BAŞKAN YENİPAZARLI"NAZİLLİ CAVİT YENİPAZARLI OLMASIN DİYE İYİ PARTİ’YE VERİLDİ”

Türkiye’nin yeni bir siyasi sayfaya, milletçe özlediğimiz çağdaş ve refahın bol olduğu bir yaşamı yerelden yükselen siyasetle ulaşmak için açılacak yolun ufku ve ışığı olma adına tüm yüreğimizi ortaya koyduğumuz bu çalışmayı ve ildeki tüm siyasi parti başkanlarına yapacağımız çalışmaları siz değerli okurlarımıza sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

BAŞKAN YENİPAZARLI"NAZİLLİ CAVİT YENİPAZARLI OLMASIN DİYE İYİ PARTİ’YE VERİLDİ”

ERDAL DEMİR: Bize kendinizden ve siyaset ile ilgili sürecinizden bahseder misiniz?

“CHP’NİN NAZİLLİ’DE ALABİLECEĞİ BİR SEÇİMİ, İYİ PARTİ’YE HİBE ETTİLER DİYE DÜŞÜNÜYORUM”

CAVİT YENİPAZARLI: Siyasete yaklaşık 50 yıldan beri devam ediyorum. Bu süreç içerisinde de boşluk vermedim. 50 yıllık siyasi hayatımın yaklaşık 30 yılı CHP de geçti. Hayatıma ve siyasete bugüne kadar hep sol cepheden baktım. Devrimci mücadelenin içinde yetişerek geldim. Siyasetin amacı iktidar olmaktır. İktidar olabilmek için her şeyi yaptım. Her şeyi derken, siyaseten her şeyi yaptım. Yasal olmayan şeyleri yaptım algısı çıkmasın bu cümlemden. Ancak CHP’de son 15-20 yıldan beri Aydın özelinde konuşursak kabul etmek lazım ki bizim irademizin dışında bir çok olay gelişti. 2010 yılında Genel Başkanımız Deniz Baykal’a kurulan kumpastan sonra Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan seçildi. 2002’den beri parlamentoya adımını atan şu an Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu 2002’de milletvekili seçildi. 2 dönem yaptıktan sonra da 3. Dönem de belediye başkanlığını sürdürüyor. Aydın siyasetini bu iki kişi belirlediler. Bu işleri belirlerken de hak, hukuk, adalet konuşulmasına rağmen ben hak ve hukukun uygulanmadığını, partide emeğe saygı gösterilmediğini, bu partiye emek verenlere değer verilmediğini yaşayarak öğrendim. En son 2019 yılında İyi Parti ile ittifak kurulurken Özlem Hanım sadece kendi belediye başkanlığını düşünerek CHP’nin Nazilli’de alabileceği bir seçimi, İyi Parti’ye hibe ettiler diye düşünüyorum. Bugün gelinen noktada bu tespitin bu durumun ne kadar yanlış olduğunun ispatıdır. Ben İyi Parti ile ittifaka karşı çıktığım için Aydın İl Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanının koltuk değnekliğini yapıyor. Dedim diye böylesine basit bir gerekçe ile partiden ihraç ettiler. İhraç edilmemek için partiden istifa ettim ama üç gün sonra geri dönmesin diye herhalde ihracımı gönderdiler. Partide hem ÖZLEM Hanım hem il başkanı bunlar kendilerine 17 ilçede dikensiz gül bahçesi yaratmak için çaba gösterdiler.

TÜRKİYE’DE CHP’DE EN ÇOK İHRAÇ YAŞANAN ŞEHİR AYDIN İL ÖRGÜTÜDÜR”

En çok istifanın yaşandığı yer de Aydın İl örgütüdür. Şu anda Memleket Partisi Aydın’da hatırı sayılır dikkate alınabilir bir güç gösteriyorsa bir kitle Muharrem İnce’ye ve partiye sempati gösteriyorsa BU CHP’nin yarattığı olumsuzluklardandır. Ancak şunu ifade etmemiz lazım. CHP’den istifa edenlerin ya da ihraç edilenlerin kesinlikle CHP düşmanı değildir. Eninde sonunda CHP İLE MP birlikte mücadele etmeye başlayacaklardır. Buna inanıyorum. Tek sebep; bugün partinin genel merkezinde, ikinci Cumhuriyetçiler diye tanımladığımız bir kesim var.  Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmalıdır, vakıf haline dönüştürülmelidir diyen sorosçular  var. CHP’ye Atatürk’e kefere diyenler, kadın kotasından parti meclisine sokulanlar vardır. Bunların etkisiyle bundan önceki Cumhurbaşkanı seçiminde Ekmelettin gibi bir adamı tıpış tıpış oy vereceksiniz diyen bir anlayış vardı. İşte biz bu anlayışa karşı bu partiden istifa etmek zorunda kaldık. Yoksa bizim CHP’nin Atatürk’ün koymuş olduğu kurallar ile asla ve asla bir sıkıntımız yoktur. Biz de Atatürk ile sorunu olan hiç kimsenin Memleket Partisi’nde yeri yoktur.

ERDAL DEMİR: Başkanım bu serbest kürsüyü biraz daha genişletelim. Bizim siyasete bakışımız doğru ve ilkeli haber dışına çıkmadı. 4. Güç anlayışının dışına çıkmadı. Onun için konuşmalarınızın hepsi harfi harfine yayınlanacaktır. Bu konuşmaya karalama, kin, nefret ve çirkin laflar karışmasın.

Memleket Partisi adı çok iddialı bir isim. Memleket Partisi’ni bize anlatırsanız; çünkü bir çok spekülasyonlar var dışarıda.

