Kıbrıs Türkiye için jeopolitik ve jeostratejik öneme sahiptir.
Ulu önder Atatürk’ün de ifade ettiği gibi Kıbrıs, stratejik olarak ve Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından çok büyük bir önem taşımaktadır. Adadaki Türk varlığının korunması, Türkiye açısından hayati öneme sahiptir. Kıbrıs Türkiye’nin Akdeniz’de nefes almasının yanı sıra iktisadi alanı ve kabiliyetinde, güvenlik stratejisinde son derece öneme sahiptir. Doğalgaz ve petrol boru hatlarının İskenderun körfezine kadar uzanması, Akdeniz’de ki doğal zenginliklerin ülke ekonomisine katkıları da hayati önemdedir.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, yanlarına İsrail ve Mısır’ı da alarak bölgede bir blok oluşturmaya çalışarak Türkiye’nin Akdeniz’de çıkan kaynaklardan payını almasına engel olmaya çalışmaktadırlar. İtalya, Ürdün ve Filistin’in katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu kurularak blok oluşturan bu devletlerle, Türkiye çıkarlarını korumak adına mücadele etmektedir. Son dönemde Suriye’deki iç karışıkların çözüme kavuşmaya başlaması ile, Akdeniz’deki yatırımlar aktif halde harekete geçirilmek üzere planlamalar yapılmaktadır. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak uluslararası şirketlere çağrı yaparak (7 numaralı ruhsat sahası) petrol aranması için yetki vermesi,hem Kıbrıs’ın eşit ortağıKıbrıs Türklerinin hem de Akdeniz’de Kıbrıs adasına en yakın kıyısı olan Türkiye’nin haklarını gasp olarak değerlendirilmektedir.Türkiye de uluslararası hak ve menfaatlerini korumak amacıyla adadaki eşit payını haklı olarak talep etmektedir. Türkiye, İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresinde “Barış İçin Paylaş” sloganıyla hareket etmiştir. Türkiye diplomatik çabalara uluslararası kuruluşlar ve kamuoyundan yeterli desteği almadığı takdirde, askeri unsurları kullanma kapasitesini devreye sokacaktır. Türkiye’nin jeopolitik önemi, uluslararası diplomaside göz ardı edilmemelidir. Bölgesinde kilit konumda olan Türkiye, anlaşmalardan kaynaklı haklarını koruyacak ve alacak kapasitededir. Bölgede yaşanacak istikrarsızlık ve çatışma ortamı sadece Türkiye değil, bölgenin ortak paydaşları olan, Avrupa Birliği (AB) olmak üzere Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail gibi bir çok ülke içinde olumsuz sonuçlar doğuracaktır . 22. Dünya Petrol Kongresinde “TURKEY forEnergy” sloganı ile Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu, uluslararası diplomasi ve uluslararası projelerde üstlendiği başarılı görevler “kilit konumda ve beceride” olduğunun ispatıdır.
Akdeniz Bölgesinde Türkiye’nin içinde olmadığı projelerin başarı şansı bulunmamaktadır. Yabancı ülkeler ile çok uluslu şirketlerin Türkiye’nin kıta sahanlığı içerisindeki projelerde kalıcı ve istikrarlı kazanç elde etmek adına birlikte hareket edecek aklı geliştirmeleri zaruridir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin kıta sahanlığında,hakları verilmediği sürece yapılacak petrol ve doğalgaz faaliyetlerine müsaade etmeyeceği anlaşılmalıdır.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş milletler Türkiye’nin Akdeniz ve Ege’de ki haklarını savunmasına itiraz edemez. Türkiye Akdeniz de sınırı olan, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs varlığıyla Akdeniz’deki hakları daha da genişleyen ülkedir. Türkiye’nin Kıbrıs politikası, Türk’ler ve Rum’lar eşit ortaklardır, deniz yetki alanlarının uluslararası hukuk normlarına uygun ve adil hale gelmesi., kıta sahanlığındaki egemenlik haklarının korunması, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda kırmızı çizgisidir. Egede iki büyük sınır ortağından biri olarak Türkiye kıyı sahanlığındaki adalar konusunda uzun süredir yapılan hataların bedelini ödemektedir. Göz göre göre, kıyılarımızda adım adım yerleşim alanı haline gelmesi, hatta asker konuşlandırılması, Türkiye adına ulusal çıkarlar açısından kabul edilemez, politik kabiliyet olarak affedilemez tavizlerdir. Siyasi iradenin Egede son 20 yıllık politikası küçülme ve taviz ağırlıklıdır. Hayati öneme sahip bu hususta yapılan hataların telafisi öncelikle siyasete, sonra tüm ülkeye aittir.
Son dönemde ege sorununa aktif olarak müdahil olma isteğindekiAlmanya’ Yunanistan kıyılarında elde ettiği çıkarlar gereği hareket etmektedir. Almanya’nın Türkiye’nin Yunanlılarla anlaşması adına tezgahladığı önerisinde, Türkiye’den Ege Ordusunu lağvetmesini isterken, Yunanlılara da adaları silahsızlandırın önerisi ortaya atmıştır. Türkiye’nin Ege’de kendini koruma becerisini kendi eliyle yok etmesini isteyen Almanya, ayrıcabu öneri ile Türkiye’ninAdalardaki haklarını yok saymaktadır. Türkiye siyaseti ve bürokrasisinin bu kadar ilginç ve şeytani bir öneriyle karşı karşıya kalması, Ege Adaları, Kıbrıs ve denizler konusunda verdiğimiz taviz ve hataların bedelidirTürkiye siyaseti ve kamuoyu, Ege, Adalar, Akdeniz ve Kıbrıs konusunda vazgeçilmez haklarını koruyacak ve elini güçlendirecek beceriyi gerçekleştirmek mecburiyetindedir. Özellikle siyasi ayağın, yıllardır verilen tavizleri sonlandırıp, üstüne fazlasıyla geri kazanacak beceriyle, vazifesini eksiksiz yerine getirmesini umuyorum.
Siyasiler iyi yada kötü yaygara yapıyorlarsa, para ve gücün yerini değiştirmek için birileri operasyon yapıyordur! Soytarılar şov yaparken, alkış için orada kalabalık oluşturan halkı uyarmak isterim. Toplum alkıştan patlayan elleriyle meşgulken, feodaller ve tüccarlar iktisadi hayatı, sosyal yapıyı, kısacası kendi çıkarları doğrultusunda tüm havayı biçimlendirebilecek fırsatı da yakalamış olurlar.
