banner51

Emekliye Reva Görülen Bu Zamlarla Emeklilerin Yaşam Hakkı Elinden Alınmıştır

Tarafsızlığını korumayan, siyasi iktidardan emir alarak rakamlar üzerinde oynayan ve sahte enflasyon oranıyla emeklinin aşına ekmeğine el koyulmasına alet olan TÜİK hakkında gereken yasal yollara başvurulmalıdır diyor emekliler!

Emekliye Reva Görülen Bu Zamlarla Emeklilerin Yaşam Hakkı Elinden Alınmıştır
banner47

Tarafsızlığını korumayan, siyasi iktidardan emir alarak rakamlar üzerinde oynayan ve sahte enflasyon oranıyla emeklinin aşına ekmeğine el koyulmasına alet olan TÜİK hakkında gereken yasal yollara başvurulmalıdır diyor emekliler!

“Türkiye’de iktidar eliyle kurulan, yoksulun daha yoksul zenginin ise daha zengin olduğu Finansal ekonomik kargaşa düzeni, artık emekçiyi, emekliyi nefes alamaz, yok sayılan hale getirmiştir diyor emekliler!

Fabrikaları satan, çiftçiye sırtını dönerek tarımı bitirme noktasına getiren, kıymetli ne varsa yandaşa ya da Ortadoğu şeyhlerine veren iktidar, ülkeyi üretmeden tüketen ve dışa bağımlı hale getirmiş; bu sona gelen ekonomik tablo sonucunda döviz kurlarındaki çalkantılar, faiz ve rant ekonomisi,’’ biz emeklileri olağan sınırların ötesinde bir hayat pahalılığı ile karşı karşıya bırakmıştır’’ diyor emekliler!

 Doğmayan GÜNEŞ’İ beklemek, fırtınanın ağaçları kırmasını engellemez! Su alan GEMİNİN kurtarılmasını beklemek, ölümün gelişini engellemez!  Ya gerçeği görecek kadar öne çıkacaksın, ya da kırılan ağaçların altında, batan geminin içinde olacak sonu kabul edeceksin! Ya da hakkını ve sendikal haklarını almak için meydanlarda olacaksın hakkını vermeyenlere ve yanlışlara karşı diyor emekliler!

Etiketlerdeki, kiralardaki, vergilerdeki, cezalardaki korkunç ve sonu gelmeyen artışlar, ülkemizin parasını pul, bizim aldığımız emekli aylıklarını hiç etmiştir. Hayat pahalılığına mahkum etmiştir diyor emekliler!

Her yıl devletin; zamlarını, faiz oranlarını, harçlarını, trafik cezalarını %5O civarında artırmayı asla eksik etmeyen siyasi iktidar, kendi birikimlerini isteyen emeklilerin haklarını vererek yaşana bilir bir hayatı emekliye, emekçiye ve kamu çalışanına vermeyi kendine zül görmeye devam etmeye devam ediyor diyor emekliler, emekçiler ve kamu çalışanları!

Zengini daha zengin eden bir sistemin oluşturulduğu ülkemiz de; maaşını eline almadan vergisini, sigortasını ödeyenlerin, devlete milyonlarca vergi borcu olanların, borçlarının  silinmesinin karşısında ne günahımız  var diyor emekliler!

Hükümet ekonomik krizin faturasını bize kesemez, bizim ekmeğimizi ve yaşam hakkını yok sayarak, sırtımızdan bütçeyi toparlayamazlar diyor emekliler!

Sırf ücret artışları kararlaştırılırken hesaba dâhil edilmesin diye 2025’in son ayını baz alarak TUİK’e göre enflasyon oranını bekleyen siyasi iktidar, emeklinin üç kuruş maaşı eline geçmeden zamlara kurban edilmesinin önlemini alamıyorsa bu bizim sırtımıza vurulamaz diyor emekliler!

