TMMOB “Sağlıklı Toplum İçin Başta Süt Olmak Üzere Hayvansal Ürün Tüketimi Artırılmalıdır”

banner35

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği 1 Haziran Dünya Süt günü ile ilgili açıklamada bulundu.

TMMOB “Sağlıklı Toplum İçin Başta Süt Olmak Üzere Hayvansal Ürün Tüketimi Artırılmalıdır”

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği 1 Haziran Dünya Süt günü ile ilgili açıklamada bulundu. Açıklamada;

“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) tarafından alınan kararla 1 Haziran Dünya Süt Günü olarak  ilan edilmiştir

Süt  memeli canlıların doğumdan hemen sonra meme bezlerinden salgılanan, kendine özgü tat,koku ve kıvamı olan temel besin öğelerini yeterli ve dengeli bir şekilde bileşimde bulunduran beyazımsı renkte sıvı gıda maddesidir

İnsan  beslenmesinde önemli  bir yer  tutan  süt ve süt ürünleri, içerdiği protein, karbonhidrat, yağ, vitamin (B12, B2 ve B5  vitaminleri)  ve  mineraller  (Ca,  Mg,  P,  Se) açısından zengindir (Gün ve Soyuçok, 2018; Kumari ve ark., 2019). Süt ve süt ürünleri; obezite, osteoporoz, gastro-intestinal  sistem  rahatsızlıkları,  kalp-damar  hastalıkları, yüksek  tansiyon,  kolon-rektum  kanseri,  kemik rahatsızlıkları, yaşlanma  gibi  çeşitli sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli  bir  rol  üstlenir  (Nagpal  ve  ark., 2012). Sütün içeriğindeki önemli minerallerden biri  olan kalsiyum  (Ca),  beslenmenin  temel  kaynağını oluşturmaktadır .Ayrıca Ca, D vitamini alımını  etkilemekte  böylece  kemik  rahatsızlıklarının (raşitizm ve  osteomalasia)  önlenmesini sağlamaktadır .Kalsiyum,  çocukluk döneminde büyümeye yetişkinlik döneminde de  doku  onarımına katkıda bulunan bir  mineraldir (Yerlikaya  ve Karagözlü, 2008). Sütün içeriğinde bulunan önemli vitaminlerden biri olan B vitamini ise; kan ve sinir hücrelerine etki etmektedir .

Hayvanlardaki  genetik  farklılıklardan dolayı süt proteinlerindeki farklılıklar, süt bileşiminin türler arasında değişimine neden olmaktadır

Süt bileşenleri süt şekeri (laktoz ),süt yağı,süt proteinleri ,mineral maddeler ve vitaminler bulunmaktadır.

Az miktarda bulunmasına rağmen %0,05 sütte   A,D,E,K,B1,B2,B6,B12,B13,ve Vitamin C bulunmaktadır.

Süt yağı yağda çözünen A,D,E,K vitaminlerini içeren ve taşınımını sağlayan süt yağı laktozun vücutta kullanımını da arttırır

Sağlık açısından her bireyin ortalama günde iki su bardağı süt ya da bu ihtiyaca eşdeğer peynir,yoğurt gibi süt ürünlerini tüketmesi önerilmektedir. Diğer tüm gıdalarda olduğu gibi  ölçülü miktarda tüketilmesi önerilir. Okullarda çocukların sağlıklı yaşam davranışlarını kazanmaları açısından ara öğün olarak süt içebilmelerinin sağlanması , özellikle günlük süt tüketiminin bir bölümünün karşılanması yönünden önemlidir.

Evde yoğurt, kefir belli kurallara uyarak yapıldığı sürece  sağlık riski içermez. Ancak öncelikle yoğurdun hammaddesi pastörize veya Uht süt alınmalıdır.Yoğurt ve kefir yapımında çiğ süt kullanılmak isteniyorsa seyyar sokak sütü olmamasına dikkat edilmelidir.

Süt çiğ olarak tüketilmemelidir. Isıl işlem uygulanmayan çiğ sütün tüketimi sağlığa zararlı birçok bakterinin de vücuda alınması demektir.

Evlerde yapılan kaynatma işlemi,besin değerlerinde kontrollü ısıl işleme göre daha fazla  besin kaybına yol açması nedeniyle önerilmez. Sütte besin ögelerinin en  çok zarar veren işlem evde kaynatmadır.Pastözrize ve Uht süt işleme teknolojilerini bu türden kayıplara önlemek için geliştirilmiş yöntemlerdir.

