Bir kelebek kondu kulağıma, fısıldadı, fısıldadı, fısıldadı. Nasıl işlediyse içime, ne zaman çıktım, adımladım, vardım bilemedim. Yorgunlukla iki satır arası uzanayım derken, kalmışım öylece. Uyandım kabusun içine, telefon seslerinden kabuslar dizdiler hikayeme. Bağırıyorum, sesim çıkmıyor, içimde yıkılıyor kelimelerden dayak yemiş labirentler. Aorttan fışkırıyor düşünceler, beynimden dışarı sarkmak için çırpınıyor, vuruyor, vuruyor, vuruyor bir volkan gibi dağılıyor gökyüzüne. Yaşadığım acı, iç çatışmalardan, içinden geçtiğim kavgalardan ;
Çöp bidonuna uzanıp boyu yetmezken, sarkıp içinden çıkardıklarıyla evine ekmek götüren çocuğun acısından
Evindeki son somun ekmek tükendiğinde, çocuğun boğazı açlıktan ve susuzluktan kurumaya yüz tuttuğunda, acısını çaresizliğe terk edip intihar boğuntularını daladığı ipe terk ederek giden babanın çığlıklarından
Dağdan topladığı odunları iple sarıp sırtına saran annenin, çocuk okuldayken soğukta bekleyen vicdanından
İnşaatta elli küsur derecede demir büken amcamın terinden
Kapı kapı dolanıp iş dileyen üniversite mezunu ümitsiz gencin ” iş için her dolaştığım kapıdan istencilik yapsaydım, bulacağım işten fazlasını kazanabilirim demesine rağmen, ideal olana hala direten” halinden
Bütün geleceğinin gireceği sınavlara bağlı olduğuna inanarak büyüyüp, çocukluğundan itibaren, stresin, mücadelenin, kavganın unsuru haline gelen yaşantıdan
İşçilerin, emeklinin ve işsizin hakkı söz konusu olduğunda sessiz beklerken, kendi haklarıyla ilgili çıkan sorunda sokaklara dökülen hukukçuların demokrasi söylemlerinden duyduğum utançtan
Sol söylevi ve düşünüyle emekten, haktan bahsederken, bulduğu koltukta en vahşi kapitalistler kadar çıkar gözetenlerden, ahlaksızlığa ve açgözlülüğe teslim olan zihniyetten
Dini duygularla ilgili insanları fetvalara boğanların, tüccarlıkta çok başarılı olmasından, yasak ve sapkın ilişkileri saklamayı da marifet saymalarından
Her türlü nefret söyleminden, ayrışımdan, kavgadan tiksinerek dolaşırken yaşamın içerisinde, içimde dolaşan kan sığmıyor artık bedenime.
Bana bir ümit ver sevgili diye haykırıyorum ilahi olan tüm varlıklara. Bunca acıdan dökülen nefesler sarmışken atmosferi, hiçbir şey yokmuş gibi kaçacak kadar sahtekar olduğumda bitecek asıl sonsuz hayat,,, derken yine sızdım rüyaya.
Göz yaşlarına mavi nazar boncukları iliştirdiğim sevgili. Bakışlarından tuttuklarıma mısralar dizmekle meşgulken, fırtınanın ortasında yarı çıplak yakalanıyor um sana. Duygu da nefessiz kaldığım her an bakışlarını kaçırmanla doğruluyor, derin bir nefes alıp tekrar gözlerinde kayboluyorum. Kalbimin sesi sağır edecek beni, etinden kokular la mıhlandım. Oklarınla delik deşik düşüncelerim. Hislerinin ağırlığı, etime koca bir orkestranın sazlarındaki tırnak , nefsindeki dudak izleri kadar işliyor içime. Belki bu son tango,, ruhumun tükenişine hikaye olur mu sence? derken , yalnız ve üzgün uyandığım yataktan doğrulup, bir bardak suyla tüm düşünceleri gömmeye gidiyorum.
Eğitim ve tecrübe olarak vasat insanları değerli kılan anlaşılır olmalarıdır. Keşif, yeni bir yol sunmak insan zihnini zorlar, çoğunluk düşünmek ve gelişmekle ilgili sıkıntılı olduğu için, ucuz olana fazlasıyla para ödemeyi uygun görmekte. Bu bağnaz zincir gelişimin önündeki en büyük sebeptir ve yönetenlerin değil, yönetilenlerin kusurudur!