Pazarlamayı, daha çok bireyde alım yapma isteği uyandırma sanatı olarak nitelendirebiliriz, tıp ki siyaset gibi. Reklamlar pazarlamanın en bilindik yönlendiricisi. Giydirilmiş salaklık devrinin yapaylığı nedeniyle, düşünüş, beceri, entelektüellik tecavüze uğramış durumda! Magandalık moda, şiddet moda, yalakalık moda,,,, anıranlar düşünce geliştirenlerden evla, araba markası, telefon modeli kişilikten önde,, çalmak , çalışmak ve üretmekten kıymetli,, dindarlık, dürüstlükten, adaletten önemli,,,! Havaya bakarsak çok bilen var,,!Halbuki felsefede olduğu gibi bilimde bile artık hiçbir şeyin net bir doğrusallığının olmadığını keşfetmekteyiz. Switchback’ ( güneşten çıkan rüzgarı doğrusal görürüz, halbuki ileri geri hareket ederek yol alır) te olduğu gibi güneş rüzgarları bile ileri geri hareket edebiliyorken, siyasilerin çizdiği zikzakların unutulması olağan olmalı. Siyasi alan daralması, belli ve yoğunlaşan sıkışık gündemin, her zaman tutan ve alt yapısı oluşturulmuş suni varsayımların harekete geçirilmesi ile aşılan tabloyu sürekli görmekteyiz.
Siyasetin Gündem Saptırma Taktikleri
*İmamların yetkilerini arttırmak, nikah kıyma yetkisi gibi, yada diyanet işlerinden yeni açıklamalar yaparak suni gündem oluşturmak
*İnternet sınırlamaları, bazı site ve uygulamalara getirilen yasaklar
*Mİlliyetçi söylemler, yada milliyetçilik üzerinden suçlayıcı haberler
*Toplumca tanınan, önemsenen bireyler hakkında haberler gibi, örnekleri çoğaltabiliriz.
Gündem Saptırma Uygulamaları Nerelerde Kullanılır
*Stratejik öneme sahip uygulamalardaki başarısızlıklarda
*Yapılan zamlar sonrası
*Ekonomik veriler kötüye gittiğinde
*Yolsuzluk haberleri çıktığında
* Atatürk ve devrimleri söz konusu olduğunda
*İşçi ve emekli ücretleri görüşmelerinde
*Özelleştirme yapıldığında
*Sit alanları ve ormanlık alanları yapılaşmaya açıldığında
*Doğal felaketler ve büyük iş kazaları vb. örnekle çoğaltılabilir.
Asıl olan, güncel gerçekliğe sahip çıkmak. Günümüz gerçeğine değinelim. Esnaf ve küçük sanayicinin durumu nedir? İşçilerin durumu nedir? Çiftçinin durumu nedir? Faturalar, kira giderleri, zorunlu ihtiyaçların tutarı , asgari ücret, işsizlik verileri bize neler anlatıyor? Düşük gelirli vatandaşın, salgın hastalıkla ilgili korkuları, almaya çalıştığı önlemler ve yaşamını devam ettirmek adına verdiği zorunlu mücadele arasındaki dengeyi kurmak adına siyasetin sunduğu katkılar nelerdir? Sorularımın yanıtını tüm ülkenin vicdanına bırakıyorum!
