İkinci Yüz Yılı İzah Etmek

banner35

İkinci yüzyıla giderken, doğanın insanlara sırt çevirdiği bir ortamı savaşların acımazsız insan katliamlarının ve emperyalist güçlerin sadece kendileri için yaratmak istedikleri dünyada yok olmak üzere olan insan sevgisi ve Türkiye’de Anadolu Kültürünün yozlaşması için dört bir koldan geliştirilen asimilasyon!

İkinci Yüz Yılı İzah Etmek

İkinci yüzyıla giderken, doğanın insanlara sırt çevirdiği bir ortamı savaşların acımazsız insan katliamlarının ve emperyalist güçlerin sadece kendileri için yaratmak istedikleri dünyada yok olmak üzere olan insan sevgisi ve Türkiye’de Anadolu Kültürünün yozlaşması için dört bir koldan geliştirilen asimilasyon!

Ülkeler daha fazla özgürlük, daha fazla muasır yaşam, açlığın ve yoksulluğun olmadığı herkese eşit ve yaşanabilir bir hayatı sunmaya çalışırken, diğer tarafta dünyada bir avuç mutlu azınlık, yıkılamayacak ekonomik güçleri ile doyumsuzluk duygusuyla, insanlık üzerinden sömürü mekanizmasının dişlilerini çoğaltmaya çalışıyor! Bu anlamda bu güçlerin üçüncü dünya ülkeleri üzerindeki yok etme politikaları, doğanın ve yeraltı kaynaklarının zenginliklerin alabildiğince çok olduğu Ortadoğu ve Doğu Akdeniz üzerinde hakları olmadan var olan değerleri elde etmek için çıkardıkları savaşlar, insanlığı birbirine düşman eden ve birçok ülkenin harita üzerinden parçalanarak yok olmasına neden olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında zor şartlara rağmen kurduğu Cumhuriyet ile yüzünü Avrupa’ya yani Batı Medeniyetine dönme sürecine girmişken daha yüzyılın doldurmamış genç Cumhuriyet’i yok etmek adına içeride işbirlikçiler, dışarıda Emperyalist güçler. Yetmiyormuş gibi İslam emperyalistlerini de yanlarına alarak ülkeyi parsel parsel ele geçirmenin keyfini yaşayarak son hamle ile Şeraiti getirmenin tüm yollarını denemeye devam ediyorlar!

 Bu ülke, hak- hukuk- adalet savaşı verirken Cumhuriyet’in ve önü tıkanan demokrasinin zayıflığından faydalanmak isteyen hukukun üstünlüğünü reddedip, üstünlerin hukuku ile bu ülkenin insan haklarından mahrum gücün bir tek noktadan çıkan hukuku kontrol etmek alışkanlığının özgürleştiği ve yetkin kıldığı bir duruma getirmiştir.

Bir ulusun teminatı ve güven duygusu, adaletin bağımsız ilkelerinden yola çıkarak elde edilen hukukun üstünlüğü ile sağlanır. Bu temel kavramlar kaybedildiğinde ülke özgüvensizlik içerisinde yarınlarına güven ve aydınlık ile bakma yeteneğini kaybeder.

Bugün yaşanan ülkenin durumu budur! İstenilen kavramları ve onun kurumlarını yönetenler, istenildiğinde ben yaptım anlayışı ile yok edilebiliyor. Yerine yandaş ve talan politikalarının yerleştiği monarşiye yakın bir şekli, ülkeye yerleştirmeye çalışan zihniyet ile karşı karşıyadır. Bu durum en çok da emperyalistler ve dış güçlerin işine yarayacaktır. Genç Cumhuriyet’i tam sivilleştirmeden ve demokratik ilkeleri ile birlikte milli iradenin hâkim kılındığı demokraside tam bağımsız ülke anlayışını yerleştirmeden, ikinci bir Kurtuluş Savaşı ile karşı karşıya kalması ulus adına manidardır. Bu ulus; askeri vesayet ile yıllarca demokrasiyi sivilleştirmeden bugün bir sivil vesayet ile karşı karşıya kalmıştır. İşte asıl olan tehlikede de budur. Otoriter bir yapılanma güçlüyü tek başına yetkin kılarken; yürütme dâhil üç erk bir noktanın hâkimiyeti altında, Parlamenter Sistemi, izahında zorlandığımız Cumhurbaşkanlığı sistemi vasıtası ile saf dışı bırakmıştır. Her gün hukukun vesayet altında, bir noktadan aldığı talimatlarla siyasi iradenin hâkim olduğu, hukuksal temel ilkelerin varlığının görülmediği kararlar ile ülke çeşitli olaylar yaşamaktadır. Bu olaylar milletçe üzüntüyle karşılanmakta tepki ile karşılık verilmektedir. Toplumsal huzur ülkede kardeşlik aidiyetinin tahsisi ile mümkündür. Bu bütünlük toplumsal yapının hukuka olan inancıyla devamlılık kazanır. Bu bütünlük devletin tahsis ettiği güven ile sürdürülebilir. Öyle bir güne gelinmiştir ki bu bütünlüğü sağlamak, başta devletin sağduyusu ve sivil toplum örgütlerinin, kamu çalışanlarının, emekçilerin, emeklilerin ve öğrencilerin topluca sahiplenmesi ile ayakta kalmayı sağlayacaktır. Milletçe ekonomik özgürlüğe ne kadar ihtiyaç duyuyorsak sosyal bütünlük ve dayanışmaya da o kadar ihtiyaç duyuyoruz. Neresinden dönersek bu ülke için çok önemlidir. Neresinden derken demokrasi adına yapılacak her şeyden bahsetmekteyiz. Dahası milletin iradesi ile açılacak olan tüm yeni sayfalara ihtiyaç duymaktayız.

Haber: Erdal Demir

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER