MEDCEZİR

Topraktan aşağıya izlediği yolu hayal ettim. Belki kavurucu sıcakta azıcık serinlik ulaşır, belki de dokunmanın artık tek yolu. Duygular canlı mı, sesle anlatılanlar, içten ve sessiz ulaşır mı? Mersinler, canlı çiçeklerin yerini nasıl alır peki, neden bu kadar alışıldık ve sık? Vardır illaki mantığı, neden dediğimiz her şey olmuş olanı doğrulama yöntemi değil mi aynı zamanda, olmuş ve hala oluyor olanı! Su taşmaya baladı, annem benimle aynı şeyi düşünmüş olmalı; Oğlum toprakla düzelt. Yanıt vermeme gerek yok, hiçbir sorgu olmadan, cümleler dökülürken, eyleme dahildim ve hareket başlamıştı bile Duyguların ve alışkanlıkların uyumu, bir çeşit ortak bilinç hali.  Ustamdan öğrendiklerimden sonra kolay küçük bir taşkını dizginlemek ve ustam adına eylemin içerisinde olmak,,, gönlün sonsuz kabullenişi!  Okunan dualar, göz yaşları, ikramlar ve gidiş anı; Ben kalmak istiyorum, siz gidin arkadan geleceğim dedikten sonra, içimden geçen şarkıdan mısralar dizmek istedim;
Ağaç dallarının kavuştuğu gibi tek olmak vardı ya, hani insanlar sevda ve kavuşma üzerine bunca çabayı niye gösteriyor ? Doğayı ayırdık, seyrekleştirdik, canlıları ayırdık seyrekleştirdik ve bir kısmını tükettik ne yazık ki. Bizde tükendik, tükendik gözyaşlarından yaralar edindik, uzaklaştıkça büyüdü, acı büyüdü, hasret yürüdü, dallar yaralı, kavuşamıyor artık.  Yaşam kendini tüketen insanlar görmeye devam edecek. Kavga  “et”( beden) üzerine olduğunda insanlık kalmayacak, kalan neyse sade hayvan ve biz,, serpiştirilen acılara aldanıp, sevdaları kavgayla örtmeye devam ediyoruz.
( Ustam) Sus dedi ustam, bunca serzeniş, bir sevda uğruna çırpınış bencilce evlat. Ben tüm yaşamın kavgasına hazırlarken seni, nerelerde kayboluyorsun böyle. Dünya büyük korku içinde, yapay virüsler, 5g baz istasyonları,  chemtrailsi denen spreyleme , insanlarıçipleme planları, sanki tesadüf önemli yangınlar ve dünyanın yıpratılan ciğerleri, Lübnan’da büyük patlama ve ölen, yaralanan yüzlerce insan, Brüksel’de yanan Dünya Ticaret Merkezi, ünlülerinde karıştığı çok sayıda pedofili vakaları, organ, uyuşturucu ve silah mafyaları, kadın ve çocuk cinayetleri, demokrasi adına başlatılan savaşlar ve ölen  siviller, mezhep ve ırk kavgaları, bunca korku, yıkım ve acı içerisinde bu kadar duygusal olmak sana zarar verebilir. Korkutma beni evlat, dik ve ayakta kal.
( İç sesim) Peki demek ne kolay ustam, sevmek suç mu?. Bencillik işlemiş ruhları, fesatlık sevgiyi sorgular olmuş. Anlamlar karmaşık, hesaplar durmuyor, biraz sadelik biraz temizlik ne güzel olurdu? Sevdada olmak rahatsızlıksa varsın öyle olsun. Bu kadar kötülüğe kömür atmakta vardı, bense çekilip köşemde duygu arıyorum usta, çok mu bu?