“MUHARREM İNCE MEMLEKET PARTİSİ’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYIDIR”

CAVİT YENİPAZARLI: AKP Genel Başkanı hedefimiz 2023 derken Cumhuriyet’in kuruluşunun 1923 yılında olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet’in 100. Yıl dönümünde o reklam arası diye tabir ettikleri bölümün kapanacağını ima etmektedirler. Artık bu tablo böyle giderse 2023 yılında Türkiye Cumhuriyet’inin üstüne bir Fatiha okunacak ondan sonra Anadolu İslam Cumhuriyet’i anlayışı ile yeni bir Cumhuriyet teşkil edilecektir. AKP Genel Başkanının kafasından geçen ve AKP’de varolan, Tayyip Bey’in arkasında duran insanların akıllarından geçen ama açıkça ifade edemedikleri anlayış budur. Biz bu nedenle 2023 yılında asla ve asla AKP iktidarının olmaması gerektiği bilinci ve düşüncesiyle böyle bir irade koyuyoruz. Memleket Partisi 1923’den beri, bu ülkede yaşayanların, kadınların, erkeklerin, gençlerin, çocukların bu Cumhuriyet’e sahip çıkmaları gerektiğini çünkü Cumhuriyet’e sahip çıkmak memlekete sahip çıkmak düşüncesini kabul ettiğim için söylüyorum. Biz bu hedefi başarmaya bu halkı bu inançta toplamaya irademiz var, gücümüz var bunu yapabilir ve başarabiliriz. Kendimizi de yeni bir ittifak yaratmak, yeni bir ittifak içinde olmaktan öte, kendimizi zaten millet ittifakının içinde görüyoruz.  Biz dışında değiliz; farklı da davranmayacağız. Ancak yarın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunda tabi ki partimizin genel başkanı Sayın Muharrem İnce Memleket Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayıdır. Fakat şu bir gerçektir ki yaşayarak gördüğümüz bir şey var. Her siyasi parti, kendi Cumhurbaşkanı adayını çıkartmalıdır. Daha sonra ikinci tura kalındığında da Millet İttifakı bir aday üzerinde mutabakat sağlar; o da en çok oy alan genel başkanın üzerinde kilitlenir; ikinci turda tek adayla seçime devam edilir. Bu neden böyle yapıyoruz; mesela Meral Hanım tek adaya düşürelim seçime öyle gidelim diyor. Siz de siyasetin içindesiniz. Bir STK’nın kongresinde ya da CHP’nin ilçe kongrelerinde maksimum 400 delege ile gidiliyor. Tek aday ile gittiğinizde 200 civarında oy kullanılıyor. Ama iki adaylı bir seçime gittiğinizde 400 oyun 390-395’i sandığa geliyor. Burda önemli olan şu anda tarafsız kitle yüzde otuz ve üzerinde. Bu tarafsız kitlenin sandığa getirilmesi lazım. Oy kullandırılması lazım. Bu da ne kadar çok aday, sandığa o kadar çok insan demektir. O nedenle her parti kendi adayıyla seçime gitmeli, ikinci turda tek adaya düşürmeliyiz. Memleket Partisi Cumhurbaşkanlığı seçimine böyle bakıyor. Ama bizim asıl düşündüğümüz halkımızın içinde bulunduğu ekonomik koşullar. Artık insanlar asgari ücretle geçinemez duruma düşmüştür. Akşam haberlerde duyduk; EYT bizim gündemimizde değildir diye bir açıklama yapıldı. Bizim ülkemizde yaş ortalamasının 65-70 olduğu bir yerde 60 yaşında insanlara emekli olabileceksin demek, mezarda emeklilik istemektir. Senin yaşam standartların, yaş ortalaman 80-85 olur da o zaman 65 de yaparsın. Zaten 65 yaşında insanların çoğu ölüyor. Bu problemin kesinlikle çözülmesi lazım. Ama sın on yılda 3600 ek gösterge var çalışanların aşağı yukarı tamamını ilgilendiren bir bölüm bu 3600 ek gösterge mutlaka ve mutlaka çıkarılmalıdır. Ama bunu AKP’nin seçim ruhsatı olarak  vermezse onun yapacağı bir iş değildir. 2800 tl ile insanlar geçinmeye çalışıyorlar. Açlık sınırının altında. Kaldı ki artık çalışanların yüzde 80’i asgari ücretle çalışıyor. Bir inşaat mühendisi bile, bir öğretmen bile, bir çok yerde asgari ücretle çalışıyor. Artık teknik elemanlar da işsiz olabiliyor. Doktorları o kadar rencide edip, o kadar küçük düşürdünüz ki, siyasete o kadar çok soktunuz ki… Artık kalp damar cerrahını, beyin cerrahını insanlar tercih etmez oldu. Çünkü kalp damar cerrahını bitiriyorsun işsiz kalıyorsun ve özel hastaneye mahkum oluyorsunuz. O nedenle eğitim koşullarının mutlaka değiştirilmesi lazım. Memleket Partisi olarak Z kuşağı diye tabir ettiğimiz gençliğe sahip çıkmamız ya da z kuşağının MP’ne sahip çıkmasının altında yatan nedenlerden birisi bilime, teknolojiye açık olmamız ve o insanlara gereken değeri verdiğimizi vereceğimizi gençliğin görmesinden kaynaklana bir durumdur. Memleket Partisi işsizliğe kesin çözüm bulacaktır. Cumhuriyetimizi korumak, kollamak partimizin birinci görevidir.

