Taraftar olmak adına kesin çizgilerimiz var. Olayları daha objektif ve günün koşullarına göre değerlendirmek güzel olacaktır. Nükleere hayır, jeotermale hayır- Şehirleşmeye evet, lüks hayata evet ( tüm odalar sıcak olmalı, soğuk görmeden kışı tamamlamalıyız. Tüm odalar serinletilmeli, klimalar çalışmalı, yazı görmeden bitirmeliyiz kapalı odalarda,,.)
Dünyada kurulu 438 nükleer santralin 272'isi (yüzde 62) sanayileşmiş 7 ülkenin oluşturduğu G-7 ülkelerinde yer alıyor. G-7 üyesi ülkelerden İtalya'da nükleer santral bulunmaz iken, Fransa'da 59, Almanya'da 17, Japonya'da 55, ABD'de 104, İngiltere'de 19 Kanada'da 18 santral var. Şimdi Greenpeace eylemcilerini bu ülkelere Nükleere karşı protestoya davet ediyorum.. Dünya gerçeklik alanı arkadaşlar, Fransa’dan örnek vermek gerekirse Paris’te 9 tane Nükleer enerji var,, işini düzgün yapınca problem olmuyor değil mi! Hadi İstanbul’a Nükleer enerji yapalım, hiç turist gelmez diyelim, hatta yeri yerinden yıkalım, olamaz , olmamalı, güvenli olması adına takipçi olalım, standart isteyelim! Enerjide dışa bağımlıyız,,, hem de ekonomik özgürlüğümüzü tehdit edecek boyutta. Enerji talebi artışında Çin’den sonra 2. Sırada yer alan ülke olarak, enerji yatırımlarına karşı çıkmak yerine, sağlık ve çevresel standartlar konusunda baskıcı olsak??? Türkiye doğal gazda %98, petrolde %92, kömürde ise %50, yani toplamda %72 oranında dışa bağımlıdır. Özellikle teknolojik yatırımlarda atılım yapabilmemiz için enerji sorununu çözmek zorundayız. Güncel problemler ve aksaklıklar, bu konudaki kararlılığımıza engel olmamalı, aksine sorunların çözülmesi koşuluyla , bir yandan aba altından sopa gösterirken, diğer yandan enerji yatırımlarına destek olmalıyız.
Siyasette etik sorunu! Gelir artışının ihtiyaç hiyerarşisinin gerisinde kaldığı dönem içerisinde etkinliği arttırıcı dilin elzem olduğunu düşünüyorum. Çatışma dili bazen hakaret ve onur kırıcı boyuta ulaşmaktadır. Herhangi kazanç hanesi oluşturmayacak eylemlerin tekrarını makul görmek akılcı değil.
Yerel siyasetle ilgili beklentim, bundan sonraki seçim süreçlerinde yapılabilirliği halkın takdirini alacak projeler ve ekiplerin yarışmasıdır. Bir zahmet siyasi etkinlik adına aşama kaydedelim.
Gündemin boş vaatler, tekrarı her siyasi dönemde yinelenen Polis okulu, Kültür merkezi ne olacak sorunu, Sümer fabrikasını ne yapacağız, Otoban gibi Nazilli’nin kronik siyasi argümanları, yetersiz ve etkisiz siyasetin kanıtı durumunda. Uzun bir zaman almıştır sanırım, Nazilli’de büyük çapta yatırım gerçekleştirilmeyeli,, gerçekten son derece yanlış ve yetersiz siyasetin ispatıdır bu durum ve tüm siyasi alanlar ortaklaşa sorumludur. Bir örnek vermek istiyorum, yapılabilirliği mümkün bence ,, jeotermal zenginliğimiz malum, hani 4 yada 5 adet 5 yıldızlı jeotermalin kullanıldığı otel açılsa, Anadolu’daki benzer otellere göre çok mu elverişsiz alt yapı acaba!?
Nazilli’de kaç kurum, dernek, oda var sayısını bilmiyorum. Hani bazen geceler yapılır, yenilir içilir falan, arada toplantılar, ziyaretler, bolca fotoğraf,,, bitmez… Söylemişimdir, nasıl bir fayda , üretim var, topluma örnek olacak, değer üretecek ne var bunca gürültü, bina insan topluluğu diye J. Komik geliyor, anlatamıyorum, fakat pes etmeden kendimce bir şey üretmeye devam…. Allahtan aynı payda da buluşabileceğim kıymetli arkadaşlarım oldu çevremde, yapılan işlere destek vermeyi tercih eden siyasi sorumlular çıktı karşıma,,! Gırla dönen fotoğraflar ve bilmem ne sıfatları içerisinde, değerli büyüklerimin hazırladığı korolar, tiyatrolar da mevcut. Bazen okullardan, bazen yerel oluşumlardan tiyatrolar ve korolar yine de var. Pes etmek yok, daha fazlası için mücadele etmeliyiz,, örnek olmak değer yaratmak adına. Sonrasında daha büyük salonlar ve imkanlar için talepkar olmak. Kentleri değerli kılan sanatsal ve kültürel faaliyetleridir,, çoğalmak ve üretmek için daha da kalabalıklaşalım, insanımıza bazen fikir, bazen moral, bazen enerjilerini atma fırsatı vererek alışılmış kalıpları daha da geliştirelim. Yine bir hikaye üretmek, bir yaşam sunmak adına toplanıyoruz, zor ve emek yoğun çalışma peşindeyiz. Biliyorum ki, destek zamanı geldiğinde sorumlu şahıslar her zamanki gibi desteğini sunacak. Daha iyi bir iş yapmak istiyoruz ve daha talepkar olacağız J. Şimdiden herkese teşekkür ederim, umuyorum yolculuk meyve verecek ,, çok çalışacağız!
Rüya görmekle, gerçekler arasına sıkışmış düşüncelerin, yine o an içerisindeki birikimlerin ürünü olduğunu bilerek veryansınlarım var sana dair. Örülmüş duvarlarla yaşanmışlıktan sunumlar ve düşünüşlere varabilme uğraşının yorgunu olarak, sınır gözetmeksizin, kural, endişe, olumsuzluk eklemeksizin boş bir alan ve şeffaf bir söyleniş içerisinde, saf beni gösterebilmek neden zor anlayamıyorum. İnsanın içinde sakladığı şiiri, caklara, derlere, kaygılara bırakması ne kadar acı. Haykırmak beslenen duyguları, dönüştürmek , tınılara, dizelere, denizin içerisinde sandal olmak, salınarak kapılmak dalgalara, düşlere rastlamak , ve yaşamak rüyayı! Şimdi bir yarımı bırakıp masamdan kalkıp, gözümün iliştiği yarım kalmış kitaplarımın içinden, tozlu rafların anılarından sıyrılıp dışarı bir nefes almak adına çıkıyorum! Bakınıyorum bu rüya bitmez ki, içerde saklı olanı anlamadıysan diyorum, bu dokunuşu, kokuyu, yatan insanı,,! İç çekip bir sigarayla düşteki bulutu, dumanlara terk edip, masama dönüyor, uzanıyorum bilgisayara ve son noktayı koyuyorum! Tamamen olaylardan yalıtılmış net bakarak ve görerek uzanalım sevgili, pişmanlıklara bırakacak zaman yok!