30 Ağustos ZAFERDİR;SABIRDIR

30 Ağustos geldiğinde takvim bize sadece bir bayram vermiyor. Bize bir hatırlatma veriyor; Bir milletin kaderi birkaç gün içinde değişebiliyor, ama o birkaç güne gelene kadar geçen yıllar sabırla örülüyor.

1922’nin 26’sında başlayan Büyük Taarruz, 30’unda Dumlupınar’da düğümlendi. Ordumuzun “son kurşuna kadar” dediği yer orasıydı. O gün cephede kazanılan şey toprak değildi sadece. “Yenilmez” denilen bir algı yıkıldı. “Bu kadar” denilen bir hikâye yeniden yazıldı.

Köşe yazılarında hep aynı cümleyi kurarız: “Tarih tekerrürden ibarettir.” Ben buna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmiyor, sadece sorularını tekrar soruyor. 30 Ağustos da her yıl aynı soruyu önümüze koyuyor: Zor zamanlarda ne yaparız?

Cevap nutuklarda değil, küçük kararlarda saklı.

O gün Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni kazananlar sadece generaller değildi. Cephaneyi kağnıyla taşıyan kadınlardı. Mektup beklerken tarlayı ekenlerdi. “Dönecek miyim” diye sormayıp yola çıkanlardı. Zafer, büyük nutuklardan sonra değil, o nutuklara inanıp sabah 4’te kalkmaktan geldi.

Bugün 2026. Cepheler değişti. Artık siperde değil, üretimde, okulda, hastanede, bir depremden sonra enkazda, bir sokakta direniyoruz. Yorgunuz, haklı olarak. Ekonomi konuşuyoruz, gelecek kaygısı konuşuyoruz. Ama 30 Ağustos tam da bunun için var; “İmkansız” dediğimiz anda bile bir yol açılabileceğini hatırlatmak için.

Zafer Bayramı’nı resmi törenlerden ibaret sanırsak haksızlık etmiş oluruz kendimize. O bir muhasebe günü.

Kendimize üç soru sormak için iyi bir gün;

1. Ne için vazgeçmiyoruz? 1922’de vatan için vazgeçilmedi. Bugün biz ne için aynı inadı gösteriyoruz?

2. Kime borçluyuz? Adını bilmediğimiz binlerce insana. Borcu ödemenin yolu heykel dikmek değil, emanete iyi bakmak.

3. Sonra ne olacak? Zaferden sonra rehavet gelir. 30 Ağustos bize rehavetin panzehirini de verdi; “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri.” Yani durmak yok.

Söke’den bakınca Ege daha bir anlamlı geliyor. 100 küsur yıl önce aynı deniz kıyısında “bitti” denilen bir işin nasıl “başladı”ğına dönüştüğünü biliyoruz. O yüzden 30 Ağustos buralarda sadece tarih değil, coğrafyadır da.

Bayram kutlaması yapalım elbette. Bayrak asalım, marş söyleyelim. Ama en çok şunu yapalım: Bir günlüğüne bile olsa “ben neyi ileri taşıyabilirim” diye soralım. Bir öğrenciye, bir işe, bir mahalleye, bir fikre.

Çünkü zafer bir günde kazanıldı ama o zaferi anlamlı kılan, sonraki 100 yılda vazgeçmemekti.

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.

Şehitlerimize rahmet, gazilerimize minnetle