TÜİK VE TUNÇ SOYER’İN İŞSİZLİK VERİ SONUÇLARI SONUÇTA ŞAHANE

banner35

TÜİK, verileriyle hükümete ekonomik anlamda yön veren ve ekonomik planlamaya veri olarak yol gösteren devletin en önemli kurumudur! Tıpkı Noterler gibi! En sağlıklı veriler oradan toplanır! Tıpkı Sayıştay gibi; en sağlıklı devletin kurumlarının yanlış ve doğru yönetimlerini tespit eden kurum gibi! Saya bileceğimiz daha çok devlet kurumu var demeyeceğiz, tüm devlet kurumları denetimli demokrasi çerçevesi içerisinde kendi kurumsal kimliklerini, sahip oldukları kavramlar adına korurlar!

TÜİK VE TUNÇ SOYER’İN  İŞSİZLİK VERİ SONUÇLARI SONUÇTA ŞAHANE

TÜİK, verileriyle hükümete ekonomik anlamda yön veren ve ekonomik planlamaya veri olarak yol gösteren devletin en önemli kurumudur! Tıpkı Noterler gibi! En sağlıklı veriler oradan toplanır! Tıpkı Sayıştay gibi; en sağlıklı devletin kurumlarının yanlış ve doğru yönetimlerini tespit eden kurum gibi! Saya bileceğimiz daha çok devlet kurumu var demeyeceğiz, tüm devlet kurumları denetimli demokrasi çerçevesi içerisinde kendi kurumsal kimliklerini, sahip oldukları kavramlar adına korurlar!

Devlet kavramlarına birer ad vermiştir. Bağımsız ama iç denetimli demokrasi yapılarıyla da denetim altına almıştır! Devlet bu kurumları ve kavramları yok sayıp, kendine yani tek kişiye bağlayamaz, tek kişinin sözleriyle yönetim şekline uygun davranamaz! Nerelerde peki bu durum geçerli? Tabii ki demokrasiyle yönetilen ülkelerde, tabii ki sistemleri katılımcı, demokratik yönetim şekilleri olan devletlerde! Bizim ülkemiz kurtuluş savaşıyla birlikte, yönetim şekline Cumhuriyet ve demokrasi demiş, yüz yıla yakın bir tarihe imza atmıştır bu süreçte!

Sistem değişikliği var mı yok mu sorusuna cevap verilemeden, bugün gelinen noktada kavramların çözüldüğü, kurumların tek elde toplandığı ve tek noktadan çıkan talimatlarla yönetilen bir ülke görünümü yaşanmaya başlanmış ve bu tedirginliğin her geçen gün yaygınlaşırken, ülkenin önemli konularımızdan olan işsizlik TÜİK tarafından verilen oran ve rakamlarla gereceği yansıtmaması, ekonomik veriler ve işsizlik oranları verileri iki ayrı kulvarda koşmaya başlamasına neden olmuştur!

Birincisi devletin esas saydığı TÜİK verileri, diğeri açlık ve yoksulluk sınırını aşmış, her gün etiketlerin değiştiği ekonomik krizin verilerini bire bir yaşayan halkın bildiği gerçek oranlar!

En önemlisi de devletin kavram ve kurumlarına duyulan güvensizliktir ekonomik gidişatta ki çöküntüyü kamçılayan! Geçmişte bu toplum kemerleri sıka sıka sıkılacak yer kalmadığı dönemlerin acı reçetesini yılarca hatta kaç kuşak çekti! AK partinin ilk dönemlerinde yaşattığı planlamalı kalkınma, sosyal refah düzeyinin yükseldiği, enflasyonun tek rakamlara düştüğü, ihracatın patladığı, dünya küresel ekonomik kriz yaşarken, bizde teğet geçtiği dönemlerle, ilk yirmilerden ilk onlara doğru koştuğumuz dönemden bugüne nasıl gelindi, nasıl devlet kurumlarının gerçekten uzaklaşarak yayınladığı verilerden rahatsızlık duyulmadığı ve buna göre işveren ve işçi arasında ki pazarlıklarda yanlış verilerle, yanlış yönlendirilmelere sebep olarak, açlığı ve yoksulluğu biraz daha dibe çekmeye başlandığı günlere geldik!

Yanlış ekonomik uygulamalar ve denemeler dönemine geldik! Tüm bu soruların cevabı Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, parlamenter sistem karşısında başarısız olduğunu ve yetmediği gerçeğini kabul etmemenin yattığını söylemek zorunluluğu söz konusudur!

TÜİK ve İzmir Büyük Şehir Belediye başkanı Tunç Soyer! İşsizlik üzerine konuşulan verilere bakıldığında bu milletin artık neye inanacağı ve güveneceği tartışması üzeri örtülemeyecek bir gerçektir!

Tunç Soyer; 2021 yılında İzmir Büyük Şehir Belediyemize 182.000 küsur yüksekokul bitirmiş ve iş isteyen başvuru var diyor! Bin kişiye yakın doktor ve daha fazlası lisans eğitimi almış mevzun genç!

Her veride farklı rakamlarla ama ülke gerçeğine uymayan verilerle ülke gerçekleri ve sorunların ertelenmesi üzerinde algı yaratmaya çalışan TÜİK!

Bu davranışla TÜİK belki işverenin eline bir koz verip, devletin toplu iş sözleşmelerinde taraf olarak hafifletici bazı kararlar almasını engellemiş olabilir, işvereninde gerçek olmayan enflasyon rakamlarıyla yükünün daha fazla olmaması için bu veriler üzerinden sözleşmeye kendi istemleriyle yaklaşma eğilimini kullanma fırsatı elde etmiş olabilir! Peki, bu durumun;  açlığı, yoksulluğu daha fazla derinleştirerek, milletin sorumluluğunu erteleme gerçeğini, vicdanen daha fazla ne kadar taşıyabilir ki bu tür konuşulanlarla yerine getiren kurumlar!

Belediyeler Özal zamanında iş ve işçi bulma kurumu durumuna düşürülerek bugüne değin aş, iş arama kapısı olmaktan kurtulamadı! Bu fırsatı değerlendiren yandaşlar ve koltuk sahipleri kendi düzenlerinin devamını sağlamak için sağlam oy depolarını oluşturmaktan ve yerel yönetimleri buna alet etmekten kaçınmadılar! Belediyeler alt yapı ve üst yapı hizmetlerinin sorumluluğunu atıp arpalık haline getirilen sistemin birer parçası gibi davranma cesaretiyle, devletin iş ve aş yaratma sorumluluğuna ortak olma yolundan vazgeçmediler! Ama bu yerel yönetim şeklinin yanlış olduğunu hatırlatanlar, Tunç Soyer gibi bize bu rakamlarda iş ve aş arayan başvuru var bunun altında eziliyoruz, bir anlamda gerçek hizmetlere yetişemiyoruz diyen belediye Başkanları da bu yanlışın diyetini ödemek zorunda bırakılmanın acısını çekiyorlar! Yanlış ekonomik yönetim sonuçlarıyla yükselen dolar ve yetirdiği maliyet adına mali yükler sayesinde çok önemli projelerin durduğunu buna örnek olarak da sanırım bir metro projesinden uzaklaştığını vurgularken de üzüntüsü yüzünde ki ifade de resmen okunuyordu!

Ne TÜİK nede bir başka devlet kavramı ve kurumu bu şekilde ve bu ortamda asli görevlerini yapamayacak, Merkez Bankası gibi Türk Parasını ve döviz oranlarını koruma asıllı görev yapan bu kurumda yeterli olmaktan çıkıp, kendi vicdan muhakemelerini kurmaktan da kurtulamayacak duruma geldiklerin sanırız görüyorlardır!

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2021, 15:00

Selva Demirci

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER