Hidropolitik Akademi
Ülkemizde yaşanan bölgesel kuraklıkların şiddeti ve sıklığındaki artış bazı büyükşehirlerimizde acil çözüm arayışlarını da arttırmıştır. Bu kapsamda Ankara Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi “Yapay yağış ve yağış arttırma” konusunda araştırmalara başlamıştır. Çeşitli ülkelerde denenen bu yöntemden elde edilen sonuçlar konusunda tam bir netlik bulunmamaktadır.Bu konunun uzmanları yöntemin uygulanmakta olduğunu belirtmekte ancak verimliliği konusundaki belirsizliklere de vurgu yapmaktadır.
Su, talebi sürekli olan, yerine başka bir kaynağın ikame edilemediği yaşamsal bir kaynaktır. Bu nedenle su arz güvenliğinin sürekli ve sürdürülebilir olarak sağlanması büyük önem taşımaktadır. Su arz güvenliğinin riske girdiği dönemlerde su hizmetleri yönetimi hızla acil çözüm arayışlarına girerek krizin derinleşmeden atlatılmasına çalışmaktadır. Bu dönemde barajların ölü hacimlerinden su çekilmesi,yeraltısuyundan ilave su temini,farklı amaçlı barajlardan dönemsel olarak su kullanılması, gibi su arzını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Bu çalışmalar su krizinin derinleşmesinin doğrudan bir halk sağlığı riski yaratma potansiyeli taşıması nedeniyle doğru olup kriz dönemi tedbirleri olarak uygulanmalıdır. Bu tedbirlerin yanısıra su krizine yaklaşıldığı dönemlerde “Yapay yağış, paket deniz suyu arıtma tesisleri” gibi bazı acil çözüm önerileri de konuşulmaktadır. Sürdürülebilir su yönetimi için, teknolojik tüm gelişmelerin sunduğu olanaklar kısa orta ve uzun vadeli çözüm alternatifleri içinde değerlendirilebilir.Ancak bunların arasından sosyal,ekonomik ve ekolojik olarak en uygun çözümün uygulanması esas olmalıdır. İklim değişikliği etkilerinin arttığı bu dönemde su yönetiminin en öncelikli politikası ise elde mevcut olan suyun en verimli şekilde kullanımı ve kuraklık risklerinin yönetimine hazırlık yapılması olmalıdır.
Yüksek risk dönemlerindeki acil su temini çözümlerinin , su yönetiminde atılması gereken birçok adım varken, ekonomik ve ekolojik rantablitesi olmayan kalıcı uygulamalar haline gelmemesine dikkat edilmelidir. Planlama ve verimlilik anlayışından uzaklaşıp, ortaya çıkan su sorunlarını ileri teknolojinin “kısa dönemli acil çözümleri” ile sürdürülebilir olarak çözebilmek mümkün değildir.Bu nedenle su hizmetleri yönetimi teknolojik gelişmeleri öncelikle verimliliği arttırmak, planlı, katılımcı, şeffaf,doğal dengeyi gözeten bir su politikasını etkin ve yaygın bir şekilde uygulamak için kullanmalıdır.
Son günlerde çokça gündeme gelen yapay yağış konusunda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün web sayfasındaki makalenin sonuç bölümündeki bazı açıklamaları , faydalı olacağını düşünerek aşağıda sunuyorum.
“Yapay yağış çalışmalarının temelini bulut tohumlama uygulamaları oluşturmaktadır. Bulut Tohumlama, yağış miktarı ve türünü değiştirmek için bulutların içine başta gümüş iyodür olmak üzere çeşitli kimyasal maddeler serpiştirerek bulutlarda meydana gelen fiziksel süreçleri etkileme için kullanılan bir hava modifikasyonu yöntemidir. . Yağış arttırma çalışmalarında tohumlama için yeterli miktarda ve uygun bulut gerekmektedir. Halen ülkemizde yaşanan yağış azlığının temelinde yatan neden; yüksek basınç sistemi etkisinde bulut oluşumunun az ve tohumlamaya uygun bulutluluğun oluşmamasıdır.
Bulut tohumlama yolu ile yapılan yapay yağış işlemi, fayda/maliyet analizinin yüksek olduğu bölgelerde uygulanma potansiyeli olan bir hava modifikasyonu işlemidir ve sadece uygun sıcaklık ve nem koşullarına sahip bulutlara uygulanabilmektedir.
Bulut tohumlama işleminden sonra yağışın nereye düşeceği kontrol edilememektedir. Uygun bulutluluk durumu olsa bile, tohumlama sonucunda oluşacak yağışın hedef havzaya düşeceği belirsizdir.Doğru şartlar altında, tekniğine uygun yapılan bulut tohumlama işleminin yağışı %5-20 arasında artırabileceği ileri sürülmektedir. Ancak yağışın ne kadar arttığı bilimsel yöntemlerle ve kesin olarak ölçülememektedir.”