GÜNDEMDEN SEÇMELER

Neden 3 il üzerinde çoklu baro sistemi uygulanma isteği doğdu, sorusunu boşta bırakarak, gündeme geçiyorum. Adalet Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı üzerine çoklu baro sistemine dair çalışmalar yürütmesi, Türkiye Barolar Birliği tarafından tepki ile karşılandı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu öncülüğünde 31 baro başkanı Adalet Bakanlığı ile çoklu baro sistemi ile ilgili yasal hazırlığın rafa kaldırılmasına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Adalet Bakanlığının çoklu baro çalışmalarıyla ilgili yasal değişiklik çalışmaları, baroların itirazlarına rağmen devam etmesi nedeniyle Baroların gerçekleştirdiği eylemler, ulusal basında ve kamuoyunda yankı uyandırdı.  Ankara’ya 20 kilometrelik  savunma yürüyüşüyle başlayan Barolara ait tepkiler, Ankara’da polis engellemelerine takıldı. Barolar ve hükümet arasında bu konuda gerçekleşen olaylar esnasında Türkiye’de yaşanan genel havadan bahsetmek istiyorum.
Kovit 19 nedeni ile, 65 yaş üstü ve 0-16 yaş arası sokağa çıkma sınırlamaları kısmi olarak devam etmekte. Yakın süreç içerisinde sözleşmeli çalışan bir çok kamu çalışanı işlerinden ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Esnaf ve meslek sahibi bir çok vatandaş işlerinde durgunluk, azalma yaşarken, içlerinden önemli kısmıişyerlerini kapattı. İntihar vakaları arttı, aile içi şiddet vakaları yaşanmakta, toplumun üzerinde korku kaynaklı baskı nedeniyle, bireysel psikolojik rahatsızlıklar hat safhaya ulaştı. Faturalar, zorunlu mutfak giderleri ve kiralar büyük çoğunluk adına sıkıntı haline gelmiş durumda. Siyasal iradenin vatandaşın zorunlu koşullarını sağlayabilecek sosyal güvenceyi tahsis etmekle ilgili yeterli ve etkin çalışma içerisinde olamadığı, ekonomik yeterlilik göstermek bir yana, vatandaştan sorumluluk alarak bağışta bulunmasına dair telkinleri olduğu görülmektedir. Yaşamı idame edecek gelirle çalışabilme şansına sahip olamayan, işçi, esnaf ve zanaatkar sayısı ciddi boyutlardadır. Bu koşullar dahilinde, icra takipçiliği ağırlıklı hukuk sürecinin temsilcileri haline gelen barolar ve çalışanlarının halkın içinde olduğu zor durumda sorumluluk alarak, ekonomik koşullar ve baskıların azaltılmasına yönelik söylem ve işbirliği gözlenmezken, tahküm iddiaları ile siyasal etki altında kalacaklarına dair kaygılarla yapmış oldukları eylemi değerlendirirken, emekçinin, esnafın, zanaatkarın yalnız ve zorlanmış, sıkıntılar içine itilmiş yaşantısıyla ilgili çalışma ve söylevlerini eksik bulduğumu, paranın temsilcileri gibi hareket ettiklerine inandığımı söylemek isterim. Sosyal devletin Anayasal zorunluluk olduğundan yola çıkarak, bireyin yaşam koşullarının idame edebilir seviyede tutulmasına dair barolar dahil, sivil toplum örgütleri, muhalif partiler ve basının ortak çalışma yürütmesi zorunluluğu, tüm tartışmaların üzerinde ilk madde olması gerekirken, oluşan tüm suni gündemler aç yatan çocuğun hakkına gasp olarak algılanmalıdır. Olağan üstü koşullar yaşanan bu süreç, ayrıca bireyin hürriyetine dair saldırıların sistematik olarak yürütüleceğine dair komploları da gündeme getirmektedir. Siyasal irade ve kamu oyunun tüm paylaşanlarının bu konularda bireyi müdafaa ve muhafaza eden tutum ve eylem içerisinde olmasını da önemle beklemekteyim. Bireyin düşünüş ve tutumu bilinçli hazırlanmış yönlendirmelerin etkisi altındadır. Ulusal hükümetlerin, ulus bilinci içerisinde bireyi, tüm dış etkilerden ve zorunlu koşula dönüşebilecek sıkışmış seçimlerden korumak gibi yaşamsal sorumlulukları vardır. Global düşünüş ve etki unsurlarının, ulusların bağımsız ve özgün sürecini tehdit ve baskı altına aldığı çalışmalar kurgulanmakta, hatta yaşanmaktadır. İç mekanizmalarımızla topyekün, akıl birliği, gönül birliği içerisinde varlığımızı korumak ve geleceğimizi sağlamlaştıracak çalışmaları ivedilikle gerçekleştirmek zorundayız. İktisadi hazırlığımız katma değeri yüksek üretim süreçlerine geçmekle mümkündür. Tüm global sarsıntılarda, bizi bağımsız ve ayakta tutacak en büyük unsurumuz, kendi üretimimiz ve paylaşımımızı sürdürülebilir kılabildiğimiz tarım becerimizdir.
Çok gerekli olduğuna inandığım maske konusuna değinmek istiyorum? J
Maske konusunda olumlu ve olumsuz telkinler bulunmaktadır. Üretim, tedarik, dağıtım sürecinde hangi mikrobik unsura maruz kaldığını bilmediğimiz maskeleri alınca, güzelce yıkayıp kurutursak iyi olur. Gün sabahı taktığımız maskenin kısa süre içerisinde dolaştığımız ortamlarda bulaş olabileceğini düşünerek, çok geciktirmeden gün içerisinde en az 3 kere değiştirilmesi önemli olabilir. Maske takılmasının mikroplara karşı yüzde yüz etkin koruma sağlamayacağı  gerçeğini de unutmayarak, sosyal mesafeye dikkat önemlidir. Her an, bildiğimiz ve bilemediğimiz çokça mikrobik etken içerisinde yaşamaktayız, bir kısmı sağlık üzerinde kısa sürede, bir kısmı uzun sürede etki bırakabilirken, bir kısmı risk oluşturmamakta. Tüm yaşam sürecinde, doğru beslenme, doğru hijyen, doğru temas, doğru fiziksel güç sağlayıcı çalışmalarla, kendimizi muhafaza etmek en önemli becerilerimiz olmak durumundadır.
Kapaklanmak kendine, akışta törpüden kanayarak  yer aramak, asılmak ve kendince olmak, senden kalanla! Pürüzlü, sıradanlaşmış, yontulmuş hastalıklar yaygınken, doğruya sadakat etmek keskin bıçağın üzerinde gezmek kadar riskli artık!
Isırdılar dört yanımı, üryan kaldım, bitkin ve hareketsiz, yediler beni. Kan açlığıyla saldırdılar, savunmasız, yarı baygın, hülyada somurdular.(mevsimsel, sinek saldırıları J)