BİZ TERÖRE BULAŞAN HİÇ KİMSENİN PARTİSİ DEĞİLİZ”

Terör hiçbir siyasi mücadelenin siyasi çözüm aracı değildir. Artık ulusal Kurtuluş Savaşları’nın silahla verildiği süreci geçtik. 1970’li yıllarda Vietnam’da ……. Ulusal Kurtuluş savaşları silaha verildi. Ancak şu anda silahlı mücadelenin yeri ve zamanı değildir. Bu ülkede yaşayan herkes kardeştir. Bu iradeyi kabul edip koymak lazım. Şimdi AKP biliyorsunuz geçmişte hem terörizme karşıyım diyeceksin, hem de Aponun kardeşini televizyona çıkartıp onun aracılığı ile oy isteyeceksin. Bu siyasi bir üslup olamaz. Kürtleri Habur kapısından davul, zurna ile getireceksin; işte Meral Akşener’inde geçen gün dediği gibi Atatürk posterinin ve Türk bayraklarının olmadığı çadır mahkemeleri kuracaksınız. Oradan o insanları tahliye edeceksiniz. Bu siyasete bir bakış açısı değildir. Bu TC’ni refaha ve huzura kavuşturacak bir proje değildir. Ama bu insanları terörizme bulaştıran mecrayı yok etmemiz lazım. Önce bataklığı kurutmamız lazım. Bataklığı kurutmadan sivrisinekleri yok edemezsiniz. Memleket Partisi bu bataklığı kurutmaya adaydır. Çözüm üretmeye adaydır. Sizin terörizm ile olan siyasi hareketler. Sizin koltuk değneğiniz olamaz. İstediğiniz zaman kullanıp, istemediğiniz zaman atacağınız bir şey değildir. O nedenle ülkede kalıcı olarak barışı tesis etmek için ne yapılması gerekiyorsa onlar yapılacaktır ve MP bunu yapmaya adaydır; kendine görev edinmiştir.

ERDAL DEMİR: Başkanım siyasete bakış noktasında ve yaptığınız açıklamalarla CHP ile örtüşen bir program anlayışı var. Ancak Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı seçim şekline bakışı ile sizin tarif ettiğiniz bakış açısında bir fark var. Bununla ilgili bir soru sormak gerekiyor. Yüzde 30’un üstünde bir oy aldı Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce. O zaman CHP’nin bir milletvekili idi ve CHP’nin o zaman CHP farklılıklarını yaşamadan yani Muharrem İnce ile CHP arasında bir farklılık olmadığının bir göstergesiydi. Muharrem İnce’nin almış olduğu yüzde 30 civarındaki oyun başarısı CHP’nin siyasi ve politik anlayışından mı kaynaklanıyor; Muharrem İnce’nin politika ve siyasetteki becerisinden mi kaynaklanıyor? CHP’nin ittifakı içerisinde aslında olduğunuzu söylüyorsunuz; Cumhurbaşkanlığı seçiminde olası görüşmeler içerisine girebilecek misiniz? Bu söylemlerinizi siyasette de açık meyan ortaya koyacak bir tavır ve eylem gerçekleştirip gidip ittifakın içinde yeriniz almak için bir refleks gösterecek misiniz?

CAVİT YENİPAZARLI: Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olması, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu çok da isteyerek çok da gönüllü olarak onu aday yapmadı. Şartlar onu zorladı. Bir Cumhurbaşkanı adayını 54 gün önce belirlememeliydi. Cumhurbaşkanı adaylığını açıklarken, Sayın Cumhurbaşkanı diyeceğimiz insanı gel bakalım Muharrem diye çağrılmaması gerektiğini düşünüyorum. Artı her zaman soruyorsunuz defalarca televizyon kanallarında o gece neredeydiniz? Sorusuna muhattap oldu genel başkan. Halbuki otelde kaldıklarında Engin Altay, Tuncay Özkan, Bülent Tezcan birçok milletvekili Genel Başkanımız Muharrem İnce ile birlikte idi. 50 kişiydiler. Otelde aynı katta 50 kişi vardı. Bir tanesi o gün Muharrem İnce sarhoştu ya da alkollü idi dedi mi? Bir tanesi CHP Genel Merkezi Genel Başkanımızın eline sonuçları belgeleri verdi de Muharrem İnce bunları açıklamadı seçildi deyip gitti yatağa girdi diyebildi mi? Diyemedi. Neden? Çünkü Genel Merkez deki seçim sonuçlarını toplayan bilgisayarlar her nasıl olduysa 6-6 buçuk saatlerinde çöktü. Elinde bilgisi belgesi olmayan Sayın Muharrem İnce nasıl bir açıklama yapacaktı. Arada 10 milyon fark var. Ben seçimi kazandım mı demeliydi; Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama gibi seçim ikinci tura kaldı mı demeliydik. Diyebilir miydi bunu deseydi bugün nasıl bir şey olurdu? Ya da kalksaydı CHP Genel Merkezi bana sonuçları vermiyor; o nedenle açıklayamıyorum. Deseydi nasıl bir tablo ile karşılaşırdık? Bugün CHP diye bir parti kalır mıydı?