Artık yönlendirilmiş düşüncelerden kurtulmak, istek uyandırma adına hazırlanmış tuzakları fark etmek zorundayız. Kapitalizmin, güzel vücutlar içerisinde tanga diye sunduğu bez parçasına yüksek fiyat vererek alma ihtiyacı doğurma sanatının, soğukta sizi üşümekten koruyacak kaliteli kaban parası ettiğini anlama zamanı gelmiştir umuyorum. Yada parmakta adı pırlanta yada her neyse gördüğü zaman büyülenen aklın, mutfağında uzun süre tedarik sağlamayı düşünebilen zihniyete evrilmesi kadar muazzam bir dönem geçirdiğimizi anlayabiliyoruz umarım. Yada adını tadını bilmediğimiz ama, aşağılık kompleksine kapılarak, avrupayi varsayarak istek duyduğumuz, tatsız, yapay yiyecekleri talep etmek adına doldurduğumuz mekanların yeterlilik hissimizi güdülemesinin nasıl bir tuzak olduğunu görüp, bir kenara itip, tamamen doğal ve geleneklerimizin ürünü, kendi doğamızın, hatta kromozomlarımızın ürünü binlerce Anadolu ziyafetine tekrar sahip çıkmanın gerçek ve akıl sahibi, hatta ayrıcalıklı olmanın yolu olduğunu anlayabiliriz umuyorum. Güdülerimize işlenerek içine sokulduğumuz bu yapay alışkanlıkların, bir yandan din kisvesi adı altında, Arap alışkanlıklarını taklit ederek, tamamen ayrımcı ve erkek cinsine yönelik alışkanlıkları beslerken, diğer taraftan bu korkuya refleks vermek adına avrupayi yaşamı baz alan düşünceleri, kadının da kolay eş değiştirmesi anlamına sokup, tüm aile değerlerimizin çökertildiğini fark etme zamanı gelmiştir umuyorum. Geleneklerimizin gerçeği olan tek eşli, eşitlikçi, saygıya, yardımlaşmaya dayanan, sağlam aile yapımızı nasıl çürüterek, hızla eş değiştiren, çabuk kavga eden, uyumsuz, ahlaki değerleri izole edilmiş, yüzsüzleşmeye dönüşmüş toplum haline geldiğimizi fark etme zamanı gelmiştir belki. Atatürk cumhuriyetinin geleneklerimizin, pozitif ilimle bir araya getirilerek, gerçekçi ve sağlam alışkanlıkları hem hukuki anlamda, hem de yaşamın doğasında var etmeyi amaçladığını fark etmeliyiz. Camide, cenazede geleneklerimizin doğasında bulunan, Anadolu kadınımızın çeki ve üstlükleri kullanılırken, işte ve sosyal hayatta saçı açık eteğini , pantolonunu giyebilirken, yine kendi tercihi dolayısıyla başı kapalı çalışmayı tercih ederken, plajda yüzmek ve güneşlenmek adına bir arada herhangi cinsel açlıkla sınanmayan, hatta akla gelmeyen medeniyette, bikinili kadınlarımız, mayolu erkeklerimiz, haşemalı kadınlarımız beraber , barış ve güven içerisinde kendi tercihini yaşayabiliyorken daha güzel olduğumuzu unutmayalım. Şekilcilik üzerinden yapılan siyaset ve kavganın bizlere hiçbir faydası olmadığını, hangi görüşten olursa olsun bireyin kendi tercihinde olması gereken bu konularda, hukuki anlamda tavsiye ve önerinin, yada devlete ait herhangi kurumca yönlendirme çabasının, bireyin hak ve özgürlüğüne müdahale olduğunu, hatta bu konunun daha çok kadınlar üzerinden değerlendirilmesi dolayısıyla cinsiyetçi yaklaşım olduğunu hatırlatmak isterim. Kadın üzerine dizayn edilmeye çalışılan, kuralların eşitlikçi olmadığını, birazda erkeklerin yaşamını dizayn etmek gerektiğini söylemeliyim. Özellikle fiziksel güç farkının olumlu ve güzel işlerde harcanmasına yönelik tavsiyeler mesela. Şiddete meyilli erkeklerin kütüklerden oyma güzel hediyeler yapmayı öğrenip, eşine, bacısına vermesi gibi etkinlikler fiziksel gücün şiddete dönüşmesini engelleyebilir diye düşünüyorum.
Cehalet cesareti tetiklerse zulüm, akıl tetiklerse iyilik güçlenir!