ALEVİLERİN SİYASAL TARİHİNİ bilen bir akademisyen olarak bu yazıyı ele almak Maraş Katliamını anmak kin ve nefret söylemlerine itiraz etme zamanıdır diye düşünüyorum.
Maraş Katliamını yıllardır anıp, acıları tekrarlarız! Amaç yeni katliamları yeniden yaşamamaktır! Toplumsal barışın en temel ögesi inançların özgürlüğü, barışın ve kardeşliğin temel ilkelerini yaşatmaktır!
İnançlar üzerinden siyaset yapmak, kardeşliği ayrıştırmak kin ve nefret söylemlerinin toplumsal eylemlere dönüşmesi demektir. Yüzlerce canımız çoluk, çocuk, yaşlı ve genç demeden hunharca boğazlandı, gözleri oyuldu, hamile kadınların karınları deşildi ve komşu komşuyu vurdu. Yıllarca bir arada kardeşlik duygusu içinde yaşayan, alevilerden övgü ile bahseden toplum yapısını kim kaşıyor!
Tabii ki Emevi zihniyeti üzerinden rant sağlayan İslam Emperyalizmi ve Batılı Emperyalistler.
1500 yıllık bir tarihin gölgesinden süzülerek gelindiğinde, bu günün tarihini ve siyasetini özetlemeyi yapmak gerekiyor.
-Sistemin Suriye üzerinden yürüttüğü siyaset bir Emevi zihniyetinin devamı ve aleviler üzerine kurgulanmış bir oyundur.
-Bugünkü düzenin yaptığı hazırlıklar, Alevileri, asimilasyon politikaları ile kültür ve inanç açısından yok etmektir.
-Cem evlerinin ibadet hane olmasını kabul etmeyen ve fetva veren diyanet "siyasete hizmet etmektedir".
-Antalya’da eğitim şurası adı altında toplanan dini şura; karma eğitim sistemini ortadan kaldırma çabaları, ümmet toplum yapısını altılı yaşlara düşürme, fişleme ve Alevi çocuklarını ilmin ve bilimin yolu olan aydınlanmadan uzaklaştırmaktır. Bu toplantıya şerh koyan aydınlık bir şahsiyete "sen dinsizsin" demek bunun ifadesidir.
-Kadın haklarını neredeyse yok edilmesi noktasına getirilmiş olması, Hukukun ve insan haklarının yok sayılması, özgürlüklerin yaptırımlarla kısıtlanma noktaya getirilmiş olması, Demokrasi’nin betonu olan Alevilerin direncini kırma refleksidir.
-Birçok Çalıştaylar yapan bugünün düzeni, Alevilerin kısaca eşit vatandaşlık istemlerini, Teolojik tartışmalarla bulandırmaya çalışan bugünün düzeni çözüm yaratma yerine, toplumsal gerçekleri karartarak, elini kolunu sallayarak nefret ve kin söylemlerini fütursuzca kullanan akademisyenler, başıboşlar sürüsü gibi çoğalmaya başladılar.
Dünya çağdaş yaşamın asıl kaynağı insanı, yasamın ortasına oturttururken ne yazık ki ülkemizde inanç üzerinden ayrışma yapmanın, cennetin yol haritasını çizmenin peşinde koşmaktadırlar.
Buradan canlara, buradan Alevilere bir Alevi kanaat önderi olarak sesleniyorum!
Bu ülkenin Demokrasi ve Cumhuriyetinin yasam garantisi ve betonusunuz.
Asimilasyon tehlikesine tepki verin, Haz. Hüseyin ruhu ile yanlışa ve zulme direnin.
Küskünlükleri kibir yapmadan, içinizden sökün atın. "Bir olma iri olma diri olma zamanıdır".
Kucaklaşın. Küskünler; evlere, iş yerlerine koşun, Cemevlerinde lokmalar yapın bir araya gelin, barışın, perşembe akşamları Cemevlerinde istişare yapın, çala çocuğunuzla gidin, kaynaşın.
Bir arada olma zamanıdır. Türkiye’nin ve bizlerin; biri birimize, birliğimize ve dirliğimize, ihtiyaç hem de en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz.
Ya siz, arkasında her daim durduğumuz, kendinden olmayan ve yanlışlarına karşı koyan siyasi şahsiyetleri, İl ve İlçe teşkilatlarınızın süpürüp atmayı marifet sayanları gördünüz mü? Parti içi disiplini sağlıyor musunuz? Yoksa İl yönetiminin komutanlarının sosyal medyada masa başında boy, boy resimleri " İşte siyasetin babası ve oğlu" nidaları ile resimlerin gölgesinde siyaset yapmalarına izin verip uzaktan alkışlıyor musunuz?
Maraş Katliamının anma yıl dönümünde, İnançların özgürleştirilmesi, kardeşliğin pekiştirilmesi, kin ve nefret söylemlerinin yok edilmesi adına, katliamı kınıyor, lanetliyorum.
İnsan sevgisinin; renklerin, ırkların ve dinlerin ortak paydası olduğunu söylüyor, inanç üzerinden siyaset ve sömürü yapanları tarihin çukurlarına süpürecek gücün ilim ve irfan olduğunu söylüyorum.