ESKİYE DÖNÜŞ…

Bu hafta içerisinde alınan karar beni eski 1970 lere götürdü.   Eskiden komik, bilimsel gerçeklikten uzak bir anlayış vardı ekonomide.
Merkez Bankalarının amaçları dahilinde olan ,Türk Parasının Değerini  korumak için,   1970 lerde vatandaşın ,döviz bulundurma sı, taşıması yasak idi. Bu şekilde ,Yerli paramızın, değerinin korunabileceği yönünde, saçma sapan bir anlayış vardı. Hatta ,döviz taşıyan kişilerin, hapis cezasına çarptırıldığı günleri yaşadı bu ülke. Oysa, bir ülkenin parasının gücünü , değerini, başka ülkelerin parasını taşımak ya da taşımamakla değil, ödemeler bilançosu  belirler .  Yani ülkemizin ekonomisi güçlü, yeterince ülkenizde döviz bolluğu var ise, bu sizin yerli paranızı daha değerli kılacaktır.
Geçen hafta içerisinde alınan bir karar ile döviz ve altının yükselişini frenlemek maksatlı ,bunların alış ve satışına % 1 vergi getirilmiştir. Daha önce bu vergi binde iki iken ,tam % 400 artırılarak,% 1 e çıkarılmıştır. Yani 100 gram altın alan bir yatırımcı, bunun 1 gramını devlete vergi olarak ödemek zorunda kalacaktır.  Bu uygulama kuyumculardan aldığımız altınları değil ,bankaların müşterilerine sunduğu , yatırım hesaplarının önemli bir kalemini oluşturan, altın hesaplarında geçerlidir. Buda altın piyasasının, kayıt altından çıkması kayıt dışı piyasada ya da tezgah altı piyasalarda işlem görmesini artırıp, devletin bu alanda bir vergi kaybına uğramasına sebep olurken,  altın ve dövizin yükselişini engelleyip engellemediğini ilerleyen zamanlarda şahitlik edeceğiz .
Bu vergi artışının, piyasalarda, bir kara borsa fiyatı, ortaya çıkarması bir diğer risktir.
Bir şeyin değeri ,  ona konan vergi ile belirlenmez.   Değeri  belirleyen en önemli unsur, talep ve arz dır.  Bunun altındaki metafor da , kıtlık kavramıdır.
 Mesela domatesin fiyatının, göreceli olarak kışın daha yüksek olmasının, altındaki neden budur. 
Eğer bir ülkede( altın da dövizde bir maldır)  bu mallara olan talep yüksek ise, siz ne kadar vergi koyarsanız koyun, uzun vadede bunu kontrol edebilme imkanına, bu yol ile sahip olamazsınız.
  Artı bu malların talebinin yüksek olmasının sebepleri arasında, hane halklarının ,bireylerin ,ülke ekonomisinin gidişatı hakkında, kötümser bekleyişleridir. Eğer insanlar,  ekonominin seyri hakkında ,gelecek tahminlerinde, o ekonomiye güvenleri yok ise, bir savunma mekanizması ile servetlerini korumak için portföyünü şekillendirir iken, altın ve döviz talebini artırması, servetini Türk parası olarak değil alternatif araçlara yöneltmesi kaçınılmazdır. Tam terside geçerlidir.
Bu verginin ,bir diğer negatif etkisi,  devletin ekonomiye ,her alanda  aktif bir şekilde müdahale etmesi, o ülkeye yatırım yapma kararı alacak girişimciler açısından negatif bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yatırımcı özgür olmak ister. Yatırımcı müdahaleyi sevmez. Bu açıdan da  ülkeye yatırımcı gelmesine olumsuz etki yapacak  bir uygulama olmuştur vergi artışı.
Daha önce ithalatı olan , ülkemizdeki  fiyatının yükselişini engelleyemediğimiz mesela et fiyatları vs gibi her malda, hükümetin,  üreticiye tehdit edercesine, ithalatı açarım bak, ya da açarak ülkenin üreticisinin belini kıran politikalarının, ülkeye  getirdiği  durum ne yazık ki budur.
 Tabi dövizin ithalatı olmadığı için hükümet bu seferde  çözümü vergi artışında buldu . 
Her zaman dediğim gibi, üretmek üretmek üretmek ve ürettiğini ihraç edebilme kabiliyetini kazanmaktan geçer dövizdeki artışı durdurmanın yolu…