Örgütün Tabutuna Çakılan Son Çividir

Siyasi partilerde demokrasi tabelası asılıdır, içeride ise ortaçağ düzeni hüküm sürer. Adı delege sistemidir. Kağıt üstünde temsiliyet, gerçekte ise ağalık.

Bu sistem örgütlenmenin gücünü kırmıyor, paramparça ediyor.

Bir mahalle düşünün. Yüzlerce üye var. Emek veren, afiş asan, kapı çalan, yağmurda ıslanan gençler var. Ama gün gelir, sandık kurulur ve üç-beş kişinin mutfakta yazdığı bir liste, o yüzlerce insanın iradesinin üzerine çöker. Listeye giren delege olur, giremeyen kapının dışında kalır. O andan sonra partinin sahibi artık örgüt değil, o listedir.

İşte ağalık burada doğar.

Delege olduktan sonra o kişi artık seçmen değildir, seçtiren olur. İlçe başkanını o seçer, il başkanını o seçer, kurultay delegesini o seçer. Tabanın sesini kısmak için kurulmuş kusursuz bir filtre gibidir. Genel merkez de bu filtreyi çok sever, çünkü tabanla uğraşmak zordur, on tane delege ağasıyla anlaşmak ise kolaydır.

Böyle olunca ne olur?

Birincisi, örgüt ölür. Neden çalışayım ki der genç üye. Ben ne kadar çalışırsam çalışayım, kararları zaten o 400 kişilik kapalı devre verecek. Emek değersizleşir, biat değer kazanır.

İkincisi, iç dinamikler olgunlaşamaz. Bir partide fikir tartışması, eleştiri, yenilenme delege ağalarının işine gelmez. Çünkü yenilik, onların koltuğunu sallar. Bu yüzden en iyi bildikleri şeyi yaparlar: Uzlaşı adı altında tek liste, demokrasi adı altında sandıksız seçim. Her kongre öncesi aynı tiyatro, aynı fotoğraf, aynı birlik beraberlik masalı.

Oysa gerçek birlik, farklılığın çarpışmasından doğar. Bizde ise farklılık daha doğmadan boğulur.

YENİ Parti'nin denediği gibi üyenin doğrudan oy kullandığı ön seçim modeli bu yüzden önemlidir. Delegeyi tamamen kaldırmasan bile, siyasi kararı doğrudan üyeye vermek, ağanın elindeki sopayı alır. Çünkü ağalık, kapalı kapılar ardında, küçük sayılarla kurulur. Sandığı büyüttüğünde, yani 400 delege yerine 19 bin üyeyi sandığa çağırdığında, ağa ölür.

Bugün Efeler'de, Yedi Eylül'de, Cuma'da, Cumhuriyet'te yaşanan da budur. Üye var, heyecan var ama sistem hala eski alışkanlıklarla o heyecanı bir liste kağıdına hapsetmeye çalışıyor.

Siyasi partiler yasası değişmeden, bu delege tahakkümü kırılmadan, Türkiye'de hiçbir parti gerçekten demokratikleşemez. Örgüt, delegenin efendisi olana kadar da hiçbir parti iktidara yürüyemez, sadece kongreden kongreye kendi içinde iktidar değiştirir.

Delege ağalığı bitmeden, örgüt özgürleşemez.