ERDAL DEMİR: Bir soru sormak istiyorum hemen. İstanbul seçimiyle kıyaslanıyor. Diyorlar ki eğer bir tavır varsa AKP’nin siyaset üzerinde ve seçim üzerinde bir ego manyası varsa, kontrollü istedikleri şekilde yönlendiriyorlarsa bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde de geçerli idi. İmamoğlu hayır dedi bekleyin bakalım biz bu işi böyle görmüyoruz. Sayımlar sağlıklı bitmedikten sonra biz bu işi üç bin oyla kazandık. Bu seçim bizimdir demenizi kabul etmiyoruz. Seçim sayımları devam ediyor dedi ve bu işin içinden 14 bin oyla önde çıktı. Buna rağmen karşı tavır devam etti., ikinci bir seçime gidildi. Bir direnç vardı. Halk şunu söylüyordu. Muharrem İnce adam kazandı ne yapalım lafından ziyade; Arkadaşlar Türkiye’de seçimlerde şaibeler her zaman söz konusu özellikle son 16 yıldır. Biz bunu kabul etmiyoruz; biz bunun üzerine gideceğiz. Bu gerekirse bütün oyların, sağlıklı bir şekilde seçilip sayılıp ayılmadığını bizim disipline edip, ve bunda sonra deglere etmemiz gerekiyor diye düşünmesi gerekirken daha erken saatlerde ne yapalım adam kazandı işte demesi bir teslimiyetçilik olarak ve yapılan yanlışlara boyun eğmek olarak halen daha bu tartışılıyor buna ne dersiniz?

CAVİT YENİPAZARLI: Orda Muharrem İnce’ye bu konuyla ilgili bir a4 kağıdına yazılı eline belge vermediler. Sizin 8 bin sandıkta gözlemciniz bile yok. Sonucu genel merkeze iletecek durumunuz yok artı İstanbul örgütünün kendi bilgisayarları, kendi programları var. Muharrem İnce’nin kendine ait bir bilgisayar sistemi yok ki. Hepsi genel merkezde. Yani Muharrem İnce’de böyle bir ekip kumuş olur tamam ama Muharrem İnce’nin her şeyi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına ve genel merkezine bağlı. Bütün bilgi belge oradan geliyor. Genel Başkan o gün otelde iken 10 milyon fark olduğunu Akp’den öğreniyor. CHP’den değil. 10 milyon fark olunca nesine itiraz edeceksin, CHP’nin Yüksek Seçim Kurulu’nda resmi görevli avukatları var. Genel başkan oraya gidiyor. CHP’nin avukatına soruyor. Diyor ki bir usulsüzlük var mı? Avukat ise hiçbir sıkıntı yok; itiraz edilecek hiçbir sıkıntı yoktur diye cevap veriyor. O avukatta kayıtlarda var.

ERDAL DEMİR: Bu seçim sonuçlarına CHP’nin Genel Başkan’ın ve merkezin vermiş olduğu sonuçlara göre bakıp Muharrem İnce kalkıp bu adam kazanmıştır çünkü on milyondan bahsediyorsunuz. Bunu şöyle söyleyebilir miyiz? Evet seçim son derece iyi izlendi, resmi avukatlarda vardı içerde, sayımlarda çok iyi izlendi ve iyi takip edildi. Bu adam  milyon farkı yaptı bize. Ne yapabiliriz ki genel başkan da bunu görüyor. Böyle mi söylersiniz? Yoksa en başından itibaren  gün kala çağrıldı Muharrem İnce diye hitap edildi; Cumhurbaşkanım diye hitap edileceğine. Bu sorumun cevabını net almak istiyorum. Bir kıyım mı odu?

“CUMHURBAŞKANI ADAYI GÖSTERİLMESİ, İNCE’DEN KURTULMANIN YOLUYDU”

CAVİT YENİPAZARLI: Evet. Bir kıyım olmuştur. Muharrem İnce’den CHP kurtulmak istemiştir. Bakın ben size bir anekdot daha anlatayım. Muharrem İnce Zonguldak mitingine gitmek üzere yola çıktı. Yola çıktığı gün, milletvekili adayları CHP Genel Merkezi tarafından, milletvekili adaylarının açıklandığı gün ve Muharrem İnce listeye bakıyor. Listede geçmişte Muharrem İnce’nin ekibinde olan, onunla birlikte çalışan bütün milletvekilleri tasfiye edilmiş. Muharrem İnce yoldan geri dönüyor ve bu tasfiye nedeniyle Cumhurbaşkanı adaylığını askıya almayı düşünüyor. Fakat her nasılsa genel merkez tarafından ikna ediliyor ve Zonguldak mitingine genel başkan geri gidiyor. Düşünün Tanju Özcan’ı bile milletvekili yapmadınız. Muharrem İnce ile çalışanların hiçbiri milletvekili yapılmadı. O nedenle bu Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi, İnce’den kurtulmanın yoluydu. Bakın size bir örnek daha vereyim. Olağanüstü kongre için  bin 200 delegenin, 670’nin imzasını topluyor Muharrem İnce.  70 oy için Oğuz Kaan Sarıcı’ya, Bülent Tezcan, MYK’da kim varsa Seyit Torun herkese telefon ediyorlar. “Kardeşim sen bak önümüzdeki dönem belediye başkanı adayısın bu imzanı geri çek yoksa aday olamazsın” Ya da “Bak şu anda belediye başkanısın, önümüzdeki dönem seni aday göstermeyiz imzanı geri çek” Aydın çukurunda bile Çine İlçe Başkanı Tayfun Şahin, noterden verdi imzasını. Adama gittiler ”Sen Büyükşehir’in reklamlarını yapıyorsun, bir daha CHP’den tabela reklam işi alamazsın ve akrabaları vardı Büyükşehirde çalışan ” Onların da çıkışını veririz” deyip, adam noterden verdiği imzayı gönderemedi. Türkiye’nin her yerinde böyle yapıldı ve 70 imza iptal oldu; 600’a düşüldü; olağanüstü kurultay iptal oldu. Bakın ben genel başkan olsam; 670 tane imza toplamışsam Muharrem İnce; en azından güven tazelemek için bile o kurultaya giderdim. Yüzde elli ver. Yüzde elli beş aleyhine imza vermiş. O zaman kendi genel başkanlığını, güven tazelemek için 600 imza toplasaydı bile etik olarak gidilmesi lazımdı. Bunun faturası kesildi Muharrem İnce’ye. Bundan sonra da İnce’nin partiden gitmesi için her yol denendi. Bir tüzük kurultayını izlemeye gittim. Cumhurbaşkanı adayı yaptığınız Sayın Muharrem İnce’yi salonun en arkasına oturtuyorsunuz. Ahlaki mi bu? Sonuçta genel başkan partiden ayrılmak zorunda kaldı. O nedenle bu yapılanların hepsi Muharrem İnce’yi CHP’den istifaya zorlamaya yönelik bir hareketti.