( Ustam ) 1900’lerin başlarındaortada bir avuç toprak kalmıştı,bu şartlarda ulus egemenliğine dayanan tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kuruldu. Bu ülkenin kadını ayağındaki son lastik pabucu kesip, ahşap tekerin yıpranan yerlerini tamir edip, bomba yüklü kağnıları onardı. Kendi gelinliğinin tülünden hasta ve yaralı askere pansuman yaptı, sargı yaptı. Sadece Çanakkale’de yüz binin üzerinde askerin kanı senin geleceğin oldu. Kahramanlık hikayelerinin en büyüklerinden çokçasına sahne bu ülke ve ülkenin tüm güzellikleri senin varlığına emanet edilmişken, yanlış gidişata dur diyecek kararlılığa sahip olmak görevin değil mi evlat !?
( İç sesim ) Ben ne yapabilirim, koca ülke yolsuzluklar, hırsızlıklar, haksızlıklar konuşulurken ve halk sessiz, tepkisiz karşılarken olanları,  ne yapabilirim. Benim memurum işini bilir cümlesini hakaret sayıp, topluca bize hırsız mı diyorsun diyerek itiraz eden yokken ne yapabilirim. En basiti, sigortası ile hastanede ameliyat olacak gariban köylü, canını korumak için utana sıkıla sepete doldurduğu incirle doktora giderken, emlak servislerinde, tapularda işi olan vatandaşın memuru görmeden işleri hızlı yürümüyorsa,  en basiti okuldaki öğrencinin alacağı, kalem, defter kitabın bile adresi birilerince tayin ediliyorsa, basit asgari ücret için siyasi haritalar önüne çıkıyorsa vatandaşın,  basit banka kuyruğunda bile yağlı müşteri kaynak olabiliyorsa, hatta idealist bir şekilde bağlı olduğum insanların bile hırsızlığa, haksızlığa bulaştığını açıkça biliyorken, kendine kazık atılırken sessiz ve tepkisiz kalan bu halk için ne yapabilirim.
(Ustam) Sana son sözüm ve vasiyetimdir evlat. Pes etmek yok! Mümkünse bu ülke ve millet adına her şeyi güzelleştir, yapamıyorsan ülkesi adına menfi işler yapanların içinde ol. Beceriksiz hissettiğin anda hatırla bu cümleyi “ güzel şeyler olacaksa ve tetikleyen kum tanesini koyan sen olursan hakkım helaldir”. Sevdalara düştüğün her an bil ki temiz kalmana destekti, sakın utanma. Sevmeyi bilmeyen adam, ne yâre ne ülkeye fayda getirmez. Şansın bol olsun, sonsuzlukta bir gün buluşmak üzere, şimdilik hoşça kal!
( İç sesim) Varsam başlangıç sizdiniz, hala ayaktaysam eğitim sizdiniz, güç ve irade varsa emek sizdiniz, her cümlen kabulüm ve duamdır, şimdilik hoşça kal!
Gündemden Notlar
-  Chp içinde çatlak ses yeni değil, ısrarla çatlamaya devam ediyor, ısrarla “adam kazandı” ekseninde!
-  Satacakları bittiğinde, ekmek kazanma şansı tükendiğinde uyanan halk için “Othello’nun dediği gibi; "soyguna uğramış bir insan, kendisinden ne çalındığını bilmediği sürece, soyulmamış demekti..."(Shakespear) tatlı rüyalar demek istiyorum.
-  Tekrar dolar sümkürmece, yakmaca gibi şovlarla sınamazsınız umarım !
-  Şüphe hareketin doğasıdır. Yolculuk anı, şüphe anı ile devam eder!?
-  Bana beni şikayet ediyorum; Benimle yaşıyor olmanın ne kadar tuhaf olduğunu  bilseniz?
- Korona ile ilgili;  Virüsün  mutasyon geçirmesi nedeniyle aşının bulunmasının zorlaştığı söyleniyor. Mutasyon geçiren virüse karşı aynı tanı kitlerinin kullanılması mantıksız değil mi?
-  Her şey bazen değil mi. Bütünün küçük ve farklı hatırlanışları gibi. O an, istek ve yaşantı için kimi eksiğimiz yada şansımız, farkı hissedilebilir olduğu için bazendir. Acı, tatlı ve hissiz.
-  Utançla paylaşmalıyım ki; “İsrailli sağcı parti lideri Feiglin: Lübnan'da muhteşem bir havai fişek gösterisi seyrettik.” dedi