Üreticinin bilinçli olmaması ve ahır hijyeninin sağlanamaması nedeni ile çiğ sütlerimizin mikrobiyal yükü  fazladır. Bu durum işlenmiş süt üretiminde kaliteyi olumsuz etkilediği gibi, tüketici sağlığı açısından risk oluşturmaktadır.Fiyatların alım gücüne göre yüksek seyretmesi, tüketicilerimizin sokak sütü tüketmeyi tercih etmelerine neden olabilmektedir.  Pastörize ve sterilize sütlerin koruyucu madde içerdiği yönündeki yanlış kanı ve sözde “bilimsel” açıklamalar da sokak sütü tüketimini teşvik etmektedir. 

Sokakta satılan çiğ sütler rutin kontrol analiz yapılmadığı için hayvandan geçen antibiyotik kalıntıları  vb gibi unsurların olup olmadığı  bilinmemektedir. Çiğ süt satın almak isteyen tüketiciler mutlaka yasal ve kontrollü noktalardan almalıdırlar. Oysa sokak sütleri; çevresel etkenler, yem, taşındığı kaplar gibi çok çeşitli kaynaklardan aldığı birçok fiziki ve kimyasal zararlı maddeyi bünyesinde barındırmakta, hiçbir teknolojik işlem uygulanmadan satışa çıktığından, zararlı mikroorganizmaların üremesine uygun ortamlar yaratmakta, bu nedenle de sağlık riski oluşturmaktadır. sokakta satılan çiğ sütler  sütün dayanıklılığı arttırmak amacıyla  içine karbonat, soda gibi maddeler ilave edilebilmekte veya su eklenerek hileler yapılmaktadır.

Pastörize süt, günlük süt olarak tanımlanan pastörizasyon işleminden geçen sütler kontrollü koşullarda ısıl işlem uygulanarak  patojen hastalık yapan bakterilerin tümüyle etkisiz hale  getirilmesi ve diğer bakterilerin de güvenilir bir düzeye çekilmesidir. Pastörize sütler besleyici sütlerdir. Kısa zamanda bozulmaya müsaittirler. Pastörize sütün raf ömrü UHT süte göre kısadır

Sütün bileşiminde yeteri kadar şeker olduğu için süte şeker karıştırmaya gerek yoktur. Pastörize süt  ambalajı açılmaksızın 4 C de  ambalajda belirtilen son kullanma tarihine kadar muhafaza edilebilir. Ambalajı açıldıktan sonra yine 4 C de saklanmalı 1-2 gün içinde tüketilmelidir.

UHT Süt çok dayanıklı bir içme sütüdür. Ambalajı açılmadığı takdirde oda sıcaklığında 6 ay saklanabilir. Ambalajı açıldıktan sonra buzdolabı şartlarında saklamak koşulu ile 1 hafta içinde tüketilmelidir.

Özellikle son zamanlarda tüketicilerin beslenme gerekliliklerini karşılamak için özelikle çinko,demir,kalsiyum,A,D  gibi besin öğeleri eklenen sütlerde raflarda görülebilmektedir.

İnek sütü %2-8  arasında  alerjik  reaksiyona  neden olabilmektedir  (Bevilacqua  ve  ark,  2001; Høst,  2002). Laktoz  intoleransı  olarak  adlandırılan bu  alerji  aslında laktozdan  kaynaklı olmayıp,  inek  sütünde  bulunan  A1 kazeininden kaynaklı olduğu bilinmektedir (Bell  ve ark., 2006;  Pal  ve  ark.,  2015).  Bu  durum  bağırsak geçişini olumsuz  etkilemektedir. Bu alerjik reaksiyonların gözlemlenmemesi için A1 β-kazeinli sütlerden ziyade, A2 β-kazein  içeren  hayvan  sütleri (keçi ve bazı  yerli  sığır ırklarımız)  tercih  edilebilinir.

Süt şekerine hassas olan bireylerde laktozun sindirmesini sağlayan enzimler ya hiç yoktur             ya da yetersizdir. Bu durumda laktoz sindirilemez ve süt yada süt içeren ürünleri tüketen kişilerde şişkinlik, karın ağrısı, diyare gibi sorunlara neden olur. Laktoz intolerası  olan kişiler için özel üretilen laktoz içermeyen laktozsuz süt üretilmektedir raflarda yer almaktadır

Doğal  homojenize  yapısı, kolay  hazmolabilirliği ve yüksek  besleyici  değeri nedeniyle  keçi sütünün  kullanılması da tavsiye edilmektedir.                                                                              

Kontrol ve denetimin etkinliği, üreticinin bilinç düzeyinin yükseltilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi ve tüketicinin kaliteli ve güvenli hayvansal ürünlere mümkün olan en ekonomik biçimde ulaşmasının sağlanması için gereken politikalar belirlenmeli ve bu amaca yönelik yeterli kaynak ayrılmalıdır” ifadelerine yer verildi.   

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER