Yenidünya düzeni, hızla yayılan Covid-19 insanlığa değişim sunusu olacak. Mevcut düzenler iyisiyle, kötüsüyle bu sunuyu, bu süreçte önce anlamaya çalışacaklar. Biraz zor olacak olacak,algı süreci uzun sürecek belki, ölüm korkusu ile değişim önceleri anlaşılır gibi olmayacaktır! Hatta toplum psikolojisi dayanılmaz bir patlama da göstere bilir! Ancak devletler uzun ömürlü ve soluklu olacakları için, kafalarına düşen bu taşın iyi taraflarını, hatalarından dolayı çekeceklerinin akabinde deüişimin zorunlu olduğunu algılayacaklardır! Çünkü bu dünyayı güzelliklerinden arındırıp, bataklığa sürükleyen de kendileridir. Anlaşılmaz teklik duygularının, Totaliter yapılanmaya Oportinis yönetim kaynaklı anlayışı; algı yapılanmasıyla kurdukları sözde imparatorluklarına kaçınılmaz bir son ile kendileri öncelikle batacaklardır. Krallıkların, İmparatorlukların tuzla buz olduğu yirminci Asırda, yerine kurulan toplumsal yapılanmanın ürünlerinden olan çağdaş dünyaya, çıkarları ve makyavelist yönleriyle adeta kök söktüren, insanların büyük bölümüne yaşam hakkı tanımayan düzenlerin, yok olmaya mahkûm bir sürecin içine girdiklerini görüyorlar. -Toplumların büyük bir kısmı açlığa mahkûm edilirken kendilerinin doymak bilmez gözlerinin, kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımamalarına dur diyen -Doğanın ekolojik dengesini koruyan börtü böceğe yaşam hakkı tanımayan, yaşadıkları dünyayı talan edenler, rant uğruna insafsızca doğaya kıyanlara, her türlü kötülüğü yapılanlara dur diyen -Silahlandırmanın ölçüsünü kaçıranlara, bu uğurda her türlü akıl almaz teknolojilerle üretilen silah sanayi ürünlerini satma adına Pazar yaratan kan emicilere dur diyen -Anne Babayı kendi çıkarları ve istemleri yerine getirdikleri müddetçe seven, eğlenmekten, çılgınca ekşinden başka bir şey düşünmeyen, kendi egolarının ve hazlarının bencilce yerine getirilmesini isteyen, ileride vatan ve ülkem tanımının bile ne anlama geldiğini bilemeyecek durumda olacak yeni neslin yok olmasına daha fazla müsaade etmeden dur diyen -Toprağı ekip biçen, ülkesini üreterek büyütmeye namzet en büyük kesim; tarım emekçilerinin yiyecek ekmeyi kazanmayı bırakın, kredilerinden dolayı bakmalara borç batağına düşen ve karın doyurmayı bile beceremez duruma gelmelerine dur diyen -iki büyük gücün kendi ülkelerinin çıkarları için dünya insanın ve değerlerini hiçe sayarak, otuz yıldan beri dünyayı kana bulayan bu güçlere daha fazla fırsat vermeden dur diyen -Geleceği ve dünyayı “G8” ler adı altında yönetmeyi planlayan, güçsüzleri parçalayıp ufak devletlere bölmeyi hedefleyen, terörü meşru sayıp terörist devletleri kuran, vahşi kapitalizmin daha fazla yol almasına dur diyen -Saat başı kadın cinayetlerine, çocuk tacizlerine imkân tanıyan inanç bezirgânları ve rantiyecilerine, Sosyal adaletin topuzu İslamı tanınmaz hale getirenlere, Allah ile İnsan arasında birçok köprüler kuranların, bu yolla helale; harama ve zıkkım karıştıranların daha fazla İslamı ve inançları tekelcilerin elinin altında tutmak isteyenlere dur diyen - Yazmakla bitmeyecek nusübetlere dur diyen COVİD-19 Koronavirüsü sana bu yaptıklarından dolayı bilmeme ne demeli/Kızmalımı, akla gelmez laflarla hakaret mi edelim/Yâda sen nelere kadimsin mi diyelim…Şimdilik bilemedik! Umut ve direncin asla kaybolmadığı, fırtına ve dalga boyu denizlere yeleken açan takarlın, maviliklerde; özgür ve kardeşçe bir yaşama dair geleceğe not düşmeleri dileğimle; Ülkemin 23 Nisan bağımsızlık ve Çocuk bayramını kutluyorum.
Bir yandan dört bir yanımızı kuşatan işgalci devletler, bir yandan ayağında çarığıyla yarı aç savaşan yurt severler, diğer taraftan masa başında ülkeyi parçalamak için sinsilikleri bir türlü bitmeyen emperyalist kuşatmalar. Hesaplar işgalci devletlerin; Osmanlı’nın son dönemlerinden arta kalan Anadolu topraklarını paylaşmak, koskoca bir tarih geçmişi olan milletimizi esaret altına alıp asimilasyona uğratmaktı.
İşte Çanakkale destanı bu yüzden yazıldı.
Cumhuriyeti için büyük önem taşımaktadır. Dünya tarihine geçen bu savaşta İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını geçemeyerek askerlerini tahliye etmek zorunda kalmıştı. Her siperde ayrı bir destan yazan Türk askerleri, düşman askerine karşı mücadele vererek, emperyalizme karşı dünya literatürüne geçen destansı bir savaş vermişti. İşte;
ÇANAKKALE ZAFERİ ANLAMI VE ÖNEMİ!
Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul'u zapt etmek suretiyle Almanya'nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya'nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bitti ye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler, bir yandan dört bir yanımızı kuşatan işgalci devletler, bir yandan ayağında çarığıyla yarı aç savaşan yurt severler, diğer taraftan masa başında ülkeyi parçalamak için sinsilikleri bir türlü bitmeyen emperyalist kuşatmalar. Hesaplar işgalci devletlerin; Osmanlının tüm direncini yitiren küllerinden arta kalan Anadolu topraklarını paylaşmak, koskoca bir tarih geçmişi olan milletimizi esaret altına alıp asimilasyona uğratmaktı.
İşte Çanakkale destanı bu yüzden yazıldı.
27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca, Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir.
Birleşik Krallık Savaş Konseyi sekreteri Albay H