(Azıcık deme nedenim, konuşacak, yazacak fazlaca olay var, kısmi olmak gerekiyor!)
Kendimden bahsedeyim biraz,,, Kavgalı iki ailenin çocuklarının sevdasından olma, ilk ve üzüntüyle ( nedeni bende kalsın) tek erkek evlat. O günün koşulları, ailelerin tepkisi, siyasi ortam vb. nedenlerle ekonomik anlamda zor bir çocukluk. Devrimci bir baba, otoriter bir anne, disiplin konusunda sanırım dibini gördüm diyebilirim. Bir iki ufak örnek veremem gerekirse, annem misafirliğe yanında götürdüğünde, bir köşeye oturup çıkıncaya kadar tek kelime etmeden beklerdim. Diğer çocukların ne yaptığına hiç girmeyeceğim, örnek yeterli olacaktır, börekler ,çörekler, kısırlar yenir ve kadının biri akıl edip sormuştur, senin oğlan neden yemiyor; annem,, bana bakar onaylayan gözlerle , karnım aç olmasına rağmen bir bardak su isterim sadece! Sanırım disipline olan inancım annemin ellerindeki tığlar gibi işlendi ruhuma. Okul yıllarında anlamını hala çözemediğim işler gelirdi başıma. Okulun ilk günü hangi sınıfa gideceğimi bilemeyip aranırken, bir anda öğretmenlerin etrafımda toplanıp, kucaklamaları, öpmeleri beni çok rahatsız etmişti. Aklı topta ve oyunda olan bir çocuk olarak, yok kafkas ekibidir, yok korodur, yok yedi cüceler müsameresidir, neden beni rahat bırakmayıp , zorla bir şeylere ittiklerini hiç anlayamadım. Okuma yazma ile ilişiğim derslerden kalma değil, en arka sırada teneffüsü bekleyip top oynamayı düşünen ve dersten sıkılan bir çocuk. Öğretmen bir şeyler söylüyor ama, ben anlamıyorum ve takip etmiyorum. Dersler kötü, arkadaşlar ufaktan yazıp okumaya başlamış, ben aklıma gelirse bazen çalıştığım ve dinlediğim kadar işte. Babamın yurt dışından izne geldiği gün akşamı, dersleri sordu, okuman için kitabın var mı dedi, öğretmenin okumam için verdiği hiç çantadan çıkarmadığım ( gerçi defter, kitap kalemi de ellediğim yoktu) eskice bir kitabı götürdüm, uzattım ( babam hep gurbette, hani konuşmayı bile beceremiyorum, bilmediğim bir duygu, baba). Birkaç saat ders çalıştık, sabah okula gittim, öğretmen soru soruyor, ben el kaldırıyorum, (umarım yaşıyordur, ilk öğretmenin Ersan İzmirlioğlu, nedeninin çok bilmiyorum, tuhaf bir sevgi var ilk öğretmenime karşı ve o yıllardan soyadıyla beraber hatırladığım tek isim) tabi şaşırdı, kaldırdı tahtaya, o soruyor ben yanıtlıyorum, sorular zorlaşıyor ben yanıtlıyorum, sanırım sadece hocam değil, tüm sınıf şok oldu. Tanıştığım çoğu insan bende değişik bir şey olduğunu söyler, inanın ben kendimi çözemiyorum, başkası ne kadarını çözer, sanmıyorum. Çok ayrıntı ve hikaye var, aslında pek konuşmayı sevmediğim için uzatmadan bir örnek daha verip gizlenmeye devam edeceğim. Lise , okul girişi tören sonrası içeri giriyoruz, onca öğrencinin içinde müdür yardımcısı, terörist diye bana bağırdı, hiç umursamadım bile, o bağırmasına rağmen yoluma devam ettim. Nedenini söyleyeyim, şekilciliğe karşıydım, hafif egzistansiyalist takılan bir genç olarak, okul dönemimim büyük kısmında keçi sakalı bıraktım. Saçı hafiften uzadığı için parmaklarının arasında kopartılan saçlar, dövülen arkadaşlarıma inattı sanırım tavrım, şiddeti hiçbir zaman kabullenemedim ve isyan ettim ( Okuyup ta kimse özenmesin lütfen ).Kendimden bahsetmeye daha sonra devam edeyim, müsaadenizle.