Şimdi de diğer sorunuza geleyim. Millet İttifak’ın da Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Deva Partisi var. Hangisinin oyu yüzde üç? Anketlerde hangisisin yüzde iki ya da üç çıkıyor? Hiçbiri…. Şimdi onlardan bahsederken; benim dostlarım diyor; kim senin dostun? Temel Karamanlıoğlu mu? Temel Karamanlıoğlu kim? Sivas’ta 32 tane aydının yakıldığında sorumluluğu vardır. yoktur onu bilmem. Ama o dönem o yangında belediye başkanı mıydı? Evet… Dostum dediğin Ali Babacan; Akp’nin dışişleri bakanı değil miydi? Akp Genel Başkanının hangi dediğine hayır dedi?  Ahmet Davutoğlu Akp’nin başbakanı değil miydi? Bu Suriye savaşına bizi sokan kişi Davutoğlu değil miydi? Bu mu senin dostların!!!  Bunlar senin dostların ise bu partinin içerisinde 40 yıl emek vermiş, 16-17 sene milletvekilliği yapmış Muharrem İnce senin neyin oluyor. İster yüzde bir, ister yüzde beş oyu olsun. Senin neyin oluyor? Bir kez Muharrem İnce’ye” ittifak içinde bu arkadaş da olmalıdır; bu partide olmalıdır, dostumuzdur, geçmişte her ne kadar aramızda görüş ayrılıkları olsa da Millet İttifakı’n da olmalıdır” diyebiliyor musunuz? Dur daha! Anket sonuçları seçime zamanına girilsin Memleket Partisi’nin yılbaşından sonra ki sonuçlarını göreceğiz. Eğer biz bu dostlarım dediğin partilerin oy toplamını katlamazsak; bizim o zaman siyaset yapmamıza gerek yok. Bütün bu yapılanlara rağmen; Cumhurbaşkanlığı seçiminde Genel Başkanımız Sayın Muharrem İnce MP’nin Cumhurbaşkanı adayıdır ve seçime katılacaktır. İkinci tura kalındığında Millet İttifakı’nın en çok oy alan adayı kim ise sen istesen de istemesen de Millet İttifakı’nın adayına oy vereceğiz. Ama ilk turda Memleket Partisi’nin kendi adayına oy vereceğiz.

ERDAL DEMİR: Şimdi de yerel siyasete dönelim. Kendiniz söylediniz. Üç dönemdir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan bir Özlem Çerçioğlu’mdan bahsediyoruz. Daha öncesi TBMM’de görev alan bir Özlem Çerçioğlu’ndan bahsediyoruz. Biliyorsunuz demokrasinin argümanları ile bu işler olur. Demokrasi isterse birisi üç dönem belediye başkanlığı yapar, milletvekilliği yapar. Sadece siz enstrüman olarak çok iyi davranırsınız. Siyasette gündemde kalırsınız. Gündemde kalmak sadece iyi enstrüman kullanmakla olmuyor; argümanlarımızı da çok iyi kullanmamız lazım. Argüman nedir burada. Hizmet alanında bir şeyler yapmak gerekiyor. Bir bellek oluşturmanız gerekiyor. Sizin hakkınızda bir soru sorulduğu zaman bana göre en iyi cevabı madem siyasetçi olarak uzun süre varsınız bir şeyi hatırlatayım ben. Topuklu Efe yakıştırması sizin de üzerinde olduğunuz otobüsün Nzilli ilçe binasının önünde Kemal Bey’in yaptığı bir konuşmada tecelli olmuştur. Şimdi çeşitli yerlerde röportaj yapıyoruz. Mesela Saadet Partisi ile de yaptık. Herkesle yereli konuşuyoruz; konuşmak zorundayız çünkü. İl başkanısınız; çok net cümleler, çok net eleştirisel anlamda cümleler kurdunuz. Bu soru akla gelmez mi? Bir insan bu kadar tarafsa ve tarafları ile hareket ediyorsa ve benim dediğim olsun deniyorsa peki halk neden böyle bir insanı 3 dönem belediye başkanı yapsın. Halk neden başarılarından bahsetsin, halk neden kucaklasın, yüreğine bassın, ana desin, topuklu efe desin, bacımız desin, dışarıdaki konuşmalardan bahsediyorum. Hem bunun bir açıklamasını bize yaparsanız iyi olur hem de Memleket Partisi bu dönem yerel siyasetin neresinde olacak?

