Doğaseverler, Gökçeler Kanyonu’nu gezdi

banner35

Aydın’da faaliyet gösteren Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği üyeleri, hafta sonu gezilerine devam ederken, doğal seyir terasları ile Gökçeler Kanyonu’nu seyretti.

Doğaseverler, Gökçeler Kanyonu’nu gezdi

Aydın’da faaliyet gösteren Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği üyeleri, hafta sonu gezilerine devam ederken, doğal seyir terasları ile Gökçeler Kanyonu’nu seyretti.

Aydın’ın tarihi ve doğal güzelliklerinin korunması adına önemli çalışmalar yapan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin (EKODOSD) her hafta düzenledikleri gezi turlarının bu haftaki durağı Gökçeler Kanyonu oldu. Kanyonun özgün klimasında bahar havasında etkinlik gerçekleştiren doğaseverler, doğanın içinde bir yürüyüş gerçekleştirdi. Küçük şelaleler, kuş sesleri arasında gezen Aydınlı doğaseverler, Karya bölgesinin zengin kültürüne tanık oldu.

Her zaman olduğu gibi doğa ve kültür gezilerinin devam edeceğini ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; “Her tarafta kar buz keserken, Gökçeler Kanyonu’nun özgün klimasında bahar havasında bir etkinlik gerçekleştirdik. Gökçeler Kanyonu’nu ikiye ayıran Hamzabey Çayı’nın eşsiz güzelliği, gürül gürül akan ve küçük şelaleler oluşturan sularını izleyerek, kuş sesleriyle yankılanan doğanın içinde bir yürüyüş yaptık. Yüzlerce metre yukarıdan Gökçeler Kanyonu’nun muhteşem güzelliğini doğal seyir teraslarından izledik. Asırlardır ayakta kalan ve tarihe tanıklık eden zeytin ağaçlarına dikkat çektik. Lavantalar, orkideler, anemonlar ve papatyalarla süslenen zeytin bahçelerinin güzellikleri seyrettik. Zeytin ağaçları arasında kalan tapınakta, rehberimiz Hakan Bahçecioğlu tarafından, Karya bölgesinin kültürel zenginlikleri anlatıldı. Kanyon içindeki İncirliin mağarasına inerek, insana heyecan veren sarkıt ve dikitlerini, Neolotik çağda insan yaşamının olduğu mağara kovuklarını gördük. Dünyanın 7 Harikasından biri olan Bodrum’daki Mausoleum’u çağrıştıran Gümüşkesen Anıtını göremedik. Çünkü anıtın etrafına yapılmış ve yarım kalmış olan beton yapıların görülmemesi için, çevresinin tamamen kapatılmış olduğunu gördük. Bafa Gölü kıyısında Ağanın Dalyan Çiftliği olarak bilinen alanı ziyaret ettik. 1900’lu yılların başında develerle başlayan balık ihracatı, Bafa’nın çevresindeki köylerle ağanın arasındaki yıllarca süren mülkiyet sorunları, balıkların yakalanış şekli, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ders konusu olan mülkiyet sorunu, 1978 yılında Bafa Gölü’nün kamulaştırılması, gölün ekolojik yapısında meydana gelen değişiklikler, günümüzdeki statüsü anlatıldı. Çiftlikten kalan ve her geçen yıl dökülerek tahribata uğrayan, içinde sayısız hikayelerin geçtiği binaları gezdik. Balık havyarlarının kurutulduğu binanın koyun ağılı olarak kullanıldığını gördük. Bafa Gölü’yle ilgili ekoturizm faaliyetleri için, ziyaretçi tanıtım merkezi ve gölün ekolojik sorunlarını takip edecek bir üniversite istasyonu olarak hizmet vermesine yönelik yaptığımız başvuruları anlattık. Bafa Gölü’nün Serçin Priz Kanalı, Sakızburnu Dalyan Kanalı, etrafındaki yavru balık üretim çiftlikleri ve Büyük Menderes Nehri arasındaki ilişkileri ve bunlardan sonuçlanan sorunları yerinde gösterdik” dedi.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2022, 13:32

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER