UMUT

Gece yarısı.Son otobüs.
Biletçi kesti bileti.
beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
Beni ayrılık bekliyor.
Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz.
 
İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
Geçtim putların ormanından baltalayarak
nede kolay yıkılıyorlardı.
 
Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri
   çoğu katkısız çıktı çok şükür.
 
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
ne böylesine hür.
 
   Büyük şair Nazım Hikmet'in 1957 yılının Temmuz ayında Prag'da yazdığı bu satırlar,bir sitemin ve isyanın haykırışıdır.
  
   Dostun sapladığı bıçak başka hiç bir acıya benzemiyor.Hiç biri bu kadar acıtmıyor.Hiç biri böyle zehirlemiyor.
 
   Şiir yazılırken işin aslı nedir ne değildir bilmiyoruz ama biliyoruz ki büyük darbelerden ve ihanetlerden sonra daha vakur,daha dayanıklı ve daha umursamaz oluyoruz.
 
    İhanet hayatımızda dipsiz bir kuyu,kör karanlık,kavurucu çöl,amansız yol, umutsuz yakarış......
 
    Yaşam serüvenimizde dostluklardan çok ihanetle karşılaşıyoruz.Yıkıyor umutlarımızı;yakıyor düşlerimizi......