Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
Kızıl dereli atasözü ile başlamak istedim yazıma
Neo liberal politikalar sonucu bireyciliğin en üste çıktığı, toplumsal faydanın geri plana atıldığı ,mutluluğun kaynağının kar maksimizasyonu ile açıklandığı günümüz ekonomik sistemi 2008 den bu yana sorgulanıyor ve bu sorgulamanın pik yaptığı dönemleri yasıyoruz dünya olarak.
Kökeni monoteraristlere hatta Adam Smith ‘e kadar temelleri dayanan günümüz makro ekonomik politikaları sos vermeye başlamıştır. Dünyada 2008 den bu yana krizi aşmak için gerek ABD gerek Avrupa Birliği nicelikli genişleyici para politikalarını günümüze kadar ısrarla uygulaya gelmişlerdir. Dünyada hiçbir dönemde olmadığı kadar likidite bolluğu yaşanmaktadır. Bunun olmasının sebebi ekonomik durgunluğun para politikaları ile aşıp arzulanan ekonomik büyümenin bu süreç sonunda yakalanacağına inanılan görüştür.
ABD de 2008 yılından beri parasal genişleme nerede ise 5 kat artar iken buna rağmen istenilen ekonomik büyümeye ulaşılamamış ve büyüme rakamlarındaki artış parasal genişlemedeki artısın çok gerisinde kalmıştır.
Bir durgunluk içerisinde olan dünya ekonomisi KOVİD-19 pandemisi ile durgunluk daha da derinleşmiştir. Günümüzdeki süreçte üretim ve tedarik zinciri her geçen gün zorlanmaktadır. Gıda, içecek, sağlık malzemesi gibi mallar ve bunların sunulmasını sağlayan hizmetler dışında, otomotivden tekstile, beyaz eşyadan mobilyaya, konuttan ulaştırmaya kadar bütün alanlarda talep düşüşü söz konusu. Dünya ticareti de bu talep düşüşüne paralel bir düşüş içinde. Bugün henüz etkisi tam olarak hissedilmese de önümüzdeki dönemde üretimde düşüş, üretilenin taşınıp getirilmesinde sorun, fiyat artışları biçiminde çok daha ağır sonuçları çıkacak. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) 2020 yılında dünya ticaretinde yüzde 13 – 32 arasında bir düşüş olacağını tahmin etmektedir.
Sonuç olarak 2020 yılı hem ekonomik açıdan çok zorlu bir yıl olurken, Kovid 19 salgını neticesinde temel ihtiyaçların öneminin kavrandığı bir yıl olacak. Dünya, tahıl, sebze meyve tarımının, hayvancılığın, balıkçılığın, arıcılığın, tavukçuluğun ve hepsinden önemlisi doğayı korumanın ne kadar önemli olduğunu anlayacak. Covid – 19 salgını sıkça tekrarlanan ,yazımın başlığının adını verdiğim kızıl dereli atasözünü bize hatırlattı. Bundan sonra bu atasözünü hiç aklımızdan çıkarmayıp asl olanın kar maksimizasyonu değil ,doğayı ve çevreyi korumak olduğunu unutmamak dileği ile…
Umarım bundan sonra herkes dersini alır üzerine düşeni yapar.