İran Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani , Amerika’nın füze saldırısıyla öldürüldü. Arka arkaya açıklamalar geliyor, sanırım biraz tedirginlik var! Bu açıklamalardan bir kısmını yazmak istiyorum:
SALDIRI SONRASI TARAFLARIN AÇIKLAMALRI:
- İran Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı ; Trump İran'ı tehdit etmeden önce askerlerinin tabutlarını hazırlasın
- NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, NATO üyesi ülkelerin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin ardından, Birlik üyesi 29 ülke büyükelçisini toplantıya çağırma kararı alıyor
- Tramp İranın kültürel mirasına zarar verme tehdidinde bulunuyor.
- UNESCO: Trump'a, ABD'nin ve İran'ın çatışma durumlarında kültürel mirasa zarar vermemeyi taahhüt eden uluslararası anlaşmalara taraf olduğu uyarısında bulunduk.
- Çin, Irak'a her türlü askeri yardımı sağlamaya hazır olduğunu açıkladı.
- Avrupa Birliği dışişleri bakanları, İran ve Irak'taki gelişmelerin ardından 10 Ocak'ta olağanüstü toplanma kararı alıyor
- ABD Savunma Bakanı Esper, Irak'tan çekileceklerine dair sosyal medyadaki mektubu yalanlayarak, "Irak'tan çekilmiyoruz; çekilme planımız da yok." dedi.
- İngiltere, Tahran ve Bağdat büyükelçiliklerindeki personel sayısını "güvenlik endişeleri" nedeniyle en aza indirdi.
- İran Cumhurbaşkanı Ruhani, 1988’de ABD Uçak gemisi tarafından vurulan ve içinde 290 kişinin bulunduğu iran tescilli uçağı hatırlatarak "52 sayısına işaret edenlerin 290 sayısını düşünmeleri daha iyi olur. Hiçbir zaman büyük İran milletini tehdit etmeyin" dedi.
- NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: "Süleymani'nin öldürülmesi NATO'nun ya da koalisyonun değil, ABD'nin kararıdır. İran'ı daha fazla şiddet ve provokasyondan kaçınmaya ve bölgede tansiyonu düşürmeye çağırıyorum."
- İran Meclisi, aldığı kararla ABD'nin tüm komutanları ve Pentagon'un tüm yetkililerini terörist ilan etti.
- NATO güvenlik endişeleri nedeniyle Irak'tan bazı personeli çıkardığını açıkladı.
- ABD Savunma Bakanı Esper: İran ile savaşmaya hazırız.
- İran yanlısı milisler, ABD'ye ait olan Bağdat'taki Taci üssüne 5 roket attı.
- Üst düzey Pentagon yetkilisi: Ayn el-Esad hava üssüne 6'dan fazla füzeyle saldırı gerçekleştirildi, ölü ve yaralılara ilişkin henüz bir bilgimiz bulunmuyor.
Bombalı saldırı ile General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi anından itibaren, bütün dünyada gündem değişti. Çok ciddi savaş tehditleri ve restleşmeler. Ben siyasi dengelerde gözetilecek yeni bir alan olarak görüyorum olayı. El ense tokat olaylarından sonra, sıradan restleşme taktikleriyle rutine bağlanır. Orta doğuda uzun yıllar yaşanan çatışmalar, kontrol altında, belli bölgelerde, istenilen dozda, adım adım devam etmektedir. Bir anda komple bir savaş durumu küresel düşüncenin olağanına çok uymuyor.
Nacizane benim önerim, eğer kaldıysa paranız altına yatırın. Gereksiz harcama yapmayın, içinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasal ortamın bizlerin tasarrufunda olmadığını da söylemek istiyorum. Gündemde Suriyeli sorunu, iç savaş tehdidi, kanal İstanbul, intihar olayları, ekonomik sorunlar vs. Büyük bir çatışma bölgesinin ortasında yaşıyoruz, siyasi, kültürel, ekonomik bağ akrabalık düzeyinde olduğu bir bölgeden söz ediyoruz. Yaşanan şartları, olayların gelişimini sıradan günlük dil ve iç siyasetin jargonuyla değerlendirmek hiç akılcı değil. Bağ ve bağıntılarımızı anlamak adına yukarıda verdiğim örnekleri incelersek, bölge, Abd, Avrupa Birliği, Çin, Rusya başta olmak üzere bütün dünyanın kontrolünde ve birinci derece ilgisinde sürecini yaşıyor. Kısaca anlatmak istediğim Ekmeğin fiyatını siyasi irade tek başına belirlemiyor, bütün dünya artık bağımlı bir zincir,, bireysel yaşantılarımıza kadar, dilleri, renkleri, kültürü farklı, ama gün geçtikçe birbirinden daha çok etkileşen, sistemin bağımlıları olmaktayız!