MADEN EMEKÇİSİYİM BEN...(4 Aralık dünya madencilier günü anısına)

 
BEN EMEĞİMİ KARAYA ÇALDIM DA GELDİM
KATRAN KARASI GÖZLERİNDE SEVDAMI ARADIM
EMEKÇİYİM KARA DEHLİZ DERİNLİKLERİN GÜNEŞİYİM
EKMEĞİMİ YEDİM, SUYUMU KARA KANA İÇTİM DE GELDİM
 
YASTIĞIMIN ALTI KARA ÜSTÜ KARA
NEFES SOLUDUM KAP KARA
ALIN TERİM YAĞLI KARA
GÖK YÜZÜNE BAKTIM GÖK YÜZÜ KARA
 
BİLDİĞİM SONU YAZAR..GÖRDÜĞÜM RESMİ ÇİZERİM.. 
ADINA KADER DERİM.. SEVDAM KAPKARA..
 
ÖLECEĞİM YERİ BİLİR ÖYLE İNERİM
EKMEĞİMİ DERİNLERDE ARARIM 
KALEM DEDİM PARMAKLARIM ŞİİRLER DİZELER
FIRÇA DEDİM BIYIKLARIM RESİMLER KARALAR...
Doktorundan, ōğretmenine... Emekçisi den, emeklisine... Çiftçisine, köylüsüne... Mühendisinden, madencisine hepsi bu ülkenin ve devletin değerlerdir.
İddia edildiği gibi beşli müteahhit gurubu ve yandaşlara paylaşılan değerler, emeğin ve devleti için dökülen alınterınden daha fazla değerli değildir. Katrilyonlara varan ihaleleri, kazançlarının bile vergilendirilmedigi faydaları güçlülere sağlarken, hak ettikleri emeğin karşılığını alamayan maden işçilerinin yürüyüşlerine engel ve barikat koymak, adaletin kendisi değildir. Bir lokma ekmeği çoluk çocuğuna helalinden götürmek için yerin dibinde guruzi patlamalariyla gencecik yaşta hayatlarını heba edenlerin, hak arayışları hala devam ederken, yerde tekmelenmeleri, ocak sahiplerinin hala kendilerini haklı göstermeye çalışmaları adalet değildir. Dünyanın birçok yerinde modernize edilmiş ocaklarda bir tek can kaybı olmuyor iken , daha fazla kazanma hırsıyla ilkel şartlarda maden çıkaran ocaklara musade edilmesi adalet değildir.
Yerin dibinde, katran karası yüzlerle ve ellerle ekmek parasına çalișa bilirsiniz  ama daha önemlisi insan olduğunuzu unutmaması gerekenlerin, adaletin topuzu olma sorumluluğunu unutmamalarıdır!... 
 
KADINA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI.....
 
Hayatın acımasızca çiğnediği lokmalar birinin kursağında kalacaksa, bunun bedelini kadınlar sokak köşelerinde kaptıkları yerlerde çekmemeli.
Onur kadının insanlığa karşı aydınlığı olmalı. Aydınlık saçmayan kadınların vatanının acıları ve akıbeti, Orta doğunun arap baharına benzer.
Kadın toplumun onuru, ülkenin aydınlık penceresidir.
 
