Son günlerde yine kadın cinayetleri.  Sosyal çöküntü içerisinde, doyumsuzca her istediğini et olarak görüp almaya hak gören erkek cinsinin, olumsuzluklar karşısında hoyratça, hatta vahşice cinayetlere varan saldırganlığı. Hayatı macera olarak görüp, kural nizam tanımadan, hoyrat tavırlar ve lüks içerisinde, eğlenceler ve çılgınlıklar sunan adamların etrafında fazlasıyla kadın bulunmasını da yadırgamıyor değilim. Hani  kontrol ve çılgınlık sorunumuzda var gibi, izlenen saçma dizilerde eli silahlı süt kuzularının mafyacılık oynamasını gerçek sanıp, her tür çılgınlığa hazır hale gelmiş toplumda, değerler ve kontrol ne derece de var olur bilemiyorum.
 İnsan doğası içerisinde ,geçmişten günümüze kadın ve erkeği biraz irdeleyelim!
İnsan tarihinin anasoyluluğa dayandığı bilinmektedir.  Baskın kadın, değersiz erkek modeli anasoy yaşantıda, erkeğe üreme dışında ihtiyaç duyulmamıştır. Doğa içerisinde insan yaşantısı zorlanmaya başlaması ile erkeklerin fiziksel güçlerine daha çok ihtiyaç duyulmuş ve zamanla ana soysal yapı, ataerkil yapıya devşirilmiştir. Ataerkil yapı özellikle orta çağ denilen karanlık ve yıkımın en üst olduğu dönemde kadın üzerinde hayvanları utandıracak vahşette uygulamaları da dünya tarihine sergilemiştir. Savaş ve ganimet üzerinden güçlerin odaklandığı, erkeğin fiziksel yapısının en saldırgan savaşlarda sınandığı bu dönem, feodaliteninde kadın üzerinde yoğun hışmını daha cüretkar kılmıştır. Düşünmek, sorgulamak, hak talep etmek gibi  kadına ait her ses, din altında ağır tahrikleri içeren cadı kazanlarında, haksız işkenceler ve idamlar yaşatmıştır kadına. Günümüz dünyasında da halen devam eden abzürt fetvalara örnekler vermek istiyorum;
-        Mısır'da Selefiler'in vaizi YasirBurhami'nin verdiği bir fetva ile erkeklere, yaşamları tehlike altındaysa eşlerinin tecavüze uğramalarına seyirci kalmalarının caiz olduğunu söyledi. Selefi Nur Partisi'nin "ruhani" temsilcilerinden olarak bilinen Burhami, fetvalarını anasalafy.com adlı Nur Partisi ile ilişkili bir sitede yayınladı. Bir kadının tecavüze uğradığı durumda, eşi olan erkeğin hayatı tehlike altındaysa, erkeğin duruma müdahale etmemesinin dinen caiz olduğunu söyleyen Burhami, eşlerini bir başka erkekle yakalayan kişilerin ise kadını öldürebileceklerini belirtti. (Kaynak:  https://www.ulusal.com.tr/dunya/ilginc-fetva-esinizin-tecavuze-ugramasina-seyirci-kalin-h26775.html )
-        Katı şeriat yasalarıyla yönetilen Suudi Arabistan’lı din adamı Müftü Abdülaziz Bin Baz, yurtdışına okumaya giden Suudi gençlerin gayrimüslim kadınlara, sevgi ve evlilik konusunda yalan söyleyerek seks yapmalarında sakınca bulunmadığını söyledi. Fetvaya göre, bu gençler eğitimlerini tamamlayıp ülkelerine dönmeden önce kadına yalan söylediklerini belirtip, boşanmak zorunda.
-        Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı fetvaları arasında “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” gibi sapkınlığın dip yaptığı açıklama, "Feminizm, ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bir kere, feminizm hareketine "kapılan" kadın, genel olarak kayıtsız şartsız özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan birçok kural ve değerleri hiçe saymaktadır." , ayrıca  Diyanetin hazırladığı İslam  Ansiklopedisinde “Oğlunun evlendiği kadının eski kocasından olan kızının kişiye haram olmayacağı belirtildi” gibi mantığı ve vicdanı aşan bir çok açıklamasıyla ne  yazık ki, kadın olmanın ahlak adına nasıl erkek hegemonyasının baskısında olduğu görebilmekteyiz.
Yarı ataerkil olan ve azıcık daha adil yapılanma çabalarına modern toplum ismini verdik.  Sosyal ve kamusal alanda kendisine yer edinmesinin yeterli görüldüğü günümüz kadın yaşantısında, ne yazık ki , yükselmek ve daha çok kazanç elde etmek adına erkeklerle hala eşit şartlarda yarışamamaktadır. Eğitim düzeyini artıran kadınlar, erkek egemen yaşantıyı ret ederek  feminist teoriden aldığı destekle kendisini maddi ve manevi açıdan güçlendirmeye çalışmaktadır. Feminizmin bazen erkek ve kadın arasında düşmanlık beslercesine abartılmasını da sosyolojik açıdan doğru görmemekteyim. Cinsiyetçi yaklaşımlardan arınarak, kabiliyet ve hak dahilinde yaşantının kurgulanması adına bilinçli ve adil olduğunu düşünen her bireyin tavır koymasını, çaba harcamasını beklemekteyim. Toplumsal yaşantı içerisinde, tamamen dürüst ve akılcı yaşam oluşturmak, eşitsizlikler üzerinde en büyük yaptırım olacaktır.
Birazda erkek duygusu ve beklentisinde kadın tarafından oluşturulmuş güncel haksızlıklarında var olabileceğini anlatmak adına farklı bir deneme ortaya koymak istiyorum;
Anladık, çalışmak, faturaları ödemek, tamirat vs. erkeğin görevi, eyvallah. Sevmek, sormak, ilgilenmek, değer göstermek te, hep mi  erkeğin görevi. Bu işin matematiğini bilmem, sonra neden gitti, aklı nerelerde, saç baş yolarsınız ya, hani artık kalmadı,,, Çok bahsettiğiniz cinselliği silah olarak, erkeği zapt etme ve yönlendirme aracı olarak kullanmayı yeterli görüp, ne hisseder, canı niye sıkkındır, bir isteği var mıdır, habersiz aynı yatağı solu, sevgi veryansınlarıyla ayrıca yaygaralar çıkar ve hep haklı olmayı um. Ortalama durum budur arkadaş. Sırf kadın olduğu için, ne derse he de geç yapıp, yada sahte ilgiler düzerek, istediğini almaya çalışan çakal sürüsü ile, bu sahtelikten değer bilerek eğitimini tamamlamış yaygınlığın içinden, sağlıklı ilişkiler, sevgiler yuvalar bekle. Bakalım hangi gün, nerede, erkeğe dair binlerce şikayet arasından, yahu kadında, şunu yapıyor diye insaf birkaç cümle dökülecek diye bekle. Hak verenler çıksa da içinden, reklam, tv, moda, siyaset hep beraber organize olmuşken, acaba başım derde girer mi diye sessiz kalan kitle. Pazarlamanın size en büyük tuzağı da bu desem, anlayacak kaç kişi çıkar bilemem . Eşitlik nedir?
- Böyle yetiştirildi kız erkek (dedi kadın)
- Düşünüyorsa insan ve gerçekten anlamaya çalışıyorsa , aşmalı, yoksa, onca serzeniş, boş, (dedim)
- Çocukken yaşadıklarımız bilinçaltımızda. Değilse psikologlar çocukluğa inmezdi. Sence kaç insan bilincinin farkında (dedi kadın)
- Bende değilim, hiçim hâlâ, bu kadarını anlamakta hiç. Bu basitlikte olmak için kaç tane psikoloji, sosyoloji, felsefe kitabı okudum bilmiyorum. Umuyorum, daha hiç olabilirim (dedim)
- Hiçlik bir mertebe değildir ama hiç olmadığını bilmek mertebedir(dedi kadın)
- Mertebede istemiyorum, hiç olmayı yeğlerim. Tek bir kişi hiç bir alışılmış a sığdırmaya çalışmadan bir ses verse, hiç bir kötü niyet olmadan el sürse, arınarak gelip koklasa,, işte orada sade ve cansız bir nesne gibi o saflığın içinde var olmayı, yeğlerim(dedim)
- ve sen buna hiçlik diyorsun ( dedi ve sustuk)
Para eden her şey kıymetli, gerisi boş. Çünkü ortalama salaklık devrinde yaşar insanlar. Kalite denilen bayağı, sıradan, gösteriş denilen yapay, faydasız. Alın size insan! Yürüdüğü yolda turunç çiçeklerinin büyüsüne kapılmayı beceremezken, turunçtan yapılmış parfüme severek para harcayan sürü.
ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA CHP KURULTAYI SONRASI, ÜLKE ADINA DAHA FAYDALI NASIL OLABİLİRİZ ÜZERİNE YOĞUNLAŞMAK İSTİYORUM, İMKAN VE MOTİVASYONUM DENK OLURSA!