Yalanlar nedeniyle,kilitli kalmak zorunda kaldığım anlarlavedalaşmak  kolay değil oysa. Merhamet çığlıklarına yenildiğim, iyi niyet söylevlerine terk ettiğim umutlardan, insana dair kımıltılar, yine insanca isteklerle vardı içimde. Evet, üstte hissetmek ti içimdeki merhametin kendisi. Suçluluk varsa eğer,  ruhuma ait olmayan basitlikleri insanca son haykırışımda dahi iyilik beklerken, kırılan dizlerimin acısını, yalan bakışların hüznüne terk ettim. Kusurla çarptığında yumruk yemiş  gibi dağılan ruhum, olası utançlar kalmış düşüncüleri reddetmek için tüm çırpınışlar. İnsanlık düşüncesiyle iyileşmeye çalıştım. Olmasını isteklerine zemin adına , yönlendirilmiş davranışlarla, kontrol ve amaç güden düşünceler içerisinde sıkıştırılmışsehvetlerden geçtiğimi fark ettiğimde, uğradığım tacizin boyutu, her hangi saldırıdan daha mı masumdu diye düşünmeden edemiyorum hala. Bencillik, aslında edinim adına koşullanmış zihinlerin yarışıydı ve bu döngünün içerisinde nefes alırken, ruhumun adım adım çürütülmekte olduğunu fark ettiğimde, düzelmek ve düzeltmek için okul olmak, yada kötü bir ruhun saldırmaya tetiklediği eylemlerine dahil olmayı kabul etmek! Kirlenmemek zor ve karar derki; eylemlerin kusuruna şikayet, iştirakte bulunarak olmaz, net iyi ile ilişiği korumak adına iç sevgiye sığınıp, evrensel iyide kalmak gerek. Almayı tetikleyecek kadarını vermekle güdümlenmiş beklentilerine yol hazırlayan küçük kaçamaklar sunmuştu oysa. Hiçbir hesap olmadan teslimiyete giden duygularımın, beni oltanın ucuna yakalanmış bir balığa çevirdiğini fark ettiğimde anlamıştım niyetini. Bencillik sevgi sözcüklerine nasıl sığabilir? Sevgi sözcükleri nefrete nasıl dönüşebilir, bu kadar kirlenmek nedir sorularında kaybolmuşken, yolunu bulamadan anın içine hapsolmuş vakitler harcıyorum hala. Anlatma çabalarım iyilikle beslenen düşüncelere işaretti. Yaşananla söylenenler ve yansıtılanların uyuşmayışına işaret etmenin, kendime benzetme çabası olarak görülmesi ; komik ve üzücü. Değişimin dayanağını anlatmaya çalışmışken, bencillikle donatılmış isteklere yol arıyormuşçasına suçlanmanın, nasıl bir yansıma olduğunu gösteremeden, kırgınlığa yenik düşüp öfkelenmek , kaçmak belki zaafım. Dürüstlük, iyi niyet ve sevgi dışında ihtiyaçları olan insanlara güvensizliğim bitmeyecek sanırım. Yetinememek ve açlıkla daha fazlasına saldırmak adına, alanları talan edip, tecavüz edercesine fütursuzlaşanların  açgözlülüğü hiç bitmeyecek sanki. İçimde kalan duyguları haykırmak, gerçek olanı dillendirmek, hiçte akılcı değil. Sinsi planlar yapıp, her şey yolunda ve güzel diyerek  tuzaklar kurmak, oyunlar oynamak fazlasıyla alışıldık sanırım. Ne yapayım içiyle dışı bir olan nasıl oyun oynayabilir ki?  Kötülükle elde edilenin  tatlı olacağını savunanın alnını karışlarım. Sonucunu düşünmeden, tartı kullanmadan iyilik, huzurlu ve özgüvenli ruhu ödül olarak sunuyorsa, daha güzel tokluk olabilir mi?
Yaşadıklarımdan yalıtarak , saf duyguya hapsolduğum anda, son bir haykırış, içten gelen masum ses, “gittikçe ufalsa da” hala güzel ve iyi bir insana işaret ediyor sanki.
Düşünerek yaşamak en yorucu zaafım sanki,ahhh yeter yorduğun gönlünü deyip bir çırpıda giyinip attım kendi mi, dışarı. Tabiki ayaklarım beni yine demlenmeye götürdü, ne de olsa güzel şeylerde var hayatta. Votka – martini istiyorum 2 zeytinli olsun lütfen. Düşlerden geçiyorum yine, iç seste tanrıdan buyruklar var sanki, ilahi aşk nedir diye haykırıyor ruhum. Duyguları yitirmeye başladığımda, güneş gökyüzünden düşmüştü sanki. Sevgiye ve inanca dair yitirdiklerim beynimi boşaltmış, boş bir levha gibi hissiz ve kaybolmuş düşüncelerde, rüzgarın yaprakları savurması gibi, hayatın içinde savrulduğumu fark ettim. “Can,,, acıktım, biraz meze, et,  35’lik rakı ve tenha bir masa açar mısın” dedikten sonra, iç gıcıklayan bir kahkahaya doğru bakış attığımda, kiraz rengi dudakları görmek, hoyratça gülüş arasında, açlık ve beklentinin hala var olduğunu hissettirdi? Ağır bir hastalıktan çıkmış gibi ruhum, aşk her şeyi  yener mi dostum dedi ruhum beynime? Kürekleri asılmazsak nasıl varırız karşıya, yolculuğu hayallerle, isteklerle, güzel olana dair yaşanılası kurgularla beslemek gerekmez mi, yoksa, ne hacet asılmaya kürekleri, kal Azizim! At kendini suya ve kaybol içinde yanan bir ateş yoksa. Şarkılar mırıldanmıyorsa zihnin, kalbinde kelebekler yeşermeyecekse, gözler bakışlarda kaybolmayacaksa, at kendini sonsuzluğun dehlizine. Ruh özgür olmazsa, ne işi var bu beden de dedi akıl ve kabul buyurdu zihin!
Hayaller satın alınabilir mi?İnsan zihni kendini konumlandırmak istediği yerle ilgili egosunu etkileyen her şeye karşılık verir ve güdüyü destekleyen unsurlara satın alma eğilimi gösterir.
İçerik olarak yeterince temizolmayan kabiliyet dengeyi sağlamaz. Lüks ve devasa bina, mimari şaheser niteliğinde olsa bile, kırılma noktasındaki küçük bir hata en ufak sarsıntıda yok olmasına neden olacaktır. Düşün de bu şekilde, içerisinde kötüye dönüşmüş te bir tercih, tek bir eylem barındıran hiç kimse, güzel ve iyi hayat inşa edemez.