Kader Diye Bekledik Yüz Yılın Acısını Yaşıyoruz

banner35

CUMHURİYET 100 yılını doldururken ümmet toplum yapısının izlerini yaşamayı bir yana bırakın, neredeyse her şeyi kadercilik diye geri plana atarken, bu inanış üzerinden vurguncular, vatan sevgisizleri ve insafsız bir yapıyla donanmış neredeyse bir toplum anlayışıyla karşı karşıyayız!

Kader Diye Bekledik Yüz Yılın Acısını Yaşıyoruz

CUMHURİYET 100 yılını doldururken ümmet toplum yapısının izlerini yaşamayı bir yana bırakın, neredeyse her şeyi kadercilik diye geri plana atarken, bu  inanış üzerinden vurguncular, vatan sevgisizleri ve insafsız bir yapıyla donanmış neredeyse bir toplum anlayışıyla karşı karşıyayız!

Tabii ki bizleri ve var olan her şeyi yaratan bir güç var! Türkiye söz geldiğinde 595 Müslüman toplum yapısıyla Mürtedein bir yapının öncüsü durumundadır!  Ancak bu Türk milletinin ilimden ve bilimden uzaklaşacağı anlamına gelmiyor. Aksine ilmin yolundan gitmek İslam’ın gereğidir!

Bu konuda bugün yaşanan ilme dayalı izahı olan doğa olaylarını kaderciliğe bağlayıp, milleti acılarıyla baş başa bırakarak, yeni sahte müteahhitler ve vurguncular yaratacağımıza, İstanbul depreminden sonra şapkasını önüne koyarak hareket etmesi gereken bir Türkiye ve devlet politikası olmalıdır!

Türkiye kırmızı fay hatlarının bir demir yolları gibi donanmış jeolojik yapının üzerinde yaşlanmaktadır! Hem de ne yaşlılık! Milyonlarca yapının kentsel dönüşüme maruz kaldığı bir ortamda, önlem olsun diye kurulan Yapı Denetim Kurumlarına rağmen yıkılan binlerce yeni yapılar! İçine henüz girilmemiş yeni yapılarda denetimsizlikten başıboş kalmış Yapı Denetim kurumları kimlere hizmet ettiği ortadadır gün gibi artık!

Yüzlerce jeoloji mühendisi, yüzlerce jeofizikçi mühendisler, mimarlar, mühendisler boş gezerken, her istediklerini yapmak zorunda oldukları inşaattan anlamaz müteahhitlerin elinde neredeyse asgari ücret ile çalışır duruma gelmiştir! Bu kadar dengesizliklerin hat safhaya çıktığı, bu kadar başıboşluğun, kolay hareket etme ortamının ortaya çıktığı Türkiye’de; inşaatta malzeme hırsızlığı ve standart ölçülerde malzeme kullanma adap ve ahlakını yaratıp, yerine gözü doyumsuz, acımasız ve insan kanı üzerinden zenginleşmeyi hedefleyen sözde iş adamlarıyla dolup taştı!

Allah muhafaza diyerek söze başlamak gerekiyorsa; İstanbul bugün yaşanan felaketi yaşasa; Türkiye ekonomisi çökecektir! Fay üzerinde duran bir İstanbul ve Sanayiinin beyni durumunda milyonlarca insanın ekmeğini yediği bir İstanbul!

Doğuanadolu, İç Anadolu topraklarının milyon metre kareleri yanlış tarım politikalarından dolayı boş!

Neden deprem riskinin zayıf olduğu bu bölgelere sanayi kaydırılıp, liman kentlerine bağlantıları sağlanmasın! Neden bir depremde bu yerleşkelerde sanayi harıl harıl gürül gürül çalışıp devletin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamasın!

Bir depremde, toplanma alanları yapılaşmadan dolayı neredeyse yok olmuş durumda! Prof. Naci Görür İstanbul için Uzatmaları oynuyoruz diyor! Soruluyor devlet yetkililerine Deprem için toplanan paralar nasıl kullanılıyor deprem önleme için? Deprem için toplanan paraların nerelere kullanıldığı sorulmazmış! Bu nasıl bir anlayıştır, ne günlere geldik! Kapımıza dayanmış ve yüz yılın felaketi sayılan depremler ülkemizin ulusal güvenliğini bile tehlikeye sokmaya başlamışken, nasıl oluyor da hala deprem için gerekenler yapılması zorunlu kılınmıyor!

Dünyada depreme karşı başarı kazanmış bir Japonya örneği var! Neden bun ülke bu konuda projeleriyle temel alınıp bir depreme karşı seferberlik yaşatmıyor!

11 İL, 15 Milyon neredeyse nüfus ve geride kalan perişanlıklar! Yeni bir nesil kuşak oluşturacak!

Psikolojik yapıları yaşamın gerçek yüzüyle örtüşmeyecek! Sorunlu bir kuşak ve Psikolojisi bozuk, anne baba sevgisinden uzak, kendisine laik görülen bir kaderle mi yaşayacak ve idealist bir toplum nüvesi olacaklar? Bu mümkün mü, değil tabii ki? Ölümler acı oldu, belki de birçoğu kurtarılmayı beklerken öldüler! Düşünmek bile insanoğlunu derinden yaralıyor! Neredeyse her on yılda bir hatta daha sık aralıklarla bu felaketleri yaşıyoruz! Toplum psikolojisi bozuk bir sosyal yapının hâkim olduğu millet durumuna geleceğiz! Umutsuz, beklentileri olmayan, korku ve üzüntüleriyle yaşama mahkûm olmak istemiyor Türk Milleti! Kader dediğiniz şey; her türlü aklın ve mantığın önde giderken karşılaştığı beklenmedik sonuçlara verilen addır!

Türk Milleri güven denilen en kutsal kavramı yeniden kazanmak istiyor! İnandığı bir yönetime haran elini uzatmayı bekliyor! Bu millet bu duygusunu kaybetti mi aslında kaybeden hepimiz olacağız!

Gün bugündür! Tüm yanlışlardan uzaklaşıp, insanoğlu için evrensel değerler üzerinden yürümenin, önce insan demenin zamanıdır! Zaman bugündür! Tüm gücümüzü bu ülke için ve bu milletin geleceğini ve beklentilerini her şeyin üzerinde tutmanın kendisini göstermenin günüdür! Kimseyi çözemediğiniz sorunlardan, inanç üzerinden telkinlerle ikna edemez, acılarını ve kayıplarını yerine koyamazsınız! Önce Vatan ve Milletimiz. Önce birliğimiz ve doğrularımız,  inanır lığımız, güvenirliğimiz! Başka yolu yok!

haber:erdal demir

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER