- ABD İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürdü
- İran, Irak'taki 2 ABD üssünü vurdu
- İran Ukrayna Hava Yolları'na ait yolcu uçağını yanlışlıkla vurdu: 176 ölü
- Endonezya'yı sel vurdu: 53 kişi hayatını kaybetti
- Filipinler'de korkutan patlama: Taal volkanı faaliyete geçti
- 14 Ocak'ta Pakistan'ın kontrolündeki Keşmir bölgesinde yaşanan çığ felaketinde 57 kişi hayatını kaybetti.
- Avustralya'daki orman yangınları: 25 insan, 1,25 milyar hayvan öldü!
- En son koronavirüs ve Çin!
Çin’de korona virüs sonrası genel durum; yeni yıl tatiline denk gelen bu süreçte kapalı işyerleri sayısı virüs tehdidi dolayısıyla artmış durumda. Toplu taşıma araçları çalışmıyor. Dışarı çıkma yasağı yok. Yeni yıl tatilinde ailelerinin yanlarına giden insanlarında etkisiyle metropollerde, hayalet şehir görüntüsü var. Sokaklar antibakteriyel köpüklerle yıkanıyor. İnsanlar maske takarak geziyor, N 65 tipi maske virüs nedeniyle tercih ediliyor. Yetkililer virüsün soğuk havayı sevdiğini, hava sıcaklıkları artınca etkisinin düşeceğini açıkladı. İnsanlar önlem amaçlı evlerinde yiyecek stoğu yapıyor. Şehirler karantinaya alınmış durumda, belirti gözlenen herkes anında karantinaya alınıyor. Hastalık semptomuyla hastaneye kaldırılanların büyük çoğunluğunun sağlık durumlarının iyi olduğu açıklanıyor. Virüs nedeniyle gerçekleşen ölümlerde çoğunlukla yaşlı kesim ve virüs harici sağlık problemleri olanların olduğu açıklaması yapıldı. Okul tatilleri iki hafta uzatıldı.
Koronavitüsle ilgili bilinmesi gerekenler: Koronavitüsler hayvanlar ve insanlar arasında geçebilen (zoonotik), bir hastalık. Şiddetli akut solunum sendromlu hastalık, zatüreye benzetiliyor. Virüsün bulaşmasından sonraki belirtilerin gözlendiği ilk 15 gün iyi takip edilmeli. Nefes darlığı, öksürük ve ateş belirtileri dışında kimi hastalarda balgamda görülür. Böbrekler ve akciğerleri tahrip ediyor, bağışıklık sistemini tahrip ediyor. Uzun süreli yakın temasta bulaştığı söyleniyor.
Dünya çapında vakalar görülmeye başlanan virüs salgını, umuyorum kısa sürede kontrol altına alınır.
Elazığ depreminde yaşamını yitiren insanımızın toprağı bol olsun, ruhları ışıklar içinde uyusun. Yaralanan vatandaşımız umuyorum kısa sürede sağlığına kavuşur. Zor durumda kalıp soğukla, açlıkla, hastalıkla mücadele içinde olan vatandaşımız, umuyorum kısa sürede , güvenli ve sağlıklı yaşam koşullarını kavuşacaktır. Yakınlarını kaybedenler, evlerinden olanlar ve yaralı yakınlarına güç ve şans diliyorum, yaşanan olumsuzlukları atlatmalarını umuyorum, acınız tüm yurtta derinden hissedildi. Deprem sonrası, ülkenin bir çok yerinden bireysel ve kurumsal çabalarla müdahale ve yardım amaçlı çalışmalar gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor. Deprem sonrası hassasiyeti, umuyorum tedbir için de gösterecek kabiliyete ulaşırız. Kızılay yardım isteği ve diğer yardım istekleri konusunda yersiz ve bence amacı aşan tartışmalar; hala gerçek nedenlere konsantre olamadığımızın, Halide Edip edebiyatında işlenen kadına linç kültürünün, tüm alanlarda nasılda yaygın olduğunun örneği olmaktan alamadı kendini. Gelişim, önce değişim kabiliyetine bağlıdır, olaylar ve anlar sorunları her an getirebilir, değişmedikçe, gelişmedikçe aşamayız. Belki de yaşananlar bir çeşit ikaz, artık doğa mıdır, biyolojik bir müdahale midir, ilahi mesaj mıdır, onu bireyin aklına bırakalım! Ne sebeple yaşanmış olsa da deprem, daha etkili yer hareketlerinde burnu kanamadan günlük yaşantısını sürdüren Japonya örneğinden ders almak adına siyasi ve toplumsal irademizin olduğunu sanmıyorum. Keza siyasi bakışı yetersiz bulup fazlasına talepkar olmayan halkın sorumsuzluğunu, daha iyisi mi vardı ki cümlesiyle, kaderciliğe baş kaldırmamak üzere ezberine hiç girmeyeceğim. Yine de laf sokuşturacak olursam küçükten; “değiştirmezsen, yüzsüzleştirirsin, yüzsüzleştirdiğinle de aran iyiyse, yüzsüzsün” diyerek bumerangın sorumlusu sensin ey halk demek zorundayım. Ben yaşanan olaylar sonrası sorumlu insanların kullandığı sözlere, yüz ifadelerine, sağlık durumlarına, psikolojik durumlarına bakarak veri toplamayı daha önemli görüyorum! Bakın ne göreceksiniz, tabi bakmayı biliyorsanız!?
