Aydın'ın Kurtuluşu; toprağı vatan yapan iradenin ve Mustafa Kemal Atatürk'ün engin komutanlık ve devlet adamlığı vizyonunun toprakta filizlenişidir. Bir milletin yeniden var oluşunun eşsiz bir örneğidir.
10 yıldır süren sevinçtir. Millî Mücadele ateşinin ilk yakıldığı, millî ruhun bütünlüğünün canlandırıldığı Ege Bölgesi'nin parlayan incisi, Efeler diyarı Aydın'ın düşman işgalinden kurtuluşunu kutlamanın haklı onur ve sevinci, bu ülkenin iftiharıdır.
Millî Mücadele, Mustafa Kemal Atatürk ve onun kahraman milletinin asil kanıyla ve anasının sütü kadar helal alın teriyle tarihe yazılmış bir kahramanlık destanıdır. Bu tarihe yazılan destanın en önemli sayfalarından biri de Aydın'da verilen kurtuluş mücadelesinin kendisidir.
27 Mayıs 1919'da Aydın'ın Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ardından 7'den 70'e Aydın halkı, yurt savunmasında ve düşman işgalinin kırılmasında tüm fedakârlığı göze alıp birlik ve beraberlik örneği içerisinde canları pahasına mücadele etmişlerdir.
Ecdadımızın tarihe yazdığı bu kahramanlık destanını, yeni neslin belleğine tarihimizin en büyük kahramanlık öyküsü olarak yazmalıyız. Kurtuluş destanının 104. yılında Aydın'ın tüm bölgelerinde bu mücadele ruhunu, Yörük Ali Efe ve arkadaşlarının Millî Mücadele'ye kattıkları kahramanlık efsanesini her bir santimetresiyle yaşatmalı ve yazmalıyız.
Yaşadığımız tarihî süreci göz önünde tutarak ve ders alarak yeni nesle mücadele ruhunu aşılamalı, memleketimizi Mustafa Kemal Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmalıyız.
Ülkemizi yeniden bir Kurtuluş Savaşı eşiğine çekmek isteyen içteki ve dıştaki hainlerin ve karanlık güçlerin, asla bu milleti bölmeye gücü yetmeyecektir. Son İstanbul Hükümeti'nin vatanın anahtarını tepside teslim etmesine neden olanlar, vatanı terk ederek giden korkak ve hainlere fırsat vermeyecek ruhu; topraktan vatan yapanları unutmayarak her zaman ayakta duracak "bir olma, iri olma, diri olma" ruhuna sahip olmalıyız.
7 Eylül, Aydın'ın özgürlük ve bağımsızlık günüdür. Kurtuluş günlerini yaşadığımız vatanımızın düşmanlarımız tarafından bir daha elimizden alınmaması için yapılacaklar ve verilecek sıddî müdafaa, geçmişten alınacak derslerle öğrenilmesini sağlayan günlerdir. Tarih unutulursa, tarih unutturulursa bilinmelidir ki kimlik yok olur. Millet ve vatan olmanın hiçbir değeri kalmaz. Bir milleti yok etmenin en kolay yolu geçmişini unutturmaktır.
27 Mayıs 1919 tarihinde işgal edilen Aydın kentinde, Aydın sancağının bulunduğu alan Kuva-yı Milliye sürecinin yaşandığı en canlı coğrafyadır.
3 yıl 3 ay düşman işgalinde bulunan Aydın'da ilk direniş hareketleri asker-sivil birlikteliği bu coğrafyada hayat bulmuştur. Aydın sancağı tüm kent, kasaba ve köyleriyle Kurtuluş Savaşı süresince mücadeleye önemli katkılar yapmıştır. Adını direnişin simgeleri olan Efeleriyle özdeşleştiren Aydın kenti, özgürlüğe olan düşkünlüğü ve duyarlı yapısıyla ortaya koyduğu kimliğiyle Kurtuluş Savaşı boyunca varlığını, teslimiyetçi İstanbul Hükümeti'ne ve işgal devletlerine kabul ettirmiştir.
Yedi Eylül, kazanılan özgürlüğün ve Kuva-yı Millîye ruhunun varlığının daim olan yüzünü göstermiş; Aydın'ın bu var oluş ruhuyla vatanın uğrayacağı her türlü iç ve dış hain saldırılara hazır olduğunun nişanesidir!
O günün ruhu direnişin ateşini yakmış, adını yurt sathına yaymışsa, bugün yeniden tarih yazmaya Aydın sancağı her zaman var oluş ruhuyla hazırdır.
Yeter ki meselenin adı vatan ve özgürlük olsun.