Bu ülkede elektrik kesilince ısınmak için soba yakılan evde bebekler ölmemiş gibi elektriğe yüzde yüzleri geçen zamlar, iktidar her sıkıştığında “Doğalgaz rezervi bulduk” diye siyasi yatırım oyunlarına girerken, doğalgaza yüzde 50 civarlarında zam geliyorsa, zaten vatandaşın vergisiyle yapılan geçilmeyen köprüler, yollar, tünellere vergi öder gibi garanti parayı cebinden ödüyorsa, ayrıca yandaş müteahhitleri zengin eden köprü ve otoyollara yüzde 25 zam yapılıyorsa, emekçi ve emekli için ay sonunu getirme imkansızlaşıyorsa; artık bundan böyle bu mücadeleyi alanlarda yaparız diyor emekliler!

TÜİK tarafından 03.01.2025 tarihinde 2025 yılına ilişkin TÜFE oranı Aralık ayı için %0.89 ve yıllık oran da %30,8 olarak açıklanmıştır.

 Aralık ayı araştırmasına göre; dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 30 bin liraya yükselmiştir. 1 yılda tüketilmesi zorunlu olan tüm gıda maddelerine ortalama yüzde 55 zam gelmiştir. Dört kişilik bir aileye gıda maddeleriyle birlikte diğer tüm temel diğer giderler için haneye aylık girmesi gereken gelir tutarı(yoksulluk sınırı)ise 97.15 TL. Bekar bir çalışanın aylık yaşam bedeli 38.752 TL.

Bir başka enflasyon araştırma kuruluşu ENAG ise 2025 yılının TÜFE endeksinin Aralık ayı %2.11 ve E-TÜFE endeksinin 225 yılındaki artış oranı%56.14 olarak gerçekleşmiştir!

 TÜİK’in yaptığı ve açıkladığı rakamlar ile arada oran Emekliler aleyhine söz konusudur.

Bu hızlı yoksullaşmadan emekçiler ve emekliler de payını ağır biçimde almaktadır. Emeklilerin Aralık’ta kamuoyuna duyurduğu basın açıklamasında emeklilerin borç batağında, kredi kartı kullanım batağında kredi kartı borcunu ödeyememekte, yüzde 84’ü ise belli aralıklarla ek iş aramak zorunda kalmaktadır.

Bugün de bu sözümüzün gereğini yaparak, bu ekonomik tablonun önemli araçlarından; bu kötü ekonomik düzenin emir kulu olan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gerçekleri örtüleme huyundan ve Manipülasyon yapma, görev adamlılığı yapma huyunun önüne geçecek, dur diyecek yasal tedbirleri arka arkaya sıralamalıyız diyor emekliler!

Kuruluş amaç ve ilkeleri bakımından ülkeyi ilgilendiren hemen her konuda şeffaf, tarafsız, tutarlı, güncel ve güvenilir biçimde istatistikler oluşturmakla yükümlü TÜİK, açıkladığı hayal ürünü rakamlarla bu ilkelerin artık hiçbirini taşımadığını ortaya koymuştur. Bağımsız kuruluşların yapmış olduğu fiyat ve belirlediği endeksler ile TÜİK tarafından ilan edilen endeksler arasında bulunan farklılık, TÜİK’in artık bir istatistik değil parti propaganda kurumu olduğunun resmidir. Kanun hükümlerine göre şeffaf olması gereken bu devlet kurumu, fiyat belirlemelerine ortalama fiyatların nereden alındığına dair bile ayrıntı verilmemektedir.

Oysa “TÜİK hangi marketten alışveriş yapıyorsa biz de ona gidelim” dedirten, cebimizi yakan enflasyonla alakası olmayan TÜİK verileri, maddi geleceğimizi belirlemektedir.

Çünkü emekli ya da çalışan kamu emekçilerinin tamamı, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarından doğrudan etkilenmekte, emekli ve emekçi temsilciliklerinin olmadığı pazarlık masasında, emeklerinin karşılığı olan ücret artışları bu veriler üzerinden hesaplanmaktadır.

