YİRMİ BİRİNCİ YÜZ YIL İNSANI!?

Şehit haberleri, kazalar, doğal afetler!! Çok üzgünüm, şehitlerimize rahmet diliyorum, ruhları şad olsun. Yeter, ölen gençler, insanlar, masum bedenler, yeter.Kazlarda ve afetlerde ölen vatandaşımızın ruhlarının ışıklar içinde olmasını diliyorum.
Kanal İstanbul  projesi, Feto operasyonları, yolsuzluklar,  Montrö anlaşmasına göre boğazlarla ilgili haklarımız, Nato ve özellikle ABD’nin Kanal İstanbul projesinden avantajları, rant savaşları, Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi, ABD’de görülen  Zarrap davası ile Halk bankası davası, Rusya ve Türkiye ilişkileri, Ukrayna’ya 200 milyon TL. hibe edilmesi, bu olaylar yaşanırken arka arkaya Suriye’den gelen şehit haberleri. Saydıklarımı bir biriyle ilişki gözeterek yorumlamanızı tavsiye ediyorum.
Lüks alışkanlıkları, sınırsız açlık, maddi mevcudiyeti harcamalara yetiştirme duygusu, ekonomik durağanlık, riski yüksek ve sorgulanması gereken konularda bireyin duyarsızlaşmasına neden olur. Sıkışmış hisseden, anı korumak adına hareket eden bireyin, kitle halinde olaylara reaksiyon göstermesi sadece olağan üstü durumlarda mümkün olacaktır. Algı, olağanüstü anları, sıradanlaştıracak kabiliyette olduğu sürece, korkunun da desteğiyle,  bireylerin direnç yoğunluğunu farklı noktalara taşıyarak, sıkışmış, tepkisiz, hareket kabiliyeti sınırlandırılmış toplum oluşturmak, yirmi birinci yüz yılın en büyük icadıdır.
Çok üstüme geldi, düşüm ve anım korku olduğunda, korkunun peşinden koşmaya başladım! Kovalamak değildi önce, ölümüne karşı koymaktı.  Kovaladıkça içinde olduğum karanlık aydınlandı, enerjisi azaldıkça şeffaflaşıyordu, önce sureti belirdi, üzgün ve kırgın bir ifadesi vardı, tuttum kolundan sıkıca, nedir derdin, kaygıma ulaşmaya çalışıyorsun, bende hangi soru işareti olmak istedin dediğimde, yaşları boşalmaktan kurumuş acıyla tanıştım. Bilmiyorum nasıl toparlandın ve bana doğru geldin, korkman ve kaçman gerekirdi dedi. Kaçacağını bilemezdim, her şeyi göze alarak sana doğru hareketlendim, önce beni tuzağına sürüklediğini sandım, kaçtığını fark etmem kolay olmadı. Senden korkmuyormuşum, soru işaretleri ve o çeken enerjinin içinde korkuyla kapatmışım çaresizliği.Sonra bilmediğimi bilmem cesaretimin anahtarı oldu kendiliğinden. Öyleyse açayım penceremi dedi, ve belirdi.  Karşımdaydı, kayıplarımdan oluşmuş düşünleri yüklediğim beden, sadece şehvetiyle esir etmek istiyormuş beni. Alamadığın neydi benden diye sordum. Seni alamadım, gizledin kendini dedi. Evet eksik göründüm sana, ama bu istemediğimden değil, senin korkun olmak istemeyişimden dedim. Olsaydı sana dair acıların bir çıkışı, olsaydı bir cevabın ve yolun, sunabilirdim kendimi. Korkma benden dedim korkuya, sadece aç kendini yenilen ve çık karşıma, tüm benliğimle aydınlatacağım seni, ama lütfen cesur ol. İstiyorum ama becerebilir miyim bilemiyorum dedi korku. İstemek başlangıç dedim, cesaretle çık yola, adımların basamaklardayken ulaş bana, güçlendireceğim ayaklarını ve yüreğini dedim. Aydınlanmaya hazır ruhunu bedenine yansıt ve gel bana, ne olur gel. Seni açabilecek tek varım, ama korkma benden korku olur mu!
Yosunlar, çırpınırsan sarar ve dibe alır,, akışa bırakırsan sadece okşar! Görmek zorlamayla olmaz, nefes al, huzuru hisset!