"Hukuk Devleti mi, Sandık İradesi mi?
CHP’de yaşanan mutlak butlan tartışmasını “Cumhuriyete müdahale” olarak tanımlıyorum. Hukuk devleti “kural işler” derken, seçmen “oyum ne olacak?” diye soruyor. 2026 öncesi sandık matematiği buhranın merkezinde.
1. CHP ve “Müdahale” Tezi
“CHP sadece parti değil, Cumhuriyetin güvencesidir. Yıllardır yıpratılıyor.”
Mutlak butlan, şekil bozukluğu varsa hakimin kendiliğinden uyguladığı sert kural. Siyasette kullanıldığında “geçmişe yürüme etkisi” yaratıyor. 2012 MHP, 2018 İYİ Parti süreçlerinde de benzer tartışma olmuştu. Yani CHP’ye özel değil, sistemik risk.
2. Hukuk Devleti Sınavı
“Laiklik, demokrasi, milli egemenlik savunulmalı."
Huk devleti = kanun herkese eşit. Mahkeme “kongre usulü bozuldu" derse, 1 gün sonra alınan karar da 3 yıl sonra alınan karar da yok hükmünde. Bu kuralı işletmek adalet. İşletmemek keyfiyet olur. Ama kural işletilirken “siyasi istikrar” zedelenirse, vatandaş “adalet geldi ama kaos büyüdü” diye düşünür. Bu ikilemi çözemeyen sistem buhran yaşar.
3. Seçmen Psikolojisi ve Sandık Etkisi
“Halk yerel seçimde değişim dedi, CHP birinci parti oldu. Gerçek gündem ekonomi.”
Seçmen kafasında 3 soru var:
Güven “Delege seçtim, yönetim seçtim. Hepsi hükümsüzse bir daha niye oy vereyim?” Aidiyet çatlar.
-Yorgunluk Enflasyon, kira, borç derken bir de “parti mahkemelik” haberi gelince “yine kavga” algısı oluşur. Sandığa gitmeme riski artar.
- Kararsız Etkisi CHP tabanından kopan %3-5 seçmen, 2026’da seçimi belirler. Gitmezse iktidar avantajlı, küçük partilere kayarsa meclis aritmetiği değişir. İttifak masasında “imza atan yetkili mi?” sorusu pazarlığı tıkar.
4. Ülkenin Gerçek Gündemi
Emekli, asgari ücretli, genç, çiftçi, esnaf… Hepsinin derdi mutfak.
Siyaset-huk gerilimi uzadıkça medya ve kamuoyu enerjisi oraya akar. Ekonomi, eğitim, dış politika geri plana düşer. Seçmen de “benim derdim konuşulmuyor” deyip sandıktan soğur. Bu, tüm partilere kaybettir.
“Türkiye’nin ihtiyacı kavga değil adalet, baskı değil özgürlük, ayrışmak değil dayanışma.”
Mutlak butlan bu denklemin “adalet” ayağını temsil ediyor. Sandık ve seçmen psikolojisi “istikrar ve temsil” ayağını. İkisini dengeleyemeyen Türkiye, buhranı derinleştirir. Dengeleyen Türkiye ise hem huk devleti ilkesini güçlendirir hem de seçmenin “kurallar netse sandığa giderim” güvenini tazeler.
_“Yeter ki milletin iradesine sahip çıkılsın. Yeter ki adalet işlesin. Yeter ki halkın sesi susturulmasın. Çünkü halkın gücünün üstünde güç yoktur.”