Taparcasına hayranı olduğumuz, her söylediğine, hiç acaba demeden katıldığımız, şahıslar ve kurumlarla ilişiğimiz ne yazık ki taraftar görünümünde. Kendimden örnek vereyim, ben acayip egoist ve kendini beğenmiş biri olarak, çok şey sayabilirim. Yemek yapmayı biliyorum, evde ve iş yerinde lazım gelen tamiratları yapmayı biliyorum. Dağ evine gitsem odun kırmayı da, oduna şekil verip kulübe yapmayı da, doğadaki yenebilir bitkileri de, basit avlanma yöntemlerini de biliyorum. İnşaatla ilgili baba mesleğinden hayat tecrübesine, küçük çaplı, garsonluk ve şeflikten, emlakçılığa, ulusal çapta şirkette yöneticilik deneyiminden, otel yöneticiliğine, en son esnaflığa geçen bir hayat. Çok uzatmayayım, varda var, neden korkayım, yada birine tamah edeyim. Özenli hazırlanmış bir sofraya oturduğumda minnet söylevleri yerine küçük bir tebessümle olayı karşılayacak kadar küstah biri olarak, asıl söylemek istediğim yere geleyim. Sabaha hazır olsun diye ocağa koyduğum yumurta dolu 1 litrelik cezvenin patlama sesleriyle uyanıp, derin uyku halinde tekrar uykuya dalacakken, geçen tren sesini fark edip, sonra çıkan yüksek sese, acaba hırsız mı eve girdi diyerek ışığı açtığımda dumandan zehirlenmek üzere olduğumu fark edemeyecek kadar dikkatsiz ve özensiz birisinin kibirli olmasını değerlendirelim. Yolda yürürken, hareket halindeki arabanın tekerine çarpacak kadar dikkatsiz birinden bahsediyorum. Motor kullanırken kamyonun son anda durmasıyla lastiklerinin birkaç santim dibinde ezilecek kadar dikkatsiz biri. Bir geceliğine evden çıkmışken, döndüğümde yerleri su içinde bulan biri. Geçen hafta içi daha yeni, iki günlüğüne kaçmak istedim, döndüğümde, işyerinde yanan bir çaydanlık ( Allahtan elektrikli ocak ve en düşük seviyede), aynı gün akşamı eve döndüğümde, fişe takılı açık bırakılmış ufo ( o da Allahtan otomatik ısıya göre açıp kapanıyor). Bu şekilde son 6 ayda o kadar çok vakam var ki, ucundan döndüğüm !! Derin bir nefes çekip, oturdum koltuğa, tek başına yaşamın hiç güvenli değil Aziz, her şeyi yapabilirim diyorsun, ama eksik, uyaran, denetleyen, yoldaş olan olmadan, güvende bile değilsin. Demem o ki, tanrı edasında gördüğümüz her insanın, yanında onu yönlendiren ve destekleyenleriyle var, yalnız başına hiç kimse, herhangi bir hiçten çok değildir!
Ampul gibi yanıp sönen ateşler, ortalığı yangın yerine çeviren bulaşık gibidirler! Sönmeyen ateş ise , ender ve kıymetlidir.