5 ARALIK 2013 1934 Seçme ve seçilme hakkı.
 
Türk kadınını; Anadolu medeniyetinin ve kültürünün anası olarak biliriz. "Ataerkilimiz anadır."
Mustafa Kemal Atatürk bu medeniyetin ve kadının gücünü bilen bir deha ve yüzyılın devlet adamı; Kadını Cumhuriyetin parlayan yıldızı sıfatıyla hak ettiği yere koymuştur.
Güruh ve karanlık güçlerin kadına yaptığı eziyeti bu medeniyet kabul etmedi, etmeyecektir.
Kadın seçer, seçilir bilinci ve kararı Avrupa'nın birçok ülkesinden önce yurdumuzda, erişilmez Önderin sayesinde kadına anayasal hak olarak verilmiştir. 
Anadolu kültür ve medeniyetinin kadınını, Cumhuriyetin kadınını, laik olduğu yerden kimse alamayacaktır.
Sana bir kez daha minnet borcumuz var eşsiz lider.
Anayasa ve seçim KANUNUNDA yapılan değişiklikle,kadına seçme ve seçilme hakkı tanındı.
ÇİN, İTALYA, FRANSA, İSVİÇRE, JAPONYA bu ülkeler TÜRKİYE'NİN gerisinde kalarak,TÜRKİYE'in görülen yüzünün aydınlık yoldaki aldığı mesafeyi gösterir.
Manidardır ki bugünün TÜRKİYE'si gelinen noktada, kadınların zulüm ve katliamla yüzleştiği bir dönemi yaşadığını gördükçe, ATATÜRK olmanın ne kadar üstün meziyetler gerektirdiğini görmekteyim.
Mesele kadını Toplumun vazgeçilmez değerleri arsında yüceltmek ve taşımaktır.
Bizim törelerimiz ve ananevi yapımızın şanındandır. Bu şanı maneviyatı sokaklarda kimsesiz, çaresiz ve yoksul bırakanlar tarihle bir gün mutlak yüzleşecektir.
4+4+4 kadına ve geleceğine indirilen  bir düşüncenin ürünüdür.
Ümmet toplumunun kölesi olarak görülen kadının, cennetin anahtarı olarak gören İSLAMİYET;  bu kör ve ilkel görüş ve düşünceyi ALLAH katında da affetmeyecektir.
Muasır medeniyetler; kadını ve TÜRKİYE'i bu karanlığa mahkum etmek isteyen ideolojilere geçit vermeyecektir.
Her türlü emeğe dayalı zor işleri yüklediğimiz, doğurganlık gibi kutsal bir görevi beklediğimiz kadınlarımızı, hak hukuk adalet arayışı içinde bırakanlar yine üstünlük anlayışının tarafı olan erkek üstünlüğü anlayisi  gibi bir kör zihniyet yapısıdır! Türkiye Atatürk ve onun inkilaplariyla kadına olan önemi bizlere ve bütün dünyaya çağdaş anlayışın üstünlüğü ilkesiyle yasallastiriken, bizler bugün sözde  kör ve geri anlayisin, din üzerinden sömürü yeteneğiyle kadını bugünün yaşadığı sıkıntılara düşmesine izin vermemeliyiz, vermemeliyi. Dinimizin analara bakış açısında ki  mükemelligi kendini ve İslami bilmez sözde ucubelerin fetvalarına hibe etmemeliydik ve izin vermemeliyiz...
ENGELLİ YOKTUR... 
Engelli yoktur. Beyinlerde ki güç ve kişiliklerde ki yapı ve duruş önemsendikçe. Bizler bedene değil, ruhuna bakmayı öğrenmeliyiz. Yaptıkları işe ve yeteneklerine o kadar ihtiyacımız var ki, umarım devlet bu yeteneklere daha geniş alan açar. Engeliler günü devletin sorumluluklarını, insanların insan kavramını  bilmesi gerektiği  gündür.
Birey toplumun bir parçasıyla, ki anarahmine cenin olarak düştükten sonra vatandaş olma özelliğine kavusuyorsa, ister engelli ister olmasın, toplumun bireyi olarak her hukuksal haktan faydalanacaktir! Anayasada tarif edildiği gibi, alınan kararlarda yazıldığı gibi daha özel durumları yaşama hakkına sahiptir. Her iş yerinde bir engelli çalıştırılmak zorunluluğu gibi! Biz ülkemizde kanunların belirlediği hakların engelliye taninip tanımadığını izlemek ile sorumlu olmalıyız! Engelliler günü diye sadece onları hatırlama diye bir lüksümüz yok olmakla birlikte, onlara karşı mekellef olduğumuz uygulamaları kontrol etmek ve onların yeteneklerine faydalanmak için alt yapıyı oluşturmakta olan sorumluluğumuz bilmemiz gerekiyor. Engellinin insan olarak farklılıklarını beyinlerinde değil fiziklerinde sadece fiziklerinde görüp, Anadolu insanı gibi duygusal ve insanı yönünüzü öne çıkarmanın bilinci de olmalıyız! Yüzlerce engellinin yarattığı biri birinden güzel başarıları gōrmekle, saygı gözeterek yerlerindeki yüceligi hissetmek ve yaşamakla sorumluyuz. Engelli yoktur bu kavramı evrensel ölçekte kanimsamak var!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.