Yerel

Konservatuvar gibi ev

Aydın'ın Koçarlı ilçesinde yaşayan Tosun ailesinin evi, adeta bir konservatuvarı andırıyor. Baba Erman Tosun ile iki oğlu Özcan ve Miraç, her gün davul ve zurnalarıyla birlikte çalışarak bir yandan ekmeklerini kazandıkları mesleği icra ediyor, bir yandan da babadan oğullara uzanan mirası yaşatıyor.

Aydın'ın Koçarlı ilçesinde yaşayan Tosun ailesinin evi, adeta bir konservatuvarı andırıyor. Baba Erman Tosun ile iki oğlu Özcan ve Miraç, her gün davul ve zurnalarıyla birlikte çalışarak bir yandan ekmeklerini kazandıkları mesleği icra ediyor, bir yandan da babadan oğullara uzanan mirası yaşatıyor.

Davul ve zurna, Tosun ailesinin hayatında yalnızca düğünlerde çalınan enstrümanlar değil, aynı zamanda ekmek kapısı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek haline geldi. Koçarlı'nın Şenköy Mahallesi'nde yaşayan 43 yaşındaki Erman Tosun, yaklaşık 25 yıldır sürdürdüğü mesleğini oğulları 18 yaşındaki Özcan ve 14 yaşındaki Miraç'a da öğretti. Günün büyük bölümünü birlikte geçiren baba ve iki oğlu, düğün, sünnet, asker eğlencesi ve kına gibi organizasyonlarda insanların mutluluğuna ortak olurken, boş zamanlarında ise yine aynı çatı altında davul ve zurnalarını ellerine alarak birlikte çalışıyor. Tosun ailesinde davul ve zurna sesleri, kimi zaman bir düğünün coşkusuna eşlik ederken kimi zaman da evin içinde süren günlük hayatın doğal bir parçası olarak yankılanıyor.

'Hayatımın yarısı bu meslekte geçti'

Yaklaşık 25 yıldır davul ve zurna çalarak geçimini sağlayan Erman Tosun, mesleği çocukluk yıllarında çevresindeki müzisyenlerden öğrendiğini söyledi. Zamanla çocuklarının da bu işe ilgi göstermesiyle davul ve zurnanın aile mesleğine dönüştüğünü belirten Tosun, iki oğlunu da kendisinin yetiştirdiğini ifade etti. Davul ve zurna çalmanın klasik anlamda bir okulunun olmadığını söyleyen Tosun, 'Bu işte kabiliyet ve yetenek önemli. İçinden gelmesi lazım insanın. Biz de kendi kendimize, sağdan soldan duyduklarımızla öğrendik. Amcalarımız vardı, onlar çalıyordu. Onların yanında yetiştik. Tabii istemek de gerekiyor. İnsan istemezse olmaz' dedi. Çocuklarının da kendi izinden gittiğini anlatan Tosun, 'Oğullarımı ben yetiştirdim, aile mesleği haline geldi. Okumadılar. Ben de yaklaşık 25 yıldan fazla bu işi yapıyorum. Hayatımın yarısı bu meslekte geçti diyebilirim. Hiç kimsenin işine gitmedik, hep kendi işimizi yaptık. Hem zevk alıyorum, hem insanları eğlendiriyorum, hem de kendim eğleniyorum' diye konuştu.

'Düğünü bitirmeden dönemezsin'

Mesleklerini icra ederken her türlü acı ve tasayı içlerine gömmek zorunda olduklarını belirten Tosun, yakınlarını kaybettikleri günlerde dahi düğünlere gittiklerini anlatarak mesleğin en zor tarafının bu olduğunu söyledi. Baba Erman Tosun, 'Dayım vefat etti, anneannem vefat etti, dedem vefat etti. Biz hep düğündeydik. O gün cenazemiz vardı ama biz düğüne gittik, düğünü bitirdik döndük. Düğünü bitirmeden dönemezsin, bu işi yapmak istiyorsan bu gibi durumları kabulleneceksin. Biz de bu duruma alıştık' ifadelerini kullandı.

Mesleği severek yaptıkları için zorlukların kendilerine ağır gelmediğini belirten Tosun, 'İşi sevmeyen insana her iş zor gelir. Bir enstrüman çalarken de hiçbir şey düşünemezsin. Düşünürsen çalamazsın, yanlış yerlere basarsın. Kafanın sadece müzikte olması lazım. O yüzden hiçbir şey düşünmüyoruz. Sadece o anki ortama ve müziğe adapte oluyoruz' dedi. Aile olarak bu meslekten kazanç sağladıklarını da ifade eden Tosun, 'Çok şükür kazanıyoruz. Kazanmıyoruz desek yalan olur. Ben ve iki oğlum olmak üzere üç kişi gidiyoruz. Çok kalabalık düğünlerde istediklerinde yanımıza iki kişi daha buluyoruz ve daha kalabalık gidiyoruz' şeklinde konuştu.

'Bu işten kazandığımla çok rahat ailemi geçindirebilirim'

Babasından öğrendiği davul-zurna mesleğini yaklaşık 10 yıldır sürdüren 18 yaşındaki Özcan Tosun ise artık kendi ailesini kurmaya hazırlanıyor. Ekim ayında nişanlanacak olan Özcan, geçimini babasından öğrendiği meslekle sağlamayı planlıyor. Mesleğe babasının yanında başladığını belirten Özcan Tosun, 'Bu işi babamdan öğrenerek, babamdan duyarak başladım. Yaklaşık 10 yıldan beri bu işin içindeyim. Babamdan öğrendim. İşimi çok seviyorum. Severek yaptığım zaman her şeyin en iyisi oluyor' dedi. 15 Ekim'de nişanının olacağını söyleyen Özcan, davul ve zurna çalarak kazandığı parayla ileride ailesinin geçimini sağlayabileceğini ifade ederek, 'Allah'ın izniyle 15 Ekim'de nişanım var. Bu işten kazandığımla çok rahat ailemi geçindirebilirim. Allah'a şükürler olsun, paramı kazanıyorum. Ailemi de geçindiririm' diye konuştu.

'Birbirimizi daha iyi anlıyoruz'

Babası ve kardeşiyle birlikte çalışmanın kendileri açısından önemli bir avantaj olduğunu belirten Özcan, aynı aile içerisinde müzik yapmanın ortaya daha iyi bir iş çıkardığını söyledi. Özcan Tosun, 'Ailecek kafile yapıyoruz bu işi. Daha iyi oluyor bizim için. Çünkü hepimiz birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Daha iyi şeyler çıkartabiliyoruz. Birbirimizi tamamlıyoruz. İnsanları eğlendirirken, kendi davul ve zurna sanatımı icra ederken ben de eğleniyorum. Yaptığım işten çok zevk alıyorum' dedi.

Ancak mesleğin en zor tarafının, kendi hayatlarında yaşadıkları acılara rağmen insanların mutluluğuna ortak olmak olduğunu belirten Özcan, bu anlarda duygularını gizlemek zorunda kaldıklarını anlattı. Özcan Tosun, 'Cenazemiz oluyor, hastamız oluyor, o zaman yine insanları eğlendiriyoruz ama kendimiz içimiz kırık kalıyor. Bu işin zor kısmı, cenazemiz olduğu durumda bile müzik icra etmemiz gerekiyor. Çünkü üzüntümüzü gösterirsek karşıdaki insanları da eğlendiremeyiz. Onlar da ufak bir üzüntünün içerisine girer. Ama normal günlerde çalarken tabii eğleniyorum. Çok zevk alıyorum yaptığım işten' diye konuştu.

'Babam öğretti, geleceği var'

Tosun ailesinin en küçük müzisyeni ise henüz 14 yaşındaki Miraç Tosun. Babası ve ağabeyiyle birlikte davul-zurna çalan Miraç, çocuk yaşta başladığı mesleği gelecekte de sürdürmek istiyor. Davul ve zurnayı babasından öğrendiğini belirten Miraç, '8-9 yıldır bu işin içindeyiz. Babam öğretti. Biraz daha içimizden geliyor. Bu işi seviyoruz. Geleceği de var. Para kazanıyoruz, işlere gidip geliyoruz' dedi.

Evde de düzenli olarak çalıştıklarını anlatan Miraç, babası ve ağabeyiyle birlikte müzik yapmanın kendisine çok şey kattığını söyledi. Miraç, 'Evde de sürekli çalışıyoruz. Birlikte çaldığımız zaman birbirimizi daha iyi öğreniyoruz. Babamın tecrübesinden çok şey öğreniyorum. Ağabeyimle de birlikte çalışıyoruz. İşlere gittiğimizde daha rahat hareket ediyoruz' ifadelerini kullandı.