLAMI VE ÖNEMİ!
Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul'u zapt etmek suretiyle Almanya'nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya'nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bitti ye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler, bir yandan dört bir yanımızı kuşatan işgalci devletler, bir yandan ayağında çarığıyla yarı aç savaşan yurt severler, diğer taraftan masa başında ülkeyi parçalamak için sinsilikleri bir türlü bitmeyen emperyalist kuşatmalar. Hesaplar işgalci devletlerin; Osmanlının tüm direncini yitiren küllerinden arta kalan Anadolu topraklarını paylaşmak, koskoca bir tarih geçmişi olan milletimizi esaret altına alıp asimilasyona uğratmaktı.
İşte Çanakkale destanı bu yüzden yazıldı.
27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca, Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir.
Birleşik Krallık Savaş Konseyi sekreteri Albay H