Emeğin onuru, emekçinin, emeklinin hakkı için mücadele eden SENDİKALAR, DERNEKLER olarak, TÜİK hakkında düşünceler; 

Yayınladığı gerçek dışı verilerle milyonlarca kamu emekçisinin Anayasanın 55. Maddesinde güvence altına alınan “adil ücret hakkının gaspına yol açtığı, emeklinin sefirleştirilerek yok olma durumuna getirildiği açıkça ortadadır! Adaletten yana hakkıyla görev yapan Anayasa mahkemesini yok sayanlar, her nedense TÜİK için sesini çıkarmıyorlar! Her denileni harfiyle yerine getiren TÜİK büyük bir vebal altına girmiştir!

Kanun hükümlerine aykırı davranarak kişilerin mağduriyetine ve kamunun zararına yol açtığı,

Bu bakımdan da görevlerinin gereğini yerine getirmeyen kurum yöneticilerinin “görevi kötüye kullanma” ve “resmi evrakta sahtecilik” suçlarını işledikleri, bu anlamda susmamamız gerektiğini, demokratik haklarımızı kullanmamız gerektiğini vurguluyor emekçi ve emekliler!

TÜİK, Titanik batarken müziğe devam eden korodur. Her sıkıştığında “hepimiz aynı gemideyiz” tekerlemesini söyleyenler bilsin ki bu koronun nameleri, makine dairesinden yükselen sesimizi bastıramaz" diyor emekçiler ve emkliler!

Sonuç olarak siyasi iktidar yandaşlarına rant, emeklilere sadaka dağıtmaya devam ediyor! Biz bu millete aşığız diyenler, milyonlarca emeklinin gururuyla oynanmış ve onurumuz çiğnenmiştir!

Dar gelirli vatandaşları koruma adına kademeli tarifeye geçiyoruz diyenler, elektrik fiyatına, doğal gaza  zam yapılmıştır! Bu zam Aralık ayı enflasyonuna dâhil edilmesin diye zammlar Ocak’tan başlatılmıştır! TÜİK’ in açıkladığı enflasyon oranına göre emekli aylıklarında artış yapılmıştır! Bu artış emeklilerin açlığa, yoksulluğa ve fakirliğin en dip noktasına itilmesine neden olmuştur!

Emekli 2500 yakın rakam  ile yaşama kaç gün tutunabilir! Sofralarında bir sabah kahvaltısının maliyeti bile bu rakamları geçiyorsa, emekliye reva görülen bu rakamlar onların yaşama haklarını elden aldığı gibi, onurlarını da kırmıştır! Vicdanlar nasıl suskun davrana biliyor; onca dışarıda açız, geçinemiyoruz, çocuklarımızın eline bakar olduk, utanıyoruz diye feryat figan eden emeklilerin varlığını ve ağırlığını hangi vicdanlar da taşıyor olabilirsiniz ki diyor emekliler!

Bir kesimi zenginleştirirken ve daha da zenginleştirmenin yollarını açarken, ülke ekonomisini toparlayamaz duruma düşürmeniz, ülkeyi fakirleştirmeniz, bu ülkenin sadece emeklilerini değil, geleceğini de karanlık bir gidişe çekmekten başak bir şey olmadığını milletin her bireyinin dilinden düşen kelimeleridir!

Devlet babanın evlatlarına sahip çıkması anayasal bir sorumluluktur! Çalışanın, emeklinin, öğrencinin hakkını, hukukunu tanzim etmek devletin asli görevidir! Devlet kötü gidişatın sorumlusuysa, bugün bu sorumluluktan uzak her zorun faturasını halka keserek geleceği aydınlatamaz!

Bilinmeli ki Demokratik haklardan ve demokrasiden emekli olunmaz sloganı bugünlerde çokça dillerden düşürülmemektedir!

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner41
SIRADAKİ HABER