TÜRKİYE

EMEKLİYİ YOK SAYANLARA SÖZÜMÜZ

Emekli, söz söyleyecek hal kalmadı, son söyleyecek sözü önceden söyledi, duyan olmadı. Şimdi yok hükmünde söyle diyor; emekliyi yok sayanlara söylenecek sözümüz mü kaldı? Görünen köye kör bakanlar; yerden sürünen, hatta sürünmeye takati kalmayan hayata mahkûm edilen kitlenin adı "EMEKLİLER".

Emekli, söz söyleyecek hal kalmadı, son söyleyecek sözü önceden söyledi, duyan olmadı. Şimdi yok hükmünde söyle diyor; emekliyi yok sayanlara söylenecek sözümüz mü kaldı? Görünen köye kör bakanlar; yerden sürünen, hatta sürünmeye takati kalmayan hayata mahkûm edilen kitlenin adı "EMEKLİLER".

En düşük trafik cezasının 5.000 TL olduğu ülkede; bir çayın 50 TL, bir sodanın 60 TL, bir kahvenin 80 TL olduğu ülkede; bir oda bir salon dairenin 30.000 TL olduğu, bir kilo karpuzun 15 TL, bir kilo domatesin 100 TL olduğu ülkede, "emekli" diye bir kitlenin yaşadığını söyleyecek bir düzen ve millet kaldıysa buyursun, öne çıksın!

Yeter artık diyor emekli: "Yok saydınız, bunu görüyoruz, biliyoruz!" Parklarda, pazar yerlerinde pinekliyoruz, çürük çarık topluyoruz. Gurur diye bir şey kalmadı, sosyal yaşam diye bir şey kalmadı. Aile içinde sorunlarımıza sahip çıkamaz, yaşamdan nefes alamaz hale geldik. Hâlâ ekonomideki kötü gidişatın faturasını bize kesmeye devam ediyorsunuz!

Bir sigaranın 120 TL olduğu ülkede 20.000 TL maaşla hayata tutunmamızı bekliyorsunuz! Bir NATO toplantısının bu ülkeye kaça mal olduğunu açıklayan yok! Mutfaktaki tarihi kültürümüzü, yöresel yemeklerimizi öven manşetleri, haberleri arşa âleme ilan etmeyi ihmal etmiyorsunuz!

Duymak istemiyorsunuz beyler: Yok hükmündeyiz. Bu ülkeye ait olmayan bir kitle durumuna düşürüldük, umurunuzda değil!

Emekli umutlarını ve inancını yitirdi! Güven duyulmayan bir geleceğe doğru gidiyoruz; ama hâlâ 5510 sayılı Kanun yürürlükte! Yarın emekli maaşı alamayan, tazminat almayı unutan, dahası 6 yıl beli bükülünceye, devlet tarafından işten çıkarılıncaya kadar çalışmak zorunda kalanlar, emekli olduklarında ödedikleri primin karşılığını hangi güvenle alacaklarına inanmamızı bekliyorsunuz efendiler!

Nerede söz verdikleriniz? Hani intibak yasası? Nerede "Emekli Yılı" diye ilan ettiğiniz yıl, nereye kondu?

Adımıza açılan fonlar nerede, nerelere kullanıldı? Yazıktır, günahtır demek içimizden gelmiyor! Çünkü "yazık" ve "günah" lafı lügatten silindi, uçtu gitti!

Bir gemi var: Lordlar Kamarası. Okyanuslarda yüzüyor. Bir taka var: Karadeniz'in azgın dalgalarıyla savaşıyor! "TAKA" paramparça oldu. Gören yok, söz eden yok!

Sizler, beyler sizler; bir taraftan "Mutlak Butlan" ile hukukun meşruluğunu ispatlayın. Diğer yandan siyasette bir devri kapatmayı hedefleyin. Ekonomi, yarattığınız siyasal ve politik kargaşanın içinde debelenmeye devam etsin. Toplumun büyük kısmının olmayan "yastık altı" paralarına göz dikerek zam üstüne zam yapın. Devlete ait ne varsa özelleştirin. Emeklinin olmayan sesini ve soluğunu sıkın, ümüğünü sıkın!

EMEKLİ KİTLESİ yok hükmündedir! Sözde emekli sendika ağaları koltuk ve isim peşinde koşarak, yerden mantar biter gibi çoğalmaya devam edin! "Sözde varsınız ya, özde olmayanlar!"

Kaç adet oldunuz statüsü olmayan emekli sendikaları? Sayan var mı? Emekli adına neler yaptınız, bilen var mı? Örgütlülük yapınız ne durumda? Bir basın açıklamasına giderken saymakla bitmeyen isimlerinizin arkasında kaç emekli birikiyor, verilecek cevabınız var mı?

TÜED - Tüm Emekliler Derneği Genel Merkezi nasıl iş yapıyor, nasıl bir düzen tutturmuş? Emeklinin sırtından nerelere gelmiş? Genel başkanlarının aldığı yönetim kurulu başkanlığı ücretinden, emekli aidatlarıyla yapılan otel ve tatil tesislerinden nasıl faydalanılıyor? Hesap soranınız var mı?

TOKİ vaadinden, kışlık kömür yardımlarından sonuç alanınız var mı? Emeklinin maaşı eline geçmeden kesilen aidatların nasıl değerlendirildiğini bileniniz var mı? Olsa bile konuşanınız var mı?