“ÖZLEM HANIM BÜTÜN SİYASİ MÜCADELESİNİ, ALGI YARATMAK ÜZERİNE KURDU”

CAVİT YENİPAZARLI: Tabi ki Özlem Hanım bütün siyasi mücadelesini, algı yaratmak üzerine kurdu. Yaptığı hizmetler ile değil, yarattığı algıyla…. Aynı Akp gibi çalışıyor. Sosyal yardımlarla insanları ikna etmeye çalışıyorsunuz. Tabi ki sosyal yardımlar olmalı. Ama bu işi hayırsever derneği gibi de yapmamalısınız. Halka hizmetiniz sizin daha farklı olmalı. Şimdi bakın şuraya yer altı otopark yapıyor Özlem Hanım. Ben bu yer altı otoparkının yapılmasına bir teknik eleman olarak karşı çıktım. Şuradan çıkarken tabelası var. Tabelanın bir fotoğrafını çekin. İhalenin hangi tarihte yapıldığının ifadesi yok, otoparkın hangi tarihte biteceğinin, ihaleden hangi sonuçla sonuçlandırılacağının ifadesi yok. İhaleyi alan müteahhit firmanın adı sanı yok. Karambolde bir şey. Dedim ki siz buna başladığınızda, açarsınız ama kapatamazsınız diye bir ifade kullanmıştım ben bundan iki sene önce. Çünkü buradan doğal gaz geçiyor, enerji nakil hatları geçiyor, internet hatları geçiyor, kanalizasyon geçiyor, içme suyu boruları geçiyor. Önce bunları çözmeniz lazım dedim. Halen daha bu aşamadalar. Daha kazı harfiyat başlayamadı. Bir de burada istasyon meydanına yakın binaların tamamı ortalama 50 yıllık bina ve burası kumlu bir zemin 6 metre açtığınızda bu binaların kayma riski var. Bu konuyu inşaat mühendisleri odası Aydın Şube Başkanı da yazılı bir açıklama yaptı. Bu binaları güvenliğe alma anlamında beton kazıklar çakılıyor. Şurada bir alt sokakta belediyenin İnci Sitesi diye iki blokluk bir site yapıldı. Onun da çift Bodrum’u  var. O binalar oraya yapılırken yer altı sularına ulaşıldığı için, yer altı suyunu başka  bir yere kanalize etmek adına inşaat altı ay durdu. Maliyeti o kadar yükseldi. Burada da bu otopark kaç araçlık 88 araçlık. 88 araçlık otopark ihalesinin keşif bedeli geçen yılın fiyatı ile 15 milyon. Hep beraber göreceğiz ki 20 milyonun üzerine çıkacak. Araç başı düşen otopark maliyeti o otopark kendini 20 yıl belki toplamayacak. Daha uygun yerlerde, daha uygun fiyata , daha büyük otoparklar yapmak mümkündü. Neden bunu yapıyor Özlem Hanım. Bizlerden inşaat ruhsatı alırken, belediyeler 40 yıldan beri, otopark ücreti alıyorlar. Toplanan paralar amacı dışında kullanılamaz. Bütçeler arası aktarma yaparak o parayı başka yerde kullanamazsınız. Aydın, büyükşehir yapıldıktan sonra bu ilçe belediyelerinde biriken otopark ücretlerinin tamamı Büyükşehir’e gitti. Önümüzdeki yıl içinde yine büyükşehir yasasında bir yasa değişikliği yapılarak otopark paralarının yeniden ilçe belediyelerine devredileceği ile ilgili hazırlıklar var. Şimdi bu araları iade etmemek için bu yatırımı yapıyor Özlem Hanım. Projelendirme çok sağlıklı değil. Büyükşehir’in ilk belediye başkanı adayı olduğunda Buharkent’ten Ortaklar’ a kadar olan alandan 21 tane battı çıktı yapacağını söylemişti. Söz vermişti Özlem Hanım. Yapılan daha bir tane battı çıktı var.

ERDAL DEMİR: Engelleme söz konusu olabilir mi başkanım?

“İYİ PARTİ VE HDP’NİN DESTEĞİ OMASAYDI ÖZLEM HANIM BUGÜN YOKTU”

CAVİT YENİPAZARLI: Her yerde engelleme söz konusu değildir. Ya da bunu bilerek yola çıkacaksınız. Bende belediye başkanı aday adayı oldum. Bizim de karşımızda Akp milletvekilleri, adayları vardı. Ben inanıyorum ki ben bir hizmet yapmaya kalkacağım ve Akp iktidarı engel olacak. Böyle bir şey yok. Ya milletvekillerini ikna ederim ya çıkarım Cumhurbaşkanının karşısın O’nu ikna ederim. Bu halk için hizmet varsa ikna ederim. Bütün şehri böyle bir projem var, iktidar engelliyor diyerekten pankartlarla donatırım. Özlem Hanım çıkıp bir açıklama yapabiliyor mu? Hayır. Kuyucak Belediye Başkanı’nı herkes takdir ediyor. Yapılabiliyormuş demek ki. CHP’li belediyeler hizmet üretmek istedikten sonra üretir. Şunu kabul etmek lazım. Özlem Hanım bir algı yarattı. Vatandaş mutlu olduğu için onu iktidar yaptı. Ama her iktidar olandan sonuç alacağım diye bir şey yok. Akp’de mesela bir çok şeyi yapıyor ama memnuniyetsiz kitle giderek artıyor. Bu dönem Özlem Hanım’ın çok zor olacağını düşünüyorum.  Neden? Çünkü geçen dönem İyi Parti ile ittifak yaptınız. Aydın çukurunda 70 bin İyi Parti’nin oyu vardı. Bunu aldınız. Hdp aday çıkarmadı. Size CHP’ye oy verdi. 69-70 bin onların oyu vardı. Kaç oy farkla kazandınız? 60 bin oyla…. Destek olmasaydı bugün yoktunuz. Hdp oy vereceğinin garantisi var mı? İyi Parti ile ittifakın süreceğinin garantisi var mı? Bilemezsiniz…. Onun için tabana göre hareket etmek lazım.

ERDAL DEMİR: Başkanım Nazilli’de yaşayan ve burada siyaset yapan birisiniz. Halen il başkanı olmanıza rağmen burada yaşıyorsunuz. Bu bir Nazilli sevdasıdır aslında öyle düşünmek lazım. Bir de bu yereli konuşalım. Siz aday adayıydınız burada ama karşınıza bir ittifak adayı çıkarıldı. Bunun nedenlerini açıkladığınız için tekrar sormayacağım. Nazilli bu dönem hizmet almış mıdır? Nazilli bu dönem gerçekten bir belediye başkanını yakalamış mıdır ittifaka rağmen? Dışarıda bu yönetim hakkında sık sık spekülasyonlar konuşuluyor. Siz Nazilli’de ki yerel yönetimi bize bir değerlendirir misiniz?

“NAZİLLİ’DE KÜRŞAT ENGİN ÖZCAN TARAFINDAN YAPILMIŞTIR DİYEBİLECEĞİMİZ BİR ESER ŞU ANA KADAR ÇIKMADI”

CAVİT YENİPAZARLI: Size çok somut bir şey söylemek istiyorum. Şimdi her belediye başkanı görev süresi bittikten sonra yaptıkları eserlere kendinden sonra gelen belediye başkanları işte falanca belediye başkanı tarafından yapılmıştır diye bir Tabela asılır. Şimdi Kürşat Engin Özcan, ittifakın belediye başkanı. İnşallah iktidarı devam eder. Seçimi kazanamadığını kabul ettiğimizde arkasından şu eser Kürşat Engin Özcan tarafından yapılmıştır diyebileceğimiz bir eser şu ana kadar çıkmadı. Her belediye başkanına söylediğim bir şey var. Yeni yollar açıyorsunuz, parke döşüyorsunuz çöpleri topluyorsunuz, bunlar bir belediye başkanının ben çalıştım hizmet verdim diyebileceği işler değildir. Çünkü 12. Dereceden bir devlet memurunu getirseniz Nazilli’nin çöpü toplanmayacak mı, sokaklar süpürülmeyecek mi, yollar yapılmayacak mı? Yapılacak. Organize Sanayi Sitesi dolmuş 200 parseldi ama firmanın biri gelmiş 20 parsel almış, biri gelmiş 10 parsele almış. Katma değer üretecek yeni sanayi kuruluşları yok. Bu konuda bir hazırlığınız var mı yok. Tabi ki suç mevcut belediye başkanının değil. Ama son 30 yıldaki belediye başkanları, 4200 işçinin çalıştığı Sümerbank’ın kapatılmasına sesiz kaldı. 1200 işçinin çalıştığı Köytaş Tekstil’in kapatılmasına sessiz kaldınız. Yerine koyduğunuz bir şey var mı yok. Burası zeytin, incir, kestane gibi tarımsal sanayi ürünlerinin olduğu bir şehir. Bu üreticinin ürünlerini alıp, değerlendirip katma değer ilave ederek uluslararası pazarlara yönlendirilmesini sağlayabildiniz mi? Hayır. Nazkop diye bir proje geliştirildi. Nazkop aracılığı ile benim dediğim işlemler yapılacaktı. Nazkop’un kuruluşu bile gerçekleştirilemedi daha. Nazilli’de üretime ve istihdama yönelik yatırımın yapılmadığını düşünüyorum. Bu insanlar genelde olduğu gibi burada da asgari ücrete mahkum bir yaşam sürüyor.  Allah’tan ki ;arazi verimli anası babası köylerde yaşayanlar varsa yağı, sütü oradan gelip zor da olsa yaşamını iademe ettirmeye çalışıyorlar. Refah düzeyi karnını doyurmaktan ibaret değil.

ERDAL DEMİR: Aday adaylığınız döneminde bu konuşmalardan şunu anlıyorum. İsim üzerinde durmaktan ziyade yapılan işlerin bilenler tarafından yapılması gerektiğini söylüyorsunuz. Belediye başkanlığı aslında bir şantiyecilik. Teknik adamın yapması gereken bir iş. Sizin de aday adaylığınız da bir programınız vardı. Genel Merkez’e çağırıldınız değil mi?

CAVİT YENİPAZARLI: Hayır çağırılmadım.

ERDAL DEMİR: Siz kendi programınızı bilgi birikimi çok iyi olan ve Nazilli’yi çok iyi bilen birisiniz. Siz sonucu etkileyemediniz. Bu bir kulis çalışması mıydı ve ben buradan çıkamadım mı diyorsunuz? Bunu açıklar mısınız?

“ÖZLEM HANIM BENİMLE SEÇİM ALMAKTANSA KAYBETMEYİ TERCİH ETTİ”

CAVİT YENİPAZARLI: Ben kendimi çok iyi ifade ettim Orada bir sıkıntı yok. Ancak sayın Deniz Baykal halen daha sağ. Kendi ifadesiyle söylüyorum. Benim o dönemde belediye başkan adaylığım MYK’dan onaylandı ve çıktı. Sayın genel sekreter Önder Sav, arayıp tebrik etti. 15 gün biz Nazilli’de belediye başkan adayı diye dolaştım. 15 gün sonrada burada 700 kişilik bir yemekli toplantı düzenledim. Beşi çeyrek geçe belediye başkan adayımız Cavit Yenipazarlı değildir; Feyzullah Erkut’tur diye bir telgraf geldi. Sonra Deniz Baykal ile bu konuyu görüştüm. O dönem Özlem Hanım’ın belediye başkanlığını televizyonlarda Deniz BAYKAL elini kaldırarak ilan etmişti. Bir kadın belediye başkanı diye. Sonrasında Özlem Hanım Deniz Baykal’ın yanına gidiyor. Deniz Baykal’ın ifadesi ile söylüyorum ”Karşımda tepini tepini verdi. YA CAVİT YA BEN” dedi diye. “Televizyona çıkardığım ve elini kaldırdığı belediye başkanından vazgeçemezdim; onun için Cavitciğim kusura bakma” dedi. Bu özrünü ifade etmek için Didim Belediye Başkanı’nın oğlunun düğününe geldiğinde partiye gelmeden bana uğradı. Buradaki Kısmet Pide Salonu’nda birlikte bir pide yedirdim onalar ve benim gönlümü almaya çalıştı. Bunu böyle yaşadım. Daha sonraki belediye başkanı dönemimizde de Bülent Tezcan beş kişilik komisyonda üyeydi belediye başkanlarını belirleyen. Ben gittiğimde çünkü onun milletvekili olmasının da sorumlusu benim. “Abi sen bizim belediye başkanı adayımızsın, sen git ne buralarda sürünüyorsun, git çalışmanı yap” dedi. Ben birkaç defa uğramama rağmen “abi gerek yok” dedi. Üniversiteden Mustafa Doğaner ile İsmet Ateş, onların adıyla bir anket çalışması yaptırdım. Yaklaşık 60-70 sayfalık bir anket çünkü her sorunun grafiklerini her şeyini kitap haline getirdik. O beşlik komiteye sine vizyon eşliğinde ifade ettik. Hiçbir belediye başkan adayının yapmadığını yaptım. O zaman Gökhan Günaydın, Adnan Keskin, Bülent Tezcan bu komisyonun içindelerdi ve hayranlıkla izlediler. Aynı şeyler Kemal Kılıçdaroğlu’na da ifade edildi. Mutlu oldu böyle bir çalışmadan. Özlem Hanım aynı tavrı Kılıçdaroğlu’na da gösterdi Özlem Hanım. “YA CAVİT, YA BEN” dedi. Bülent Tezcan” Abi ben aşamıyorum bunu” dedi. Son 2019’da da Bülent Tezcan’ın yanına gittim. Bana bir vefa borcun var yerine getir dedim. “Abi lafı ağzımdan aldın, benim sana vefa borcum var sen benim belediye başkanı adayımsın hiç buralarda dolaşma hiç kimseye de dosya vermene gerek yok” dedi. Ben Genel Merkez’e hiç kimseye dosya vermeden geldim. Çünkü o belirliyor çoğunu. Bana demeliydi ki abi ben bunu başaramıyorum ve başarmam için ne yapmam lazım söylemeliydi ve bunları da söylemedi. Nazilli sırf Cavit Yenipazarlı olmasın diye iyi Parti’ye verildi. Özlem Hanım benimle seçim almaktansa kaybetmeyi tercih etti.

Şu anda CHP’de adı geçen belediye başkan adayları ile asla ve asla seçim alınamaz. Şapkadan tavşan çıkartılmazsa eğer.

ERDAL DEMİR: Daha sakin ve suskun bir siyaset içindesiniz? Bunun bir nedeni var mı?

CAVİT YENİPAZARLI: Türkiye’de kurulu 106 tane parti var. 106 partinin içerisinden 4 ay gibi kısa bir sürede örgütlenmesini tamamlayan tek partiyiz. Bir Memleket Partisi’nin ön görüsü 2022 Kasım’ında bir erken genel seçim yapılacağı varsayımı üzerine 6 ay önce 81 ilin 41 tanesinde ve 41 ilinde mevcut ilçelerinin en az üçte birinde örgütlenmemizi tamamlayıp ilçe ve il kongrelerini yapıp kurultayınızı yapmış olmanız gerekiyor. Biz 18 Mayıs’ta kuruluşumuzu tamamladık ve 18 Eylül’de  de kurultayımızı yaptık. Bakın ben elime telefonu alıp da seni ilçe başkanı yaptım demedim ve diyemem. Çünkü bu iş ağır bir sorumluluk ister. Yarın ne ile karşılaşacağımız belli değil. Bütün ilçe başkanlarını kurulmadan önce en az üç dört kez gidip bire bir görüşmeler yapmışımdır. Önümüzdeki Çarşamba Efeler İlçe örgütü ve İl örgütünü bir araya getireceğim. Üyelerin arkadaşlıkları pekişsin diye onları bir araya getireceğim. Daha sonra her ilçe örgütünde bunu yapmaya çalışacağım. Biz şu ana kadar 8 ilçede örgütlüyüz. 9 ilçe başkanımız var ama ilçemizin biri daha kongresini yapmadı. Biz yasal zorunluluğu yerine getirdik. Diğer ilçelerdeki çalışmalarımız devam ediyor.

ERDAL DEMİR:  Geleneksel bir soruyla röportajımızı kapatalım. Milletvekilliğini önümüzdeki dönemde  düşünüyor musunuz?

CAVİT YENİPAZARLI: Bu konuda hiçbir talebim yoktur. CHP’den ayrıldıktan sonra bir daha aktif siyasete döneceğimi düşünmüyordum. Ancak benim Genel Başkanımızla 10 yılık bir dostluğumuz var. Aldığımız görevi de alnımızın akıyla yerine getirmemiz lazım. Genel Başkanımız nasıl uygun görürse öyle olur. Bizim partimizde genel başkamız da olmak üzere herkes ön seçime girecektir. Bu görevi benden daha iyi yapabilen bir arkadaş olursa devredeceğim. Diğer görevler için de Genel Başkanımız ne derse o olur.

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER