28 Şubat 2026'da katil ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava harekatı aslında büyük bir kaosun başlangıcıdır. Bugün gelinen noktada, göstermelik ateşkes çabaları sürse de ortaya çıkan tablo, sadece askeri bir operasyonun değil, canilerin oyunudur maalesef. Bu sonuçtan ilerleyerek ,Emperyalizmin temsilci katilleri Trump ve Netanyahu kötülüklerinin tokadını elbet bir gün yer ve tüm dünya ülkeleri tarafından yok edilirler umarım.
İran’ın ise Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerini hedef alması, savaşın Tahran ile Tel Aviv arasına sıkışmayacağını açıkça gösterdi. Acımasızca hükmeden ve gözleri dönen emperyalist sözde güçlerin başlatmış oldukları savaş, tam da bekledikleri sonucu vermedi aslına bakarsanız. İran, büyük zarara uğrasa da ideolojik bir yapıya sahip olması neticesinde yönetimin ve halkın teslim olacağı beklentisi iki katil ülkenin Milliyetçi duyguları hesaba katmadığını açıkça göstermektedir. İran halkı kaçmadan, sığınmadan ülkesinin arkasında sağlam bir duruş sergilerken, İran’a yapılan bu zulmün karşısında bazı İslam ülkelerinin sessizliği de dikkat çekmiyor değil. Hep savunduğum üzere Milliyetçili ilkesi bir ülkenin en temel yapısını temsil eden bir güçtür.
En can acıtıcı taraf ise savaşın en ağır bedelini, her zaman olduğu gibi sivillerin ödemesidir. Benim insanlık vasfım gereği vicdan sahibi olmamın sonucunda en çok ilgilendiğim yer asıl bu noktadır Katillerin ezdiği, güçlerine güç katmak için yaptıkları savaşlarda çocuklara yapılan canice katliamlara göz kapayan vicdan yoksunlarını tarih mutlaka yazacaktır. Orta Doğu ülkelerini hedef alan gözü dönmüş katillerin savaş anlayışında, gücün aşıladığı zehri saçma caniliği yatar. Bu anlayışla da bakıldığında bu iki ülke yok olmadan dünya üzerindeki savaşların bitmesi zor